İran-ABD mutabakatında Lübnan'ın acil ateşkes kapsamına alınmasını Tahran'ın ısrarına bağlayan milletvekili Hasan Fadlallah, Lübnanlı yetkilileri doğrudan müzakere tuzağından uzak durmaya ve İran şemsiyesi altında ulusal uzlaşıya davet etti.
YDH- Hizbullah'ın Lübnan cumhurbaşkanlığı ile ilişkilerden sorumlu milletvekili Hasan Fadlallah, el-Meyadin’e verdiği özel röportajda, elde edilen kazanımları modern savaşlar ve uluslararası ilişkiler tarihinde ''eşi benzeri görülmemiş bir başarı'' olarak tanımladı.
Fadlallah, İran’ın teslim olmayıp aksine savaştığını, tüm coğrafyasını, sistemini ve halkının birliğini korumayı başardığını ifade etti.
Tahran’ın, Amerikan ve İsrail tarafını savaşı durdurmaya zorladığını ve müzakerelere ateş altında değil, kendi şartlarıyla gittiğini belirtti.
İran’ın Amerikan iç işlerine karışmadığını, buna karşılık ABD’nin 47 yıldır İslam Cumhuriyeti rejimini zayıflatmak için çalıştığını anımsatan yetkili, Tahran’ın Washington’dan temel bir şart olarak iç işlerine karışmama garantisi aldığını da sözlerine ekledi.
Fadlallah, Washington ile savaşı sona erdirmek için imzalanan mutabakat zaptını İran için gerçek bir zafer olarak nitelendirdi ve "Bu gerçeği görmek istemeyip inat edenler, hakikate ve gerçekliğe gözlerini kapatmış demektir" dedi.
Söz konusu mutabakatın İsrail’de büyük bir tepkiye yol açtığını belirten Fadlallah, Lübnan konusuna değinerek, anlaşmayı geciktiren temel unsurun İran’ın, Lübnan’ı da ABD ile yapılacak mutabakatın bir parçası yapma konusundaki ısrarı olduğunu açıkladı.
İran’ın, İsrail’i Lübnan’daki savaşı durdurmaya mecbur edecek bir madde üzerinde anlaşmaya varmak adına müzakereleri bir süreliğine askıya aldığını bildirdi.
Söz konusu belgede, Lübnan’da derhal ateşkes ilan edilmesi ve savaşın sona erdirilmesi çağrısının yer aldığını belirten yetkili, İran’ın bu konuda taviz vermediğini vurgulayarak, "Herhangi bir tampon bölge veya sıfır hattı söz konusu değildir" dedi.
Lübnan'ın güvenliği ve direnişin stratejisi
Direnişin öncelikli amacının Lübnan topraklarında bir tampon bölge kurulmasını veya işgalin sürmesini engellemek olduğunu yineleyen Fadlallah, 60 günlük bir müzakere aşaması öngörüldüğünü ve Lübnan’ı ilgilendiren mutabakatın ilk maddesinin bu süreçle başlayacağını doğruladı.
Fadlallah, "İsrail düşmanını güney banliyölerine ve Beyrut'a saldırmaktan alıkoyan şey, başka hiçbir şey değil, İran füzeleridir" görüşünü dile getirdi.
İran’ın kendisini Lübnan devletinin yerine koymadığını, aksine destekleyici bir unsur olduğunu belirten yetkili, Tahran’ın Lübnan’ın ulusal taleplerine ulaşmasını sağlamak amacıyla resmi kurumlarla yakın iletişimde olduğunu kaydetti.
Fadlallah, "Lübnan'a güç veren unsur, cephelerin dayanışmasıydı" ifadesini kullandı.
Lübnan devletinin, Washington'daki düşmanla yürüttüğü doğrudan müzakerelerin hiçbir sonuç vermediğini belirten yetkili, işgalcilerle kurulan bu doğrudan temasın karşılıksız taviz vermek anlamına gelen bir yol olduğunu söyledi.
