İsrail'de savaş travmasına karşı ‘uyuşturucu seferberliği’

img
İsrail'de savaş travmasına karşı ‘uyuşturucu seferberliği’ YDH

Gazze savaşının ardından İsrail'de travma vakaları ve psikoaktif madde kullanımı hızla artarken, binlerce asker uyuşturucu temelli tedavilere yönlendiriliyor.




YDH- Fransa merkezli haber ve analiz platformu Orient XXI'de yayımlanan bir makalede, Gazze savaşının ardından İsrail'de travma, uyuşturucu kullanımı ve psikolojik rahatsızlıklarda “ciddi artış” yaşandığı belirtildi.

Makalede, savaşın yalnızca cephede değil, İsrail toplumunun tamamında “derin etkiler” yarattığı, özellikle Gazze'de görev yapan askerler arasında travma sonrası stres bozukluğu (TSSB) vakalarının “hızla” arttığı ifade edildi.

Makalede, İsrail ordusunun destek verdiği "Himnon Ha'Lokhem" adlı asker marşına da değinilerek, şarkının videosunda askerlerin Gazze'deki yıkım görüntüleri eşliğinde dans ettiği belirtildi. Yazıda, İsrail'in savaşın yarattığı psikolojik etkilerle "ilaçlar ve uyuşturucular aracılığıyla baş etmeye çalıştığı" ileri sürüldü.

Binlerce asker uyuşturucu ve ilaçlarla tedavi ediliyor

Orient XXI'de yer alan makalede, Tel Aviv'de özellikle eski askerler arasında esrar kullanımının “yaygınlaştığı” belirtilirken, İsrail ordusuna bağlı doktorların Gazze'de görev yapan askerlerde görülen travma sonrası stres bozukluğunu hafifletmek amacıyla “çeşitli ilaç ve uyuşturucu temelli tedavi yöntemleri” geliştirdiği ifade edildi.

Makaleye göre, Gazze'de görev yapan yaklaşık 500 bin asker arasında “40 bine yakın” kişi esrar, marihuana, metamfetamin ve halüsinojen mantarlar gibi maddelerle tedavi görüyor.

İsrailli psikoterapist ve İnsan Hakları İçin Hekimler örgütünün kurucusu Ruhama Marton'un görüşlerine yer verilen makalede, Marton'un "Esrar hiçbir şeyi tedavi etmez. Eğer iyi hissediyorsanız bunu artırır, depresyondaysanız sizi daha da depresif hale getirir." dediği aktarıldı.

Tel Avivli doktor Ian Hamel'in de "Gazze'de yaşananlardan dolayı korku veya utanç hisseden insanları uyuşturucuyla tedavi etmek dar görüşlü bir yaklaşım. Yan etkiler ve bağımlılık ne olacak?" değerlendirmesinde bulunduğu belirtildi.

Makalede psikiyatrist Michael Zetoun'un ise "Yıkım ve ölümle baş etmeyi 1990'lardaki saldırılar sırasında öğrendik. Gazze'den sonra daha ileri bir aşamaya geçmek zorunda kaldık. Uyuşturucular tam zamanında geldi ama bu konuda yeterli deneyime sahip değiliz." ifadelerine yer verildi.

"Savaş suçları ile savaş arasındaki çizgi bulanıklaştı"

Gazze'de görev yapan bazı askerlerin tanıklıklarına da yer verilen makalede, askerlerin bir kısmının yaşadıkları ile toplumdan gördükleri muamele arasında “büyük çelişki” hissettikleri ifade edildi.

2023 ve 2024 yıllarında lojistik birliklerinde görev yapan Dina adlı bir kadın astsubayın şu sözleri aktarıldı: "Gazze'den döndüğünüzde hissettikleriniz ile insanların sizi karşılama biçimi arasında bir çelişki var. İnsanlar size kahramanlıktan bahsediyor ama siz korkunç şeyler yaptığınızı biliyorsunuz."

Eski subay ve askeri psikiyatrist Tuli Flint'in ise askerlerdeki travmanın önemli bir bölümünün "savaş ile savaş suçları arasındaki ayrımı yapmakta zorlanmalarından" kaynaklandığını söylediği belirtildi.

Flint'in, "Bu tür bir travmanın tedavisi yok. MDMA gibi bazı maddeler sakinleştirici etki gösterebilir. Tıbbi esrar bazı kişilerin hayatını kurtarmış olabilir ama çok daha fazlasının hayatını da mahvetti." dediği aktarıldı.

Flint ayrıca, "Tedavi edilmesi gereken TSSB değil, sömürgecilik ve apartheid sistemidir." değerlendirmesinde bulundu.

"İsrail bağımlılar toplumu haline geliyor"

Makalede İsrail'deki uyuşturucu kullanımına ilişkin istatistiklere de yer verildi.

