Gideon Rachman, Financial Times gazetesinde yayımlanan makalesinde, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun ülkesini tamamen askeri yöntemlerle koruma stratejisinin başarısız olduğunu belirtti.
YDH - İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun on yıllardır sürdürdüğü askeri ve siyasi strateji, hem bölgesel cephelerde hem de en önemli müttefiki olan ABD ile ilişkilerinde derin bir tıkanma noktasına ulaştı.
İngiliz Financial Times gazetesinde gazeteci Gideon Rachman'ın imzasıyla yayımlanan makalede, Netanyahu’nun İsrail’in güvenliğini yalnızca askeri yöntemlerle sağlama arayışının işe yaramadığı ve büyük stratejisinin parçalanmakta olduğu belirtildi.
Rachman, İran ile doğrudan savaşmanın Netanyahu için otuz yıllık bir hayalin gerçekleşmesi olduğunu kaydetti.
Yazıda, İsrail Başbakanı’nın on yıllardır İran’ın ülkesi için varoluşsal bir tehdit oluşturduğu yönünde uyarılarda bulunduğu ve nihayetinde 28 Şubat’ta bu ülkeye yönelik topyekun bir saldırı başlattığı hatırlatıldı.
Netanyahu’nun, eski ve yeni ABD Başkanı Donald Trump’ı bu savaşın İran’da bir rejim değişikliği getireceğine ikna ettiğini belirten Rachman, gelinen noktada bu kampanyanın büyük bir kabusa dönüştüğünü ifade etti.
"İsrail öldürerek güvenliğe ulaşamaz"
Rachman, Netanyahu’nun Gazze, Lübnan ve İran’a yönelik operasyonlarda taktiksel askeri başarıları nihai bir zafer gibi sunduğunu ancak bunun temel bir yanılgı olduğunu belirtti.
Makalede konuya ilişkin şu değerlendirmelere yer verildi:
"Netanyahu her vakada aynı hatayı yaptı. Siyasi ve diplomatik boyutları göz ardı ederek, İsrail'in güvenlik sorunlarına tamamen askeri bir çözüm aramayı seçti. Sonuç olarak, Hizbullah, İran ve Hamas liderlerinin öldürülmesi gibi İsrail ordusu ve istihbaratının taktiksel başarılarını, İsrail'in daha güvenli hale geldiğinin kanıtı olarak yanlış bir şekilde pazarladı. Ancak artık şu çok açık olmalıdır: İsrail öldürerek güvenliğe ulaşamaz. Gazze, Beyrut veya Tahran'da bir grup lider suikasta kurban giderse, onların yerini alacak başkaları ortaya çıkacaktır."
Yazar, Netanyahu’nun siyasi ve entelektüel açıdan kolay yolu seçtiğini, İsrail’in düşmanlarını yalnızca ortadan kaldırılması gereken akılsız fanatikler olarak tasvir ettiğini belirtti.
Rachman, "Sonuç olarak İsrailliler, birçok Filistinli, Lübnanlı ve İranlının bombalanmaya ve öldürülmeye, İsraillilerin 7 Ekim’e verdiği tepkinin aynısını vererek karşılık vereceğini, yani teslim olmayıp daha da sert savaşacaklarını kabul etmeyi reddediyor" ifadelerini kullandı.
"Ben ne dersem o olur, kararları Netanyahu vermiyor"
İran’ın füze saldırılarına İsrail’in bombalamalarla karşılık verdiğini ancak Trump’ın daha fazla tırmanmayı önleme konusunda kararlı göründüğünü belirten Rachman, iki lider arasındaki güç mücadelesini aktardı.
Makalede, ABD Başkanı Trump’ın Financial Times’a verdiği demeçte, "Ben ne dersem o olur. Kararları o (Netanyahu) vermiyor" dediği bilgisi paylaşıldı.
Bu durumun Netanyahu’yu zor bir seçimle karşı karşıya bıraktığını vurgulayan Rachman, analizinde şu ifadelere yer verdi:
"Netanyahu şimdi çok zor bir seçimle karşı karşıya. İran ve Hizbullah'a yönelik saldırıları durdurup hem İran rejimi hem de İsrail kamuoyu nezdinde zayıf görünme riskini mi alacak? Yoksa Trump'a karşı gelip Amerika ile olan ittifakını tehlikeye mi atacak? İsrailli siyasetçilerin, İsrail'in kendisini nasıl savunacağına dair kararları kendi veren egemen bir ulus olduğunu göstermek konusundaki cesur sözlerine rağmen, gerçek şu ki ülke hâlâ büyük ölçüde ABD silahlarına ve hava savunmasına bağımlı durumdadır."
"Netanyahu'nun İsrail güvenliği vizyonu başarısız oldu, kaybetmeyi hak ediyor"
Lübnan’da giderek derinleşen bataklığın daha geniş bir stratejik başarısızlığın parçası olduğunu kaydeden Rachman, Gazze’deki askeri operasyonların gaddarlığının İsrail’in uluslararası saygınlığına büyük zarar verdiğini ve Uluslararası Adalet Divanı’nın soykırım suçlamalarını değerlendirmeyi kabul ettiğini hatırlattı.
Netanyahu’nun Birleşmiş Milletler’de yaptığı konuşmada Hamas, Hizbullah ve İran’ı "çökerttikleri" yönündeki iddialarının inandırıcı olmadığını belirten yazar, makalesini şu sözlerle noktaladı:
"Netanyahu, düşmanlarına karşı topyekun bir savaş başlatarak kendi itibarını geri kazanmayı ve siyasi geleceğini güvence altına almayı hedefledi. İran'a karşı kazanılacak zafer, nihai düşmana karşı kazanılan kesin bir başarı olarak bu seçim yılında taçlandırılacaktı. Bunun yerine Netanyahu, bu yılın sonlarında yapılacak seçimlere ülkenin düşmanları hâlâ ayaktayken ve batıda, hatta Beyaz Saray'da İsrail'e olan destek hızla düşerken girmek durumunda kalacak. İsrail seçimleri neredeyse her zaman başa baş geçer, bu yüzden Netanyahu'nun iktidarı kaybedip kaybetmeyeceği belirsiz. Ancak güvenlik muhtemelen bir numaralı mesele olacak. Ve Netanyahu'nun İsrail güvenliği vizyonu başarısız oldu. Kaybetmeyi hak ediyor."