Ünlü sunucu Cenk Uygur: İsrail'in üzerimizdeki kontrolü yüzde 100 mü değil mi, yakında göreceğiz

img
Ünlü sunucu Cenk Uygur: İsrail'in üzerimizdeki kontrolü yüzde 100 mü değil mi, yakında göreceğiz YDH

Bağımsız haber kuruluşu The Young Turks'ün kurucusu ve ana sunucusu Cenk Uygur, ABD-İsrail ilişkilerini, Ortadoğu'daki ateşkes sürecini ve kendisine yönelik uygulanan Birleşik Krallık'a giriş yasağını değerlendirdi.




YDH - Bağımsız haber kuruluşu The Young Turks'ün kurucusu, ana sunucusu ve gazeteci Cenk Uygur, yayıncı Mario Nawfal'ın programına katılarak Ortadoğu'daki son gelişmeler, ABD-İsrail ilişkileri, İsrail'in ABD üzerindeki nüfuzu ve Birleşik Krallık'ın kendisine uyguladığı seyahat yasağı hakkında değerlendirmelerde bulundu.

Mülakatta İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun açıklamaları ve ABD Başkanı Donald Trump'ın dış politika adımları ele alındı.

Uygur, İsrail Başbakanı Netanyahu'nun Lübnan'ın güneyinden çekilmeme ve ateşkese uymama yönündeki açıklamalarını yorumlayarak, İsrail'in her zaman daha fazla savaş ve kan dökmek istediğini belirtti.

Netanyahu'nun "Lübnan'ın güneyinden çekilmeyeceğiz" yönündeki sözlerine değinen Uygur, "İsrail'in üzerimizdeki kontrolü yüzde 100 mü değil mi, yakında göreceğiz" ifadesini kullandı.

"İsrail'in üzerimizdeki kontrolü yüzde 100 mü değil mi, yakında göreceğiz"

İsrail'in ABD yönetimi üzerindeki etkisinin mutlak olmadığını ve bir spektrumda değerlendirilmesi gerektiğini ifade eden Uygur, taraflar arasında varılması planlanan mutabakat zaptına işaret etti.

Uygur, "Eğer bu mutabakat zaptı tamamlanırsa, bu bize İsrail'in kontrolünün yüzde 100 olmadığını açıkça gösterecektir" dedi.

Uygur, ABD'deki yerleşik İsrail destekçisi figürlerin ve lobilerin anlaşmaya karşı öfkeli olduğunu belirterek şu değerlendirmeyi yaptı:

"İsrail bizi İran'a karşı iki savaşa sokmayı başardıysa ama günün sonunda daha fazlasını devam ettirmemizi istediklerinde onları dinlemediysek, belki bu kontrol oranı yüzde 80'dir. Ancak yüzde 100 olmadığını görmek beni heyecanlandırıyor. Trump İsrail'e karşı durup bizi savaştan çıkarırsa, Boğazlar yeniden açılır, ordumuz geri çekilir ve nükleer zenginleştirme konusunda bir anlaşmaya varılır. Bu son kısım için, her ne kadar ironiyle dolu olsa da Trump'a hakkını teslim ederim."

İsrail'in barış anlaşmasından memnun olmadığını belirten Uygur, "İsrail bu anlaşmanın bir parçası değil ve açıkça bu anlaşmaya uymayacak. İsrail kalıcı bir savaş politikasından besleniyor ve bir yerleşimci sömürge devletidir. Genişlemek için sürekli meşru müdafaa taklidi yapmak, toprak işgal etmek ve hedeflerine ulaşmak için sonsuz bir savaş durumunda olmak zorundadır" şeklinde konuştu.

"Bize tahakküm eden bu küçük ülkeye karşı durmak zorundayız"

Cenk Uygur, İsrail'in coğrafi ve nüfus ölçeğine kıyasla ABD üzerinde kabul edilemez düzeyde bir etkiye sahip olduğunu savunarak lobi faaliyetlerine tepki gösterdi.

Uygur, konuya dair şu ifadeleri kullandı:

"Nüfusu Papua Yeni Gine büyüklüğünde bir ülkeden bahsediyoruz. Üzerimizde hiçbir söz hakkı olmaması gerekirken, neredeyse sonsuz bir söz hakkına sahip gibi görünüyorlar. Bizim arkamızda küçük bir leke bile olamayacak bu ülkeye karşı dik durduğumuzu ifade etmek zorundayız. İsrail 'Lübnan'ı bombalamaya ve burayı almaya devam edeceğim' dediğinde, bizim doğru cevabımız 'Seninle işimiz bitti, bu savaşla bir ilgimiz yok. Sana daha ileri gitmemeni söyledik, sen gittin. Ordum çekildi' olmalıdır. Tabii ki tüm yardımları kesmeliyiz."