"Amerikan ve İsrail tarafları, mutabakat zaptında yer alan maddeleri bozmak amacıyla Lübnan tarafını taahhüt altına sokmak için acele edebilirler" uyarısında bulunan Fadlallah, Lübnan yetkililerini ABD-İran mutabakatının sunduğu fırsatı kaçırmamaları konusunda uyardı ve "bu tarihi anın boşa harcanmaması gerektiğini" vurguladı.
Lübnan yönetiminin Washington üzerinden müzakereyi seçtiğini, direnişin ise bölgesel bir şemsiyeye bel bağladığını ifade eden Fadlallah, "Şimdi hangi seçenek kazandı?" diye sordu.
Hizbullah’ın kararının Lübnan’a ait olduğunu, liderliğinin Şeyh Naim Kasım öncülüğünde bütünüyle Lübnanlılardan oluştuğunu vurgulayan yetkili, partinin tüm kararlarının kendi öz iradelerinden ve çıkarlarının analizinden kaynaklandığını belirtti.
Güneyde savaşanların bu toprakların öz evlatları olduğunun altını çizen Fadlallah, "İran bize hiçbir şeyi dikte edemez" diye vurguladı. Direnişin çatışmaya Lübnan’ın millî iradesiyle girdiğini belirten yetkili, 2 Mart öncesinde mevcut olmayan tarihi fırsattan bu şekilde yararlandıklarını ifade etti.
İran'ın sürece dahil olmasının İsrail’i büyük ölçüde bu ülkeye karşı saldırganlıkla meşgul ettiğini, bunun da direnişin düşmanla farklı koşullar altında yüzleşmesini sağladığını sözlerine ekledi.
Tarihi fırsatın değerlendirilmesi gerekliliği
"İran aracılığıyla ve Lübnan devletiyle iş birliği yaparak tüm haklarımızı elde edebiliriz" diyen Fadlallah, yetkililere, izlenecek yanlış bir yolun Lübnan’ı önemli bir fırsattan mahrum bırakacağı ve iç bölünmeyi körükleyeceği gerçeğine dikkat etmeleri çağrısında bulundu.
Lübnan hükümetinin İran’ın çabalarına karşılık vermesi gerektiğini belirten yetkili, "İsrail düşmanıyla çıkmaz bir yola girmemeleri" gerektiğini vurguladı.
Son olarak, İran’ın gösterdiği büyük çabaları boşa çıkarmaya yönelik girişimlerin olduğunu hatırlatan Fadlallah, "deneysel bölgeleri veya belirsiz formülleri" kabul etmediklerinin altını çizdi.
Diplomasi kanalları ve dolaylı müzakereler
Fadlallah, Lübnan yetkililerinin dolaylı müzakere seçeneğini değerlendirebileceğini ifade ederek, "Ülkenin egemenliğini koruyan şartlar çerçevesinde, bizden her türlü iş birliğini bekleyebilirler" dedi. Bu noktada dolaylı müzakereler konusunda tarihsel deneyime sahip merkezi bir figür olarak Meclis Başkanı Nebih Berri’yi işaret etti. Hükümete ve cumhurbaşkanlığı makamına, İran-Amerikan hattındaki ortak sürece dahil olmaları çağrısında bulunan Fadlallah, bunu bölgesel ve uluslararası bir yol olarak tanımladı. İran şemsiyesinin, Lübnan’ın da dahil edilebileceği bölgesel ve uluslararası bir koruma alanı olduğuna inandığını belirten Fadlallah, Amerika ve İsrail’in Lübnan’daki siyasi süreç üzerindeki tekelinin karşılıksız tavizlere yol açacağı ve iç huzursuzluğu tırmandıracağı uyarısında bulundu.
Uluslararası arabuluculuk ve bölgesel dönüşüm
Fadlallah, Lübnan’da siyasi tercihlerini yitirdikten sonra hayal kırıklığına uğrayan çevreler olduğunu; bu süreçte birçok ülkenin, çatışmanın seyri ve ateşkesin nasıl sağlanacağı konusunda arabuluculuk yapmaya çalıştığını kaydetti.
İsrail ile doğrudan müzakerelere girmeyi düşünmediklerini vurgulayan Fadlallah, buna karşın Körfez, Arap ve Avrupa ülkelerinin bu konuda kendileriyle görüşmek için kapılarını çaldığını açıkladı.
Katar ile iletişimin sürekli olduğunu ve Doha'nın ABD-İran mutabakatına giden yolda arabulucu olarak olumlu bir rol oynadığını belirten Fadlallah, bölgenin büyük bir dönüşüm geçirdiğini ve Lübnan’ın bundan doğrudan etkilendiğini; bu nedenle Lübnan yönetiminin mevcut değişimler ışığında aynı siyaseti sürdüremeyeceğini dile getirdi.
Siyasi iklim ve iç yönetim performansı
Bölgedeki uzlaşma eğilimlerine değinen Fadlallah, "Lübnan-İran resmî ilişkilerinin mevcut düzeyde kalması makul değildir" diyerek, ilişkilerin resmî kanallar üzerinden yürütülmesi gerektiğini, ancak İran büyükelçisinin akreditasyonunu kabul etmeyen tarafların bizzat iktidar sahipleri olduğunu vurguladı.
Ayrıca Lübnan makamlarının direnişi kanun dışı olarak nitelendiremeyeceğini; bu kararda ısrar etmenin ve geri adım atmamanın ülkeye bir lanet getireceğini savundu.
İç siyasetteki değişimin mevcut yönetimin performansına bağlı olduğunu belirten Fadlallah, kendilerinin hükümet içinde yer aldığını ve yürütmeyle her şartta temas halinde olduklarını ifade etti.
Fadlallah, yetkililerin tutumlarını değiştirip gerçekleri inkar etmeden hareket etmeleri halinde, kurulacak iş birliğinin herkesin yararına sonuçlar doğuracağını savundu.
İnatçılık çemberi olarak tanımladığı bu durumun sürdürülmesinin sadece iç karmaşayı artıracağını ve yetkililerin bu yaklaşımla hiçbir başarı kazanamayacağını vurguladı.
Gelecek projeksiyonu ve milli birlik
Hükümetin reform performansı veya bakanlık beyannamesi gibi dosyaları henüz açmadıklarını, şu anki önceliklerinin çatışmayla mücadele olduğunu belirtti.
Çatışma dönemi sona erdiğinde şüphesiz iç meselelere döneceklerini belirten Fadlallah, yetkililerin sadece Hizbullah ile ilişkilerini değil, aynı zamanda halkın büyük bir kesimiyle olan bağlarını da ciddi şekilde gözden geçirmeleri gerektiğini vurguladı.
Milletvekili Hasan Fadlallah, Lübnan yönetimine hesaplamalarını ve kararlarını yeniden değerlendirmeleri; tökezleyen, kafa karıştıran mevcut performanstan uzaklaşmaları ve İsrail ile doğrudan müzakere ısrarını terk etmeleri çağrısında bulundu.
Cumhurbaşkanı Jozef Aun ile doğrudan bir görüşme olmamasına rağmen, hâlihazırda bir iletişim kanalı bulunduğunu açıklayan Fadlallah, Aun'a görev süresinin başarısı için temennilerini ilettiklerini ve cumhurbaşkanlığı makamıyla en iyi ilişkiyi kurma arzusunda olduklarını hatırlattı.
Anayasa'nın Cumhurbaşkanı'nı ulusal birliğin sembolü olarak tanımladığını belirten Fadlallah, sözlerini "Biz, herhangi bir parti olarak değil, devlet başkanı tarafından ciddiyetle ele alınması gereken temel bir toplumsal kesim olarak görülmeliyiz" şeklinde tamamladı.
