İran savaşı nedeniyle yükselen enerji maliyetleri ve tedarik sorunlarının, Hindistan ekonomisinde büyüme görünümünü zayıflatırken enflasyon ve bütçe üzerindeki baskıyı artırdığı belirtildi.
YDH- Reuters'ın bildirdiğine göre, birkaç ay öncesine kadar Hindistan ekonomisi güçlü büyüme ve düşük enflasyonla istikrarlı bir görünüm sergiliyordu. Ancak ekonomistler, İran savaşı nedeniyle oluşan maliyetlerin “giderek arttığın”ı ve ABD ile İran arasındaki çıkmazın sürmesi halinde bu baskının “daha da derinleşeceğini” belirtiyor.
Dünyanın üçüncü büyük petrol ithalatçısı ve tüketicisi olan Hindistan, ihtiyaç duyduğu petrolün yaklaşık yüzde 90'ını ithal ediyor. Bu durum ülkeyi, savaşın ve Hürmüz Boğazı'ndaki enerji akışını etkileyen gelişmelerin ekonomik sonuçlarına karşı “en hassas” ekonomilerden biri haline getiriyor.
Reuters'a göre, Hindistan yönetimi, rupiyi ve döviz rezervlerini korumak amacıyla son dönemde “çeşitli önlemler” açıkladı. Bunların sonuncusu Hindistan Merkez Bankası tarafından cuma günü duyuruldu.
Ancak analistler, petrol fiyatları yüksek seviyelerde kaldığı sürece ekonomik büyüme, enflasyon ve kamu maliyesi üzerindeki baskının “artacağını” ifade ediyor.
Aberdeen Investments gelişmekte olan piyasalar ekonomisti Michael Langham, "Hindistan bir dizi arz şokuyla karşı karşıya" değerlendirmesinde bulundu.
Langham, enerji fiyatlarındaki yükselişin yanı sıra İran savaşı nedeniyle gübre tedarikinde de aksaklıklar yaşandığını, bunun özellikle buğday gibi temel ürünleri etkileyebileceğini söyledi.
Ayrıca çiftçilerin, kuraklık riskini artırdığı belirtilen El Nino hava olayına da hazırlandığı kaydedildi.
Langham, "Bu gelişmeler Hindistan'ın büyüme görünümü üzerinde baskı oluşturacak. Hürmüz Boğazı kaynaklı enerji fiyatı şokunu göz ardı etmek, üst üste gelen arz sorunları nedeniyle Hindistan Merkez Bankası açısından giderek zorlaşıyor" dedi.
Petrol faturası yükseldi, büyüme beklentileri zayıfladı
Reuters'ın aktardığına göre, Hindistan Merkez Bankası Başkanı Sanjay Malhotra geçen yılın sonunda ekonominin 2026'ya girerken "nadir görülen bir ideal denge döneminde" olduğunu söylemişti.
O dönemde enflasyon düşüyor, ekonomik büyüme ise güçlü seyrini koruyordu. Ancak İran savaşı sonrasında bu görünüm değişti.
Hindistan'ın petrol ve doğal gaz ithalat faturası nisan ayında mart ayına göre yüzde 53 arttı. Bu durum, ülkenin ödemeler dengesi açığına ilişkin tahminlerin de yükselmesine yol açtı.
HSBC, Hindistan Merkez Bankası'nın son adımlarının para birimi üzerindeki baskıyı hafifletebileceğini belirtti.
Banka daha önce 2026-27 döneminde ödemeler dengesi açığının yaklaşık 65 milyar dolara çıkacağını öngörürken, yeni önlemlerin bu açığı yaklaşık 30 milyar dolar azaltabileceğini ifade etti.
2025-26 mali yılında Hindistan'ın ödemeler dengesi açığı 25,2 milyar dolar, yani gayrisafi yurt içi hasılanın yüzde 0,6'sı seviyesinde gerçekleşmişti.
Reuters, Hindistan'ın ayrıca altın ithalatını sınırlamaya çalıştığını, vatandaşları yurt dışı seyahatlerini azaltmaya teşvik ettiğini ve petrol talebini düşürmek amacıyla toplu taşıma kullanımını artırmaya yönelik çağrılar yaptığını aktardı.
