Devrim Lideri'nin mesajı İran heyetine siyasi zırh oldu

img
Devrim Lideri'nin mesajı İran heyetine siyasi zırh oldu YDH

❝Amerikalı yetkililer arasında hâkim olan 'iyimserlik' havasını bir kenara iten Devrim Lideri, Washington'ın verdiği sözlere sadık kalıp kalmayacağı konusunda net bir uyarıda bulundu.❞




Muhammed Hacavi

YDH- El-Ahbar'ın İran sütunu yazarı Muhammed Hacavi, ABD ile İran arasındaki buzları eritme girişiminin, İsrail faktörü ve İran'ın ideolojik "kırmızı çizgileri" nedeniyle ne kadar kırılgan bir zeminde ilerlediğini analiz etti. Hacavi, Devrim Lideri'nin, İran'ın "kırmızı çizgilerini" (Lübnan maddesi, hakların korunması vb.) yeniden hatırlatarak, heyetin Washington karşısında elini güçlendirdiğini; ayrıca bu hamlenin müzakerecileri içerideki ideolojik baskılardan koruyacak bir "siyasi zırh" işlevi gördüğünü vurguluyor.

✱✱✱


İran hükümetine yakın kaynaklar, ABD ile İran arasında dün İsviçre'de yapılması planlanan görüşmenin Tahran'ın talebi üzerine iptal edildiğini bildirdi.

Söz konusu kaynaklara göre İranlı müzakereciler, 60 günlük görüşme sürecine başlamadan önce mutabakat zaptının nasıl uygulanacağına dair somut emareler görmek konusunda ısrarcı oldu.

Öte yandan Beyaz Saray, ABD Başkan Yardımcısı Jay D. Vance'in İsviçre ziyaretinin "lojistik nedenlerle" iptal edildiğini duyurdu.

Aslında bu görüşmeler, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pizişkiyan ve ABD Başkanı Donald Trump arasında perşembe sabahı resmen imzalanan son mutabakat zaptı uyarınca, nükleer müzakerelere ayrılan 60 günlük takvimin başlangıcı olacaktı.

Ancak ABD'nin İran'daki çıkarlarını yıllardır temsil eden İsviçre Dışişleri Bakanlığından yapılan açıklamada, taraflar arasındaki müzakerelerin başlama tarihine dair herhangi bir bilgi paylaşılmadı.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai ise dün konuya ilişkin yaptığı açıklamada, "Aracılar vasıtasıyla yürütülen istişareler devam ediyor. Gerekli koşullar sağlanır sağlanmaz müzakerelerin başladığını duyuracağız." ifadelerini kullandı.

Mutabakat zaptının çevrim içi ortamda imzalanmasının ardından, iki ülke heyetlerinin İsviçre'de yüz yüze görüşmesinin artık "acil" bir durum olmaktan çıktığını belirten Bekai, "Önümüzdeki günlerde yeni bir görüşme planlamak için çalışmalarımızı sürdürüyoruz." diye ekledi.

İranlı yetkililerin Washington ile yeni bir müzakere turuna başlama konusunda sergilediği temkinli yaklaşımın ardındaki en büyük etken, İsrail'in Lübnan'daki gerilimi tırmandırması ve mutabakat zaptındaki "Lübnan maddesini" reddettiğini açıklaması gibi görünüyor.

Zira mutabakat zaptının ilk maddesi, "Lübnan cephesi de dâhil olmak üzere tüm cephelerdeki askeri operasyonların derhâl ve kalıcı olarak durdurulmasını" öngörüyor.

İranlı yetkililer ise bu duruma, işgal güçlerinin Lübnan topraklarından tamamen çekilmesinin de eşlik etmesi gerektiğinde ısrar ediyor.

Tam da bu noktada İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben-Gvir'in "Lübnan'ı yakma" çağrısına sert bir yanıt vererek, "Tel Aviv'deki ölüm mangasının tek bir amacı var: Kesintisiz savaş." dedi.

Diğer taraftan Lübnan'daki çatışmaların şiddetlenmesiyle birlikte, İran Devrim Muhafızları Ordusuna yakınlığıyla bilinen Tesnim dün, İran-ABD müzakerelerinin "tamamen iptal edilmesi" ve Hürmüz Boğazı'nın kapatılması çağrısında bulundu.

Tesnim'in yayımladığı raporda, "İsrail saldırıları sona erip işgal güçleri Lübnan topraklarından çekilene kadar Hürmüz Boğazı kapalı tutulmalı ve gelecekteki tüm müzakereler kesin bir dille iptal edilmelidir." vurgusu yapıldı.

Ayrıca İsrail saldırganlığının devam etmesinin, "mutabakatın fiilen ölmesi anlamına geldiği ve bu durumun asla görmezden gelinemeyeceği ya da kabullenilemeyeceği" ifade edildi.

Devrim Lideri Ayetullah Seyyid Mücteba Hamenei'nin İran-ABD mutabakatına dair yayımladığı son mesaj, İranlı müzakerecilerin izleyeceği yol haritası için yeni bir çerçeve belirledi.