Cumhurbaşkanlığı makamı ve direniş ile ilişkiler
Fadlallah, Cumhurbaşkanı Aun ile yaşanan anlaşmazlığın; direnişe karşı takınılan tavır ve doğrudan müzakerelere geçme konusundaki görüş ayrılıklarından kaynaklandığını belirtti.
"Anlaşmanın başarılı olmasını istediğimiz için kendisine birçok kez el uzattık, içsel düzeyde iş birliği yaptık ve pek çok öneri sunduk" diyen Fadlallah, direnişin, Lübnan ordusunun arzu ettiği her bölgeye girmesine olanak tanıyacak şekilde hareket ettiğini doğruladı.
Bölgenin neredeyse tamamen silahsızlandırıldığını belirten yetkili, "Aksi bir durum söz konusu olsaydı, İsrail düşmanı bazı köylere giremezdi" değerlendirmesinde bulundu.
Direnişin, savaşçıların konuşlandırılması ve mühimmat sevkiyatı konusunda kendine has yöntemleri olduğunu vurgulayarak, "Direnişin doğası gereği, bu süreçler gizlilik temelinde yürütülür" diye ekledi.
Siyasi iletişim ve sonuç odaklılık
Cumhurbaşkanının temelde kendileriyle olan ilişkisini yeniden gözden geçirmekle ilgilendiğini belirten Fadlallah, partilerinin buna hazır olduğunu ve resmî kanallar üzerinden iletişimin sürdüğünü ifade etti.
Yetkili, hem Cumhurbaşkanına hem de hükümete bir yanlış yapmadıklarını, aksine iş birliği içinde olduklarını hatırlatarak, mevcut uçurumun kapatılmasından yana olduklarını ancak bu durumun gerçekçi bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini vurguladı.
Başbakan ile yapılacak olası bir görüşmenin verimli olmasının şart olduğunu belirten Fadlallah, "Görüşmenin göstermelik değil, net ve sonuç odaklı olmasını istiyoruz" dedi. Ardından şu soruları yöneltti:
"Güneyi savunan şehitler kanun dışı mıydı, yoksa anayasa ve tüzükten sapanlar bizzat yetkililer miydi?"
Bölgesel tuzaklar ve dış müdahaleler
Bölgedeki büyük dönüşümleri okumaya yanaşmayanlar olduğunu belirten Fadlallah, "İsrail düşmanı neden Suriye’nin güneyinin bir bölümünü işgal etti?" diye sordu.
İran'ın Lübnan’daki direnişi terk edeceği yönündeki beklentilerin boşa çıktığını yineleyen yetkili, Tahran’ın Lübnan ile dayanışma içinde olduğunu ve savaşa girme kararının bütünüyle Lübnan’a ait olduğunu savundu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın, İsrail’in Hizbullah ile mücadele görevini Suriye’ye bırakması gerektiği yönündeki açıklamasının, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun direnişi yenmedeki başarısızlığını ve çatışmayı başka bir mecraya çekerek fitne çıkarma çabasını doğruladığını belirtti.
Trump’ın ifadelerinin İsrail’in Lübnan’daki savaşı çözmedeki çaresizliğini yansıttığını savunan Fadlallah, Sünni-Şii çatışmasını kışkırtmanın bu başarısızlığı örtmeye yönelik bir hamle olduğunu kaydetti.
Bu senaryonun gerçekleşmeyeceğini belirten Fadlallah, zira Suriye ve Lübnan halklarını birbirleriyle meşgul ederek zayıflatmayı hedefleyen bir tuzak olduğunu belirtti.
Konuşmasını, Trump’ın bölgeyi bir çatışma sarmalına sürüklemek istediği, ancak Lübnan, Suriye ve bölgedeki Müslümanların bu tuzağa düşmeyecek kadar bilinçli olduğu iddiasıyla noktaladı.