Buna göre, 2017 yılında 18-65 yaş arasındaki İsraillilerin “yüzde 27'si” son bir yıl içinde en az bir kez esrar veya haşiş kullandı. Bu oranın o dönemde “dünya rekoru” olduğu belirtildi.

Ayrıca İsrailli gençler arasında metamfetamin ve MDMA kullanımının da yaygın olduğu kaydedildi.

Travma mağdurlarına destek veren Natal adlı kuruluşun verilerine göre 7 Ekim 2023'ten bu yana sakinleştirici kullanımında “yüzde 180”, reçeteli opioid kullanımında ise “yüzde 70” artış yaşandığı belirtildi.

İsrail Bağımlılık Merkezi'nin kurucusu Şaul Lev-Ran'ın, bugün İsrail nüfusunun yüzde 30 ila 50'sinin bir tür madde bağımlılığıyla karşı karşıya olduğunu söylediği aktarıldı. Bu oranın 2023 sonbaharı öncesinde yüzde 14 düzeyinde olduğu ifade edildi.

Makaleye göre, Nisan 2026 itibarıyla doktor reçetesiyle esrar kullanan İsraillilerin sayısı “135 bine” ulaştı.

"Ulusal travma" uyarısı

Orient XXI'deki makalede, İsrail Sağlık Bakanlığı'nın 7 Ekim 2023'ten sonra psikiyatri hastanelerinde “14 yeni travma kliniği” açtığı belirtildi.

Natal Derneği yetkililerinin "ulusal travma" kavramını öne çıkardıkları aktarılan makalede, psikiyatrist Liat Barnea'nın şu değerlendirmesine yer verildi: "Bütün toplum depresyonda. Hükümete ve kendisine olan güvenini kaybetti. Ulusal travma, ihanete uğramış olma hissinden kaynaklanıyor. Bu İsrail için hayati bir mesele çünkü ülkenin çöküşüne yol açabilir."

Makalede, travma yaşayan askerlerin yalnızca tıbbi değil sosyal açıdan da takip edildiği, işe dönüş süreçlerinin de tedavinin bir parçası olarak görüldüğü ifade edildi.

"Suçluluk duygusu Gazze'de kalmalı"

Gazze'den dönen bazı askerlerin yaşadıkları “suçluluk duygusuna” da yer verilen makalede, yedek asker Ben'in eşi Hofit'in ifadeleri aktarıldı.

Hofit, eşinin Gazze'den döndükten sonra tamamen değiştiğini belirterek, "Yatağından çıkamıyordu, odaklanamıyordu ve uyuşturucu kullanmaya başladı." dedi.

Ben'in, “Gazze'de çocukların yaralanmış olabileceği saldırılara dolaylı olarak katkı sunduğunu düşündüğü için ‘suçluluk’ hissettiği” ifade edildi.

Psikoterapist İdo Roth'un ise "Esrar kaygı ve öfkeyle baş etmeyi sağlıyor ama en çok da suçluluk duygusuyla mücadelede kullanılıyor." değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı.

Makalede Roth'un, "Askerlerin suçluluk duygusunu tedavi ederek bunun toplumun geri kalanına yayılmasını önleyebiliriz. Çünkü bu duygu yayılırsa İsrail toplumunun istikrarı tehlikeye girer." görüşünü dile getirdiği belirtildi.

"Bütün toplumu uyuşturacağız"

Makalede, uzun yıllardır savaş politikalarını eleştiren psikiyatrist Ruhama Marton'un görüşlerine de yer verildi.

Marton'un, "Masallar uyduruyoruz. Lekeleri silmeye çalışıyoruz. Suçları gerçekten ortadan kaldıramadığımız için dozları artırmamız gerekiyor. Ahlaki yaralanma çok iyi bir iş alanına dönüştü ve sonunda kazanan kapitalizm oluyor. Sonunda herkesi uyuşturucuya bağlayacağız." dediği aktarıldı.

Filistinli psikoterapist Manal Ebu Lak'ın ise "Sağlık çalışanları soykırımı görünmez kılıyor. Gazze'ye dönmek istemediği için intihar eden bir askerin neden bunu yaptığı sorgulanmadı. Başka bir asker birini yanlışlıkla öldürdüğünü söylediği için travma yaşıyor. Tedavi edilmesi gerekirken yargılanması gerekiyor." ifadelerini kullandığı belirtildi.

Orient XXI, İsrail'in savaşın yarattığı psikolojik sonuçlarla mücadele etmek için geliştirdiği yöntemlerin ABD, Avustralya ve İsviçre gibi ülkelerde de “ilgi” gördüğünü, ancak savaşın yol açtığı toplumsal ve ahlaki sorunların giderek daha görünür hale geldiğini vurguladı.