Parsi: İran, İsrail’in caydırıcılık mitini yıktı

img
Parsi: İran, İsrail’in caydırıcılık mitini yıktı YDH

Analist Parsi, İran'ın doğrudan müdahalesini İsrail'in "dokunulmazlık zırhını" yıkan bir dönüm noktası olarak nitelerken bu gelişmeyi bölgesel çatışma hatlarının yeniden çizildiği bir milat olarak değerlendiriyor.




YDH- Analist Trita Parsi, kişisel blogunda kaleme aldığı son yazısında, İran’ın İsrail’e yönelik doğrudan saldırısının Ortadoğu’daki jeopolitik dengeleri kökten değiştiren tarihsel bir dönüm noktası olduğunu savunuyor.

Parsi, bu gelişmeyi bölgesel çatışma hatlarının yeniden çizildiği bir milat olarak değerlendiriyor.

Parsi, yaşananları sadece bir askeri operasyon değil, İsrail’in onlarca yıldır alışık olduğu dokunulmazlık zırhının delinmesi olarak tanımlıyor.

Yazısında, İran’ın artık İsrail’in üçüncü taraflara yönelik saldırganlığına karşı doğrudan "sert güç" kullanma kapasitesine ve iradesine sahip olduğunu kanıtladığının altını çiziyor:

''Yaşananların büyüklüğünü zihinlerde tam anlamıyla oturtmak belki biraz zaman alacak. İran, ilk kez İsrail’in kendi toprakları dışındaki bir ülkeye yönelik saldırısına doğrudan karşılık verdi. Bu hamle, çatışma hatlarının artık geri dönülemez biçimde yerinden oynadığı anlamına geliyor. İran’ın caydırıcılığı; İsrail’in kendisine yönelik her saldırının mutlaka karşılığını alacağını bilmesiyle aslında zaten yeniden tesis edilmişti. Ancak İran şimdi, İsrail’in Lübnan’a düzenlediği saldırıları da karşılıksız bırakmayacağını kanıtladı. On yıllardır ilk kez, bölgesel bir güç; İsrail’in üçüncü taraflara yönelik askeri manevralarına veya saldırganlığına karşı, elindeki sert gücü kullanma iradesine, araçlarına ve kapasitesine sahip olduğunu gösteriyor.''

Deneyimli analist, özellikle bu yeni caydırıcılık dinamiğinin İsrail-Filistin meselesindeki denklemi bozabileceğine dikkat çekerken, İsrail’in bugüne kadar uluslararası yaptırımlardan muaf tutulması ve bölgesel bir karşılıkla karşılaşmaması sayesinde rahat hareket edebildiğini ifade ediyor.

Parsi bu durumu şu çarpıcı ifadelerle özetliyor:

"İsrail; Batı'nın hiçbir gerçek yaptırım uygulamaması ve hiçbir bölgesel gücün kendisine bedel ödetecek askeri kapasiteye sahip olmaması sayesinde toprak ilhak edebilmiş, soykırım ve savaş suçları işleyebilmiştir. Eğer bu denklem değişirse, İsrail-Filistin çatışmasının geleceği muhtemelen yeni ve önemli bir yöne evrilecektir."

Analist, ABD’nin Ortadoğu politikalarına da sert eleştiriler getiriyor.

Washington’ın İsrail’e verdiği kesintisiz desteğin, bölgedeki istikrarsızlığı derinleştirdiğini ve İsrail tarafını giderek daha pervasız hale getirdiğini savunan Parsi, ABD’nin bu tutumuyla kendi çıkarlarına aykırı bir "İsrail hegemonyasını" korumaya çalıştığını belirtiyor.

Parsi, mevcut durumun sürdürülebilir olmadığını ifade ederek şu değerlendirmede bulunuyor: 

"İsrail'in hakimiyetini sürdürmek, İran ile sürekli bir savaş durumunu zorunlu kılmaktadır. Bu ise ABD çıkarlarıyla açıkça çelişmektedir."

Yazıda, ABD Başkanı Donald Trump’ın İsrail’in misillemede bulunmaması yönündeki temennilerine ve İran’la "iyi bir anlaşma" yapma arzusuna da değiniliyor.

Ancak Parsi, ABD’nin gerçekten kendi çıkarlarını öncelemesi durumunda, bölgedeki bölgesel rekabetlerden geri çekilmenin en akılcı yol olduğu sonucuna varıyor.

Analiste göre, İsrail’in değişen denkleme direnmesi, bölgeyi çok daha zorlu ve belirsiz bir geleceğin beklediğinin habercisi niteliğinde.



Makaleler

Güncel