Suriye'de ‘intikam’ adı altında mezhepsel tasfiye

img
Suriye'de ‘intikam’ adı altında mezhepsel tasfiye YDH

Suriye'de "intikam" ve "eski rejimle hesaplaşma" söylemleri altında yürütülen saldırıların mezhepsel tasfiye boyutuna ulaştığı belirtildi.




YDH- Suriye’nin birçok kentinde, sosyal medya üzerinden sistematik şekilde körüklenen kışkırtma ve tahrik kampanyaları eşliğinde, “rejim kalıntılarından arındırma” kisvesi altında yürütülen şiddet ve mezhepsel saldırı dalgası endişe verici boyutlara ulaştı.

Yaşananlar, artık belirli kişileri veya bölgeleri hedef alan “manevi suikast” girişimlerinin çok ötesine geçmiş durumda; kamuoyuna “meşru intikam” olarak sunulan bu eylemler, aslında yeni idarenin sahada otorite kuramamasının en açık göstergesi.

El-Ahbar’ın izlediğı tabloya göre, İdlib ve Halep kırsallarından Tedmur’a, oradan da başkent Şam’a uzanan geniş bir coğrafyada, halkın gözü önünde meydanlarda gerçekleştirilen aleni infazlar dikkat çekiyor.

Linç kültürü

Tehlikeli olan ise eski yönetim döneminde muhalif bölgelerde yaşayan herkesin toptan “şebbiha” ilan edilmesine varan genellemeci yaklaşım. Bu durum, ülkeyi daha derin bir bölünme ve kanlı çatışma sarmalına sürükleme potansiyeli taşıyor.

Zira Kefr Tahrim kentinde, “şebbiha” olduğu iddiasıyla bir vatandaş kalabalık tarafından feci şekilde dövülerek öldürülürken, Kefr Uveyd beldesinde benzer bir linç girişiminde bir genç ağır yaralandı.

İdlib kırsalındaki Urm el-Cevz ve Selkin beldelerinde ise halk, eski yönetimle işbirliği yaptıkları gerekçesiyle bazı kişilerin sınır dışı edilmesini talep eden gösteriler düzenledi. Halep kırsalındaki Tel Rıfat’ta da “şebbiha” damgası vurulan vatandaşların evleri hedef alındı.

HTŞ rejimi yetkilileri ise bu kanlı tablo karşısında iki yüzlü bir tutum sergiliyor. İçişleri Bakanlığı, İdlib’deki gerginlikleri “büyük bir dikkatle takip ettiğini” ve halkın eski rejim suçlularının hesap vermesine yönelik “öfkesini anladığını” belirten zayıf bir açıklama yapmakla yetindi.

Bakanlık, vatandaşları ellerindeki delilleri “resmi kanallar” aracılığıyla yetkili mercilere ulaştırmaya çağırırken, kaos ve bireysel kan davasından uzak durulması gerektiğini söyledi. Ancak el-Ahbar’ın değerlendirmesine göre bu açıklama, meydanlarda işlenen cinayetlere karşı caydırıcı olmaktan çok uzak; aksine, “öfkeyi anlama” vurgusu, sahada işlenen bu vahşetlere adeta örtülü bir onay niteliği taşıyor.

Nitekim bakanlığın söylemlerine rağmen kaos başkente sıçradı. Şam’ın Aş el-Verûr ve Mezze 86 mahallelerinde, özellikle Alevi vatandaşları hedef alan mezhepsel bir kışkırtma dalgasıyla gruplar toplanıp saldırılar düzenledi. Yetkililer ancak bu toplanmaları dağıtmak için müdahale etmek zorunda kaldı. Bu durum, devletin güvenlik zafiyetini ve mezhepsel gerginlikleri kontrol altına alamadığını gözler önüne seriyor.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi’nin (SOHR) rakamları ise durumun vahametini sayılarla ortaya koyuyor.

Örgüt, 2026’nın başından itibaren mezhepsel ve dini nedenlerle doğrudan hedef alınarak öldürülen 105 sivilin kaydını tuttu. Kurbanların 77’si Alevi, 12’si Şii, 7’si Dürzi, 6’sı Mürşidi, 2’si Hristiyan ve 1’i İsmaili. Bu dağılım, saldırıların “sistematik bir mezhepsel temizlik” boyutuna evrildiğinin en çarpıcı kanıtı.

IŞİD güvenlik kırılganlığını fırsata çeviriyor

Öte yandan, Suriye’nin içine düştüğü bu “güvenlik kırılganlığı” halinden istifade eden IŞİD örgütü de hızını artırdı. IŞİD, Rakka’daki iç güvenlik komuta karargâhına düzenlenen ve en az dört ölüyle sonuçlanan saldırının sorumluluğunu üstlenirken, bu operasyonu “Amerika’nın yönlendirdiği Suriye rejimine ait merkezi güvenlik birimlerinin bulunduğu tahkimatlı bir bölgeye cüretkâr saldırı” olarak nitelendirdi.

Örgüt ayrıca, Şam kırsalındaki Babila beldesinde adliye sarayı bölüm başkanının aracına yönelik bombalı saldırıyı da üstlendi; saldırıda bölüm başkanının bir bacağının koptuğu bildirildi.

SOHR verilerine göre IŞİD, 17 Şubat’tan bu yana Suriye genelinde 54 operasyon gerçekleştirdi; bu saldırılarda diplomatik güvenlik sorumlusu da dahil 48 kişi hayatını kaybetti. En kanlı bölge, 28 operasyon ve 14 ölümle Deyr ez-Zor olurken, Halep ve Rakka’da dokuzar saldırıda toplam 26 kişi öldü.

El-Ahbar’ın edindiği veriler ışığında, Suriye’deki mevcut durum, yeni idarenin sahada istikrarı sağlayamadığını, toplumsal öfkeyi yönetmek yerine onu meşrulaştıran bir söyleme sığındığını ve bu ortamın radikal gruplara ciddi bir nefes aldırdığını ortaya koyuyor. Ülke, kontrolden çıkan bir şiddet sarmalı ile vekâlet savaşlarının yeni bir aşaması arasında gidip geliyor.



Makaleler

Güncel