Hizbullah’ın artan operasyon kapasitesi ve siyasi baskıların İsrail’i Lübnan’da stratejik bir açmaza sürüklediği belirtildi.
YDH- The New York Times’ın (NYT) haberine göre, İsrail’in yüksek beklentilerle başlattığı savaş bir çıkmaza sürüklenirken, Hizbullah savaşın başlangıcına kıyasla “daha etkili ve daha hazırlıklı” bir görünüm sergiliyor.
İsrail Başbakanı ile Savunma Bakanı’nın pazartesi günü Beyrut’un Güney Banliyösü’nün yakında hava saldırılarıyla hedef alınacağını açıklaması, yalnızca Lübnan’a yönelik savaşta yeni bir tırmanış anlamına gelmedi.
Habere göre, bu açıklama aynı zamanda İsrail’in savaş hedeflerine ulaşma kapasitesine yönelik “artan kuşkuların” da yansıması oldu.
Ancak İsrail, saatler sonra bu tehdidini geri çekti. Bu durum, Tel Aviv yönetiminin hem iç kamuoyundan gelen baskılar hem de ABD’nin Lübnan’a yönelik saldırıların sınırlandırılması yönündeki talepleri arasında sıkıştığını ortaya koydu.
“Tampon bölge” stratejisi sert direnişle karşılaştı
Habere göre İsrail’in başlangıçtaki planı, Lübnan içinde bir “koruyucu tampon bölge” oluşturarak Hizbullah güçlerini, kuzey İsrail yerleşimlerini uzun süredir tehdit eden tanksavar füzelerinin menzilinin dışına itmeyi amaçlıyordu.
Ancak İsrail güçlerinin, Hizbullah’ın fiber optik kablolarla yönlendirilen ve elektronik karıştırmaya dayanıklı patlayıcı yüklü FPV (birinci şahıs görüşlü) insansız hava araçlarını geniş ölçekte kullanmasına “hazırlıksız” yakalandığı belirtildi.
İsrail saldırılarının Lübnanlı siviller arasında çok daha yüksek can kayıplarına yol açmasına rağmen, Hizbullah’ın İHA operasyonlarının hem Lübnan’daki hem de İsrail’deki askerleri ve komutanları düzenli biçimde hedef aldığı ifade edildi.
Haberde, Hizbullah’ın bu saldırılara ait görüntüleri internet üzerinden yayımlayarak psikolojik etkisini artırdığı kaydedildi.
İsrail ordusunun yalnızca pazartesi günü yaşanan benzer saldırılarda iki askerin öldüğünü ve on askerin yaralandığını açıkladığı aktarıldı.
Güven yerini çıkmaza bıraktı
The New York Times, başlangıçta İsrail lehine görünen askeri üstünlüğün zamanla “daha belirsiz” bir çatışmaya dönüştüğünü belirtti.
Bir dönem Hizbullah’ı ezici biçimde mağlup edeceklerini savunan İsrailli yetkililerin artık taraflardan hiçbirinin açık üstünlük sağlayamadığı bir tabloyla karşı karşıya olduğu ifade edildi.
Eski İsrailli güvenlik yetkilisi Orna Mizrahi, “Bir strateji vardı; vardı diyorum” ifadelerini kullandı.
Mizrahi, Hizbullah’ın İHA kapasitesinin İsrail için sürpriz olduğunu ve İsrailli planlamacıların başlangıçta bu tehdidi küçümsediğini söyledi.
Mizrahi, “İsrail’de buna bir oyuncak gibi bakıyorlardı.” dedi.
İç ve dış baskılar İsrail’in hareket alanını daraltıyor
Habere göre, İsrail yalnızca sahadaki zorluklarla değil, diplomatik baskılarla da karşı karşıya bulunuyor.
Bir yandan Hizbullah’a karşı daha sert adımlar atılması yönünde iç baskılar sürerken, diğer yandan ABD yönetimi çatışmanın daha fazla tırmanmasını engellemeye çalışıyor.