Amerikalı yetkililer arasında hâkim olan "iyimserlik" havasını bir kenara iten Devrim Lideri, Washington'ın verdiği sözlere sadık kalıp kalmayacağı konusunda net bir uyarıda bulundu.

Mesajın belki de en çarpıcı yönü, Devrim Lideri'nin kişisel çekinceleri olmasına rağmen ABD ile varılan mutabakata destek verdiğini açıklamasıydı. Bu desteğin temelinde, Cumhurbaşkanı Pizişkiyan ve Yüksek Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin "İran halkının ve Direniş Ekseni'nin haklarını koruma" konusundaki tavizsiz duruşlarına ve üstlendikleri büyük sorumluluğa duyulan güven yatıyordu.

Üstelik Devrim Lideri, doğrudan müzakereleri sürdürmenin hiçbir şekilde "düşmanın pozisyonunu kabullenmek" anlamına gelmediğinin altını çizerek mutabakat zaptının imzalanmasıyla alevlenen tartışmalara son noktayı koydu.

Bu hamle, müzakere heyetine bir nevi siyasi zırh sağladı ve "devrimci ilkelerden taviz vermekle" suçlanma korkusu yaşamadan diyaloğa devam etmelerinin önünü açtı.

İran'ın kırmızı çizgilerini de bir kez daha hatırlatan Ayetullah Hamenei, olası bir uzlaşmazlık veya şantaj girişimine karşı müzakere heyetinin elini güçlendirirken, İran yönetiminin gözünde Washington ile yapılan her türlü anlaşmanın şarta bağlı ve kırılgan yapısını yeniden teyit etmiş oldu.

Devrim Lideri'nin bu mesajının hemen ardından Tahran'daki kurumlar ve üst düzey yetkililer, çizilen bu yeni vizyon çerçevesinde ulusal duruşlarını tazeleyerek mesajın içeriğiyle kenetlenmekte gecikmedi.

Mesajı memnuniyetle karşılayan Cumhurbaşkanı Pizişkiyan, "Cumhurbaşkanı ve Yüksek Milli Güvenlik Konseyi Başkanı olarak ben ve Konsey'in tüm üyeleri, Sayın Lider'in endişelerini azami düzeyde dikkate almaya; İran halkının ve Direniş Cephesi'nin haklarını korumaya kararlıyız." şeklinde konuştu.

Pizişkiyan, devlet yetkilileri için en büyük kırmızı çizginin "ulusal çıkarlar ile gururlu İran halkının onurunu, haysiyetini ve gücünü korumak" olduğunu vurguladı.

Ardından, müzakere ekibinin detaylara titizlikle sadık kalacağına ve ilahi takdirin de yardımıyla büyük bir zafer kazanacağına inancının tam olduğunu dile getirdi.

İran müzakere heyetinin başkanı ve Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ise Devrim Lideri'nin mesajını bir "yol haritası" olarak nitelendirdi.

Galibaf, "Mutabakat zaptının imzalanması, İran halkının haklarını güvence altına almamız ve sözünde durmayan bir düşmana karşı direnişi sürdürmemiz gereken zorlu ve meşakkatli bir yolun sadece başlangıcıdır." diyerek durumu her zamankinden çok daha net bir şekilde özetledi.

Ayrıca karşı tarafın "sözünden dönmesi, taahhütlerinden cayması veya haksız taleplerinde ısrarcı olması" durumunda, İran'ın "yıkıcı bir karşılık" vermekten asla çekinmeyeceği uyarısında bulundu.

Benzer bir tepki Yüksek Milli Güvenlik Konseyi Sekreterliğinden de geldi.

Kurumdan yapılan açıklamada, önümüzdeki müzakere sürecinde ulusal çıkarlar doğrultusunda hiçbir taviz verilmeyeceği konusunda Devrim Lideri'ne ve halka güvence verildiği yinelendi.

"Sözünde durmayan düşmana karşı tam bir güvensizlik politikası" yürütülmesi gerektiği vurgulanan açıklamada, "Müzakere süreci ve anlaşmaların uygulanması yakından takip edilecektir. Amerikan tarafının sergileyeceği herhangi bir ihlal veya kuraldışı davranış, önceden hazırlanmış planlar doğrultusunda misliyle karşılık bulacaktır." denildi.

Tüm bu gelişmeler yaşanırken, Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve ABD'nin İran'a yönelik deniz ablukasının kaldırılmasına ilişkin anlaşmanın sahada uygulanmaya başladığı görülüyordu; zira boğazdaki gemi trafiği çoktan yoğunlaşmıştı.

Nitekim Bloomberg'in elde ettiği verilere dayandırdığı haberine göre, sadece bu hafta içinde İran'ın güneydoğusundaki Çabahar Limanı'ndan, toplam 20 milyon varil İran petrolü taşıyan 11 dev petrol tankeri yola çıkmıştı.


Çeviri: YDH

İlgili Haberler


Makaleler

Güncel