Enflasyon ve bütçe üzerindeki baskı artıyor
Habere göre, savaşın başlamasının ardından uluslararası petrol fiyatları varil başına yaklaşık 120 dolara kadar yükseldi.
Fiyatlar daha sonra bir miktar gerilese de savaş öncesine kıyasla hâlâ yaklaşık yüzde 30 daha yüksek seviyelerde bulunuyor. Doğal gaz fiyatlarının ise aynı dönemde yüzde 75 arttığı belirtildi.
Bu gelişmeler sonucunda Hindistan Merkez Bankası, Mart 2027'de sona erecek mali yılda ortalama enflasyonun yüzde 5,1 seviyesinde gerçekleşmesini bekliyor. Ekonomik büyümenin ise önceki yılki yüzde 7,7 seviyesinden yüzde 6,6'ya gerilemesi öngörülüyor.
Janus Henderson Investors bünyesindeki Asya (Japonya hariç) hisse senedi ekibinde portföy yöneticisi olarak görev yapan Sat Duhra, Hindistan'ın zaten yabancı yatırımlar, istihdam, üretim ve tüketim alanlarında yapısal sorunlarla karşı karşıya olduğunu söyledi.
Duhra, enerji maliyetlerindeki yükselişin büyümeyi zayıflatacağını ve kamu maliyesi üzerinde baskı oluşturacağını belirterek, "Kamu yatırımlarını azaltmak kısa vadede dengelenme sağlayabilir ancak bu da büyümeyi daha da yavaşlatma riski taşıyor. Bu durum politika yapıcıları zor bir pozisyona itiyor" dedi.
Hükümet gelirlerinde kayıp bekleniyor
Reuters'ın aktardığına göre, Hindistan hükümeti, ithalat maliyetleri yükselmesine rağmen akaryakıt fiyatlarını sınırlı ölçüde artırdı.
Benzin ve motorin fiyatları bu süreçte yüzde 10'un altında yükselirken, bazı Asya ülkelerinde artışların yüzde 50'yi aştığı belirtildi.
Hindistan'da akaryakıt fiyatları teknik olarak serbest bırakılmış olsa da hükümet, büyük dağıtım şirketlerindeki hisseleri nedeniyle fiyatlar üzerinde önemli etkiye sahip bulunuyor.
Haberde, hükümetin akaryakıt şirketlerinin zararlarını telafi etmeyeceğini açıkladığı, bunun da ilerleyen dönemde kamu gelirlerini azaltabileceği ifade edildi.
Analistlere göre bu durum, hükümetin krize karşı kullanabileceği mali kaynakları sınırlandırabilir.
Bir hükümet yetkilisi, gübre sübvansiyonlarının 2026-27 döneminde yüzde 20 artmasının beklendiğini söyledi.
Yaklaşık nüfusun yarısının geçimini sağlayan tarım sektörü için gübrenin kritik öneme sahip olduğu, El Nino kaynaklı kuraklık riskinin bu yıl bu ihtiyacı daha da artırabileceği kaydedildi.
Reuters ayrıca hükümetin benzin ve motorin üzerindeki vergileri düşürdüğünü ve bunun aylık yaklaşık 140 milyar rupilik gelir kaybına yol açtığını bildirdi.
Hindistan hükümeti bu mali yıl için bütçe açığını milli gelirin yüzde 4,3'ü seviyesinde tutmayı hedefliyor.
Ancak Reuters anketine katılan ekonomistler bu oranın yüzde 4,7'ye yükselebileceğini öngörürken, bazı uzmanlar açığın yüzde 5'e kadar çıkabileceğini değerlendiriyor.
Hindistan merkezli kredi derecelendirme kuruluşu Crisil de perakende akaryakıt fiyatlarında yeni artışlar beklediğini açıkladı.
Kuruluş yayımladığı raporda, "Daha yüksek ulaşım maliyetleri ekonomi genelinde hissedilecek ve hem gıda enflasyonunu hem de çekirdek enflasyonu yukarı çekecektir" değerlendirmesinde bulundu.