Sunucu Mario Nawfal'ın, İsrail kamuoyunun ve televizyon kanallarının hazırlanan anlaşmayı "kötü bir anlaşma" olarak nitelendirdiğini belirtmesi üzerine Uygur, ABD Kongresi'nin ve başkanlarının İsrail lobisinin etkisi altında olduğunu söyledi.

Uygur, "Kongre'nin yüzde 94'ünü ve tüm başkanlarımızı ceplerine koymuş durumdalar. Benim için soru, bu kontrolün yüzde 75 mi yoksa yüzde 90 mı olduğu arasındadır" dedi.

Uygur, ABD ordusu ile İsrail ordusunu entegre eden yasal düzenlemeleri ve Senatör Tom Cotton'ın CIA ile Mossad'ı kalıcı ve geri döndürülemez şekilde birleştirme teklifini de eleştirdi.

Uygur, "CIA ve Mossad'ı birleştirmek ne demektir? Zaten fiilen birleşmiş durumdalar. En az yüzde 75 kontrol sahibi olmadıkları sürece bu tür akıl dışı konuşmaları yapamazsınız" ifadelerini kullandı.

"Birleşik Krallık'a giriş yasağım İsrail'i eleştirdiğim için verildi"

Programda sunucu Mario Nawfal'ın, Cenk Uygur'un Birleşik Krallık'a girişinin yasaklanmasıyla ilgili sorusu üzerine Uygur, yasağın arkasındaki nedenin İsrail'e yönelik eleştirileri olduğunu açıkladı.

Uygur, kendisine resmi bir gerekçe sunulmadığını ancak İngiliz basınına farklı gerekçeler sunulduğunu belirterek şunları söyledi:

"Birleşik Krallık'a giriş yasağım İsrail'i eleştirdiğim için verildi. Bana doğrudan hiçbir açıklama yapmadılar. Elektronik Seyahat Yetkilendirmesi (ETA) için yeniden başvurduk ve bu başvurumuz daha birkaç gün önce reddedildi. Bu aslında şu an ilk kez açıkladığım bir gelişme. Şimdi normal vize başvuru sürecini deneyeceğiz ve ne olacağını göreceğiz. Yetkililer bize bir sebep sunmadı ancak Times of London gazetesine yaptıkları açıklamada, benim İsrail'i eleştirdiğimi ve İsrail'in ABD Kongresi'ne herkesten daha fazla para verdiğini söylediğimi belirtmişler. Bu ampirik olarak, tamamen doğru bir bilgidir. İsrail hakkında doğru gerçekleri dile getiren bir gazeteci olduğum için bunu Yahudi karşıtı bir söylem olarak nitelendirip beni yasakladılar."

Uygur, durumu ironik bir dille eleştirerek, "Tarih boyunca Britanya İmparatorluğu'nda en büyük suç krala hakaret etmekti. Şimdi Birleşik Krallık'taki yeni kralınızın kim olduğunu biliyorsunuz" dedi.

"Savaş çıkarmak İsrail'in kendi sorunudur, ABD'nin değil"

İsrail'in bölgede başlattığı çatışmaların maliyetini ABD'ye ödetmek istediğini savunan Uygur, Amerikan çıkarlarının her şeyin üstünde tutulması gerektiğini belirtti.

Trump'ın İsrail'in sabotaj girişimlerine karşı direnmesi durumunda bunun takdir edilmesi gerektiğini söyleyen Uygur, sözlerini şöyle tamamladı:

"İsrail'de, başlattıkları bir savaş veya katliam olduğunda, bunu tamamlamak için paranın ve ordunun kendilerine borçlu olunduğu yönünde muazzam bir hak görme algısı var. Amerika'nın onların savaşlarını finanse etmek zorunda olduğunu düşünüyorlar. Gerçek dünyada böyle bir şey yok. İsrail bu anlaşmayı kesinlikle sabote edecektir, bunu zaten kendileri de söyledi. O zaman asıl soru, onlar bu anlaşmayı büyük ölçüde sabote ettiğinde bizim ne yapacağımızdır. Barış anlaşmasına varmak istiyorsak İsrail'e sınırlarını bildirmeliyiz. Onlara daha fazla savaş istemediğimizi açıkça söyledik. Eğer daha fazla savaş istiyorlarsa, bu onların kendi sorunudur, kesinlikle Amerika'nın sorunu değildir."



Makaleler

Güncel