İran Dışişleri Bakanlığı, ABD ile varılan ateşkes mutabakatının ardından yaptırımların kaldırılmasına yönelik takvimin netleştiğini ve bölge ülkeleriyle sürece dair istişarelerin devam ettiğini duyurdu.
YDH- İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai, 15 Haziran Pazartesi günü düzenlediği haftalık basın toplantısında, İran ile Amerika Birleşik Devletleri arasında savaşı sona erdirmeye yönelik varılan mutabakatın detaylarını ve bölgesel gelişmeleri değerlendirdi.
Muharrem ayını zulme karşı direnişin sembolü olarak nitelendiren Bekai, 12 Gün Savaşı’nda hayatını kaybedenleri anarak, Siyonist rejim ve ABD'nin İran'a yönelik suçlarının unutulmayacağını vurguladı.
İran ve ABD arasında savaşı sonlandıracak mutabakat zaptına ilişkin konuşan Sözcü, bu gelişmenin İranlıların gösterdiği efsanevi direnişin bir sonucu olduğunu belirtti.
110 gün süren çatışmaların ardından ulaşılan bu noktanın, askerî ve diplomatik alandaki savunmanın bir başarısı olduğunu ifade eden Bekai, teknik detayların ve imza töreninin yakın zamanda kamuoyuyla paylaşılacağını duyurdu.
Ayrıca, İsviçre'deki Cenevre toplantısı öncesinde, bölge ülkelerine ve komşu ülkelere bir dizi ziyaret gerçekleştirileceğini açıkladı.
Lübnan'ın egemenliği ve ateşkes şartları
Lübnan'daki duruma özel parantez açan Bekai, bölgedeki savaşın sona ermesinin genel ateşkesin ayrılmaz bir parçası olduğunu yineledi.
İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü, "Lübnan'daki Hizbullah'ın üst düzey bir komutanı" ve diğer Lübnan vatandaşlarının şehit edilmesi vesilesiyle taziyelerini sunarken, bu eylemi iğrenç bir suç olarak nitelendirdi.
Bekai, İsrail’in 14 Haziran'da Lübnan'a yönelik saldırılarının İran'ın, Direniş Cephesi'nin ve Lübnan'ın çıkarlarını güvence altına almak için fırsat sunduğunu söyledi.
İran'ın bölgesel gelişmelerle ilgili karar alma süreçlerine değinen Baqaei, şunları söyledi: "Her gelişme, İran'ın çıkarları ve başlıca çıkarlarının kesin ve kapsamlı bir değerlendirmesi temelinde kararlaştırılır.
Sanırım daha sonra daha da netleşecektir ki, Siyonist rejimin 14 Haziran Pazar öğleden sonra Lübnan'a karşı gerçekleştirdiği terör eylemi, İran'ın, Direniş Cephesi'nin ve Lübnan'ın azami ulusal çıkarlarını güvence altına almak için bir fırsat haline geldi."
Bekai, "İran İslam Cumhuriyeti ve dostları, Siyonist rejimin bu kötü eyleminin, İran İslam Cumhuriyeti ve Lübnan'ın çıkarlarını güvence altına alma odağımızı bozmasına izin vermedi ve aslında bu suç, Siyonist rejime karşı Direniş Cephesi'nin daha da birleşmesine ve güçlenmesine yol açtı." diye vurguladı.
İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü ayrıca şunları hatırlattı: "Lübnan ve bu ülkedeki savaşın sona ermesi, savaşı sona erdirme anlaşmasının ayrılmaz bir parçasıdır. Geçmişte bu konuda kararlı olduğumuzu gösterdik. Lübnan'daki savaşın sona ermesi ve ateşkes, 10 Nisan tarihli ateşkesin bir parçasıydı ve bu konuda pratikte ciddi olduğumuzu kanıtladık. Gelecekte gelişmeleri yakından takip edeceğiz ve gerektiğinde diğer tarafların yükümlülüklerini yerine getirmelerini sağlamak için tüm araçlarımızı kullanacağız.”
Bekai, mutabakat zaptının yalnızca "Lübnan'daki savaşın sona ermesini mi içeriyor yoksa Siyonist rejimin Lübnan topraklarından çekilmesini de kapsıyor mu?” şeklindeki bir soruya cevaben şunları söyledi: "Bu mutabakat zaptında Lübnan kelimesinin üç kez kullanılmış olması ilginizi çekebilir; 'Lübnan dahil tüm cephelerde savaşın sona ermesi' ve 'Lübnan'ın egemenliğine ve toprak bütünlüğüne saygı'. Bence bu ifade, bu konudaki herhangi bir anlaşmanın neyi içermesi gerektiği konusunda oldukça açık: Lübnan'ın toprak bütünlüğüne ve ulusal egemenliğine saygı. Dolayısıyla, bu taahhüdün ayrıntılarının ne olduğu oldukça açık."
ABD ile ilişkiler ve güvensizlik sorunu
ABD yönetiminin İran halkına karşı geçmişten gelen kronik kötülükleri nedeniyle derin bir güvensizlik yaşandığını belirten Sözcü, Washington'ın güven kazanması için uzun bir yol katetmesi gerektiğini ifade etti.
İmzalanan mutabakatın, saldırgan tarafa ağır kayıplar yaşatan bir savaşı durdurma amacı taşıdığını söyleyen Bekai, ABD'nin mutabakat hükümlerine sadık kalması gerektiği, aksi takdirde oluşacak ihlallerden doğrudan sorumlu tutulacağı uyarısında bulundu.
İran'ın dondurulmuş varlıklarının iadesi ve yaptırımların kaldırılması konularının ekonomik açıdan kritik olduğunu vurgulayan Bekai, bu sürecin bir lütuf değil, bir hak olduğunun altını çizdi.
Mutabakat uyarınca, BM Güvenlik Konseyi ve IAEA yaptırımları dahil olmak üzere tüm kısıtlamaların kaldırılacağını belirten Sözcü, 60 gün içinde nihai anlaşmaya varılacağını kaydetti.
Bekai, İran'ın petrol, petrokimya ürünleri ve petrol türevlerini herhangi bir engel olmaksızın satabilmesinin öncelikli hedeflerinden biri olduğunu belirtti.
Hürmüz Boğazı dosyası
Hürmüz Boğazı'ndaki stratejik konuma değinen Bekai, kıyı devleti olarak İran'ın Umman ile birlikte güvenli geçişi sağlamak için gerekli adımları atacağını ifade etti.
Geçiş ücreti yerine sunulan seyir ve koruma hizmetleri karşılığında bedel alınacağını açıklayan Bekai, bu sorumluluğun İran'a ait olduğunu yineledi.
Nükleer dosyaya ilişkin soruları ise, mutabakatın imzalanmasının ardından başlayacak 60 günlük müzakere sürecinde, NPT çerçevesindeki hak ve sorumluluklar gözetilerek uranyum zenginleştirme ve stok durumunun ele alınacağını belirterek yanıtladı.
Hamedan ziyaretine ilişkin çıkan haberlerin abartıdan ibaret olduğunu ifade eden Bekai, ziyareti şehit aileleriyle buluşmak ve halkın sesini dinlemek için bir fırsat olarak gördüğünü belirtti.
Toplantılarda hem teşekkürleri hem de sitemleri dinlediğini vurgulayan Dışişleri Sözcüsü, halktan gelen geri bildirimlerin görevlerin ifası için önemli bir rehber olduğunu dile getirerek, eleştirileri profesyonel bir olgunlukla karşıladığını ortaya koydu.