Yaklaşan seçimler öncesinde Başbakan Benjamin Netanyahu’nun özellikle kuzeydeki yerleşimcilerin evlerine dönememesi nedeniyle ciddi siyasi baskı altında olduğu belirtildi.
İsrail Politika Forumu’ndan Michael Koplow, mevcut yaklaşımın tutarlı bir stratejiden yoksun olduğunu savundu.
“Bu aslında bir strateji değil.” diyen Koplow şöyle devam etti: “Bu, kendisine bir strateji arayan siyasi bir zorunluluk.”
Büyük hedeflerden sınırlı amaçlara
Haberde, İsrail’in savaşın başında Lübnan’daki durumu kökten değiştirme sözü verdiği ancak bu hedeflerin kısa sürede “küçültüldüğü” belirtildi.
Lübnan’ın tamamen işgal edilmesinin gerçekçi görülmediği ifade edilirken, nisan ayında ABD baskısıyla Beyrut’a yönelik saldırılara da “çeşitli sınırlamalar” getirildiği kaydedildi.
O tarihten bu yana İsrail’in “tampon bölgeyi” korumaya ve “Hizbullah altyapısı” olarak tanımladığı hedefleri vurmayı sürdürdüğü, aynı zamanda Güney Lübnan’daki çok sayıda sivili zorla yerinden ettiği aktarıldı.
Ancak analistlerin, yalnızca toprak kontrolünü sürdürmenin uzun vadede “hem operasyonel hem de siyasi riskler” taşıdığı uyarısında bulunduğu belirtildi.
1982 işgalinin dersleri unutuluyor mu?
Emekli İsrailli Tuğgeneral Assaf Orion, mevcut politikanın İsrail’in 1982 Lübnan işgalinden çıkarılması gereken dersleri göz ardı ettiğini söyledi.
Orion, söz konusu işgalin sonunda 18 yıllık bir askeri varlığa ve Hizbullah’ın yükselişine yol açtığını hatırlattı.
Sabit konuşlanan birliklerin daha kolay hedef haline geldiğini ve siyasi açıdan da zayıflatılmak istenen Direniş’i güçlendirdiğini ifade etti.
Bu süreçte İsrailli yetkililerin Beyrut ve diğer bölgelerdeki Hizbullah hedeflerine yönelik hava saldırılarının yeniden yoğunlaştırılması çağrısında bulunduğu belirtildi.
Bazı İsrailli analistler, Washington tarafından getirilen kısıtlamaların İsrail ordusunu “dezavantajlı” duruma düşürdüğünü savundu.
RAND analisti Shira Efron, “Hizbullah’ın merkezi hedeflerine yönelik saldırıların sınırlandırılmasının caydırıcılığı zayıflattığını” öne sürdü.
“Kedi-fare oyunu” çıkmazı
Alma Araştırma ve Eğitim Merkezi’nden Sarit Zehavi ise saldırıların sınırlandırılmasının Hizbullah’a toparlanma ve faaliyetlerini sürdürme imkânı verdiğini savundu.
Zehavi’ye göre bu durum, düşük yoğunluklu ancak sürekli devam eden bir savaş döngüsü yaratıyor.
Derinlemesine saldırılar olmadan İsrail’in çözüm üretmeyen bir “kedi-fare oyunu” içinde sıkışıp kaldığını ifade etti.
Buna karşılık Shira Efron, ABD ile İran arasında ateşkesi de içeren müzakere edilmiş bir anlaşmanın uzun süreli askeri angajmandan daha fazla İsrail’in çıkarına hizmet edebileceğini belirtti.
Efron, mevcut operasyonların İsrail’i daha derin bir işgale ve askerler açısından kalıcı bir kırılganlığa sürükleme riski taşıdığını, buna karşılık daha geniş kapsamlı bir anlaşmanın birçok cephede gerilimi azaltabileceğini söyledi.