İran ile ABD arasındaki mutabakatın 13. maddesine eklenen yeni düzenlemeyle, Lübnan dahil Direniş Ekseni'ne yönelik herhangi bir suikast veya askeri operasyon, tüm nükleer müzakerelerin durdurulması ve Hürmüz Boğazı'nın açılması dahil anlaşma hükümlerinin askıya alınması için yeterli bir gerekçe haline getirildi.
YDH- İran ile ABD arasında varılan mutabakat zaptının "güvenlik kalkanı" niteliğindeki 13. maddesine dair kritik detaylar gün yüzüne çıktı.
Tesnim'e konuşan kaynaklara göre, İran’ın son dakika girişimiyle 1. maddeyi de kapsayacak şekilde genişletilen bu düzenleme, Direniş Ekseni'ne yönelik herhangi bir askeri operasyonun anlaşmayı derhal askıya almasını sağlıyor.
"13. Madde: İhlal durumunda durdurma yetkisi"
Müzakerelerin merkezinde yer alan 13. madde, nihai nükleer müzakerelere geçilebilmesi için dört temel şartın (deniz ablukasının kalkması, Hürmüz Boğazı'nın açılması, petrol satışındaki yaptırımların sona ermesi ve dondurulmuş varlıkların serbest bırakılması) yerine getirilmesini zorunlu kılıyordu.
İran tarafı, son gün yapılan bir hamleyle 1. maddeyi de bu koruma kapsamına dâhil ettirdi.
Suikast veya savaş "fesih" sebebi
Yapılan değişiklikle birlikte, İran’da veya Lübnan dahil Direniş Ekseni coğrafyasında herhangi bir savaş, suikast veya askeri operasyon gerçekleşmesi durumunda, nihai anlaşma müzakereleri ve mutabakat zaptının uygulanması otomatik olarak askıya alınacak.
Tahran yönetimi, bu maddeyle olası bir saldırıya karşı ABD ve İsrail’in diplomatik süreçleri de dahil olmak üzere tüm taahhütlerini hukuki bir "fesih" gerekçesiyle durdurma hakkını metne geçirmiş oldu.
İran, bu eklemeyle birlikte ABD ve İsrail'in atacağı adımlara verilecek karşılığın, mutabakat metninde de açıkça kayıt altına alındığını teyit etti.