National Interest: ABD-İran ateşkesi yeni çatışmaların molasıdır

img
National Interest: ABD-İran ateşkesi yeni çatışmaların molasıdır YDH

Ortadoğu uzmanı Dr. Halid El-Ceber, ABD-İran ateşkesinin yapısal sorunları çözmek yerine çatışmaları erteleyen kırılgan bir model olduğunu belirterek, Washington’ın askeri maliyetleri müttefiklerine yükleyen politikalarının normalleşmesine dikkat çekiyor.




YDH- Doha merkezli Ortadoğu Küresel İlişkiler Konseyi Yürütme Direktörü ve bölge uzmanı Dr. Halid El-Ceber, The National Interest dergisinde yayımlanan analizinde, ABD ile İran arasında sağlanan ateşkese dair çarpıcı uyarılarda bulundu. El-Ceber, ateşkesin bölgeye sürdürülebilir bir barış getirmekten ziyade, yapısal sorunları erteleyen kırılgan bir model inşa ettiğini savundu.

"Kalıcı çözüm değil, yeni çatışmanın molası"

Savaşın nihai bir uzlaşmadan çok, çatışma hatlarını yeniden belirlediğine dikkat çeken El-Ceber, mevcut durumu bölgesel aktörlerin kök nedenleri çözmek yerine bir sonraki tırmanışı erteledikleri geçici bir soluklanma dönemi olarak nitelendirdi.

ABD’nin Ortadoğu politikalarını uzun vadeli bir barış vizyonundan yoksun bulan yazar, Washington’ın yaklaşımını İsrail’in "çimleri biçme" stratejisine benzeterek, rakipleri sürekli istikrarsızlıkta tutma hedefli bir yöntem izlendiğini belirtti.

35 milyar dolarlık askeri harcama ve cılız sonuçlar

Analizde, üç ay süren çatışmanın bilançosuna dair dikkat çekici veriler yer aldı.

ABD'nin 35 milyar doları aşan askeri harcamasına ve küresel ekonomide 22 trilyon dolara varan muhtemel büyüme kaybına rağmen, elde edilen siyasi sonuçların son derece yetersiz kaldığı vurgulandı.

Washington’ın askeri girişimlerin finansal faturasını Katar, Suudi Arabistan, Mısır, Türkiye ve Pakistan gibi müttefiklerine yükleme eğiliminin, bölgesel güvenlik modelini "normalleştirme" riski taşıdığı savunuldu.

Çözülmeyen dosyalar: Hürmüz, güven ve İsrail

Dr. El-Ceber, ateşkesin kalıcı istikrara dönüşmesini engelleyen üç temel faktörü şu şekilde özetledi:

• Hürmüz Boğazı: Deniz yolları kağıt üzerinde açık kalsa da İran'ın boğazı stratejik bir koz olarak kullanma kapasitesi varlığını koruyor. Bu durum, gelecekte yeni krizleri tetiklemeye hazır "açık bir dosya" niteliği taşıyor.

• Güven erozyonu: Müzakere süreçlerinde dahi devam eden saldırıların, İran tarafının diplomatik sürece olan inancını zedelediği ve Tahran'ı masada daha radikal şartlar öne sürmeye itebileceği ifade ediliyor.

• İsrail faktörü: İsrail için hayati öneme sahip İran balistik füze programının kapsam dışı kalması ve vekil güçlerle süren gerilimlerin, ABD-İran mutabakatını her an baltalayabilecek potansiyelde olduğu belirtiliyor.

"Siyasi ve ekonomik model normalleşiyor"

Analizini, mevcut ateşkesin uzun vadeli stratejik bir uzlaşıdan uzak olduğu tespitiyle noktalayan El-Ceber, asıl tehlikenin yıkımı onarmaktan ziyade, Washington’ın askeri maliyetleri müttefiklerine yüklediği siyasi ve ekonomik modelin normalleşmesi olduğunu vurguladı.

Uzman, bölgenin sürdürülebilir bir barışa mı yoksa sadece ertelenmiş çatışmaların yeni bir turuna mı evrildiği sorusunu gündeme taşıdı.



Makaleler

Güncel