ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile imzaladığı mutabakat, Cumhuriyetçi Parti içinde dış politika açısından kuşkuyla karşılanırken, bazı parti temsilcileri düşen petrol ve akaryakıt fiyatlarının ara seçimler öncesinde siyasi avantaj sağlayabileceğini düşünüyor.
YDH - ABD Başkanı Donald Trump'ın İran ile vardığı anlaşmanın jeopolitik açıdan başarı getirip getirmeyeceği konusunda Cumhuriyetçiler arasında soru işaretleri sürerken, parti çevrelerinde mutabakatın ara seçimler üzerindeki olası siyasi etkisine ilişkin daha iyimser değerlendirmeler yapılıyor.
Özellikle petrol ve akaryakıt fiyatlarındaki gerilemenin seçim kampanyaları açısından olumlu sonuçlar doğurabileceği belirtiliyor.
Ulusal düzeyde görev yapan bir Cumhuriyetçi Parti yetkilisi, The Hill gazetesine verdiği demeçte, anlaşmanın ardından piyasalardan gelen olumlu tepkilere işaret ederek "rahatlama" hissettiğini söyledi.
ABD ile İran arasında bu hafta imzalanan mutabakat zaptının açıklanmasının ardından petrol fiyatları, şubat ayı sonunda başlayan savaşın başlangıcından bu yana en düşük seviyelerine geriledi.
Uluslararası gösterge kabul edilen Brent petrolün varil fiyatı perşembe günü 79,53 dolar seviyesinde işlem görürken, ABD göstergesi Batı Teksas petrolü (WTI) 76,55 dolardan işlem gördü.
Akaryakıt fiyatları da son aylardaki en düşük seviyelerine indi. AAA verilerine göre ABD genelinde benzinin galon başına ortalama fiyatı perşembe günü 3,99 dolar oldu.
Söz konusu Cumhuriyetçi Parti yetkilisi, "Cumhuriyetçiler daha fazla ayrıntı öğrenmek istiyor ancak seçim kampanyası dönemine girerken bunun çok olumlu bir işaret olduğunu düşünüyorum. Cumhuriyetçiler bunun üzerinden olumlu bir mesaj vermenin yollarını arıyor" dedi.
ABD Başkan Yardımcısı JD Vance de perşembe günü Beyaz Saray'daki basın toplantısında enerji fiyatlarındaki düşüşe dikkat çekti. Vance, çarşamba akşamı Hürmüz Boğazı'ndan 12,5 milyon varil petrol geçtiğini açıkladı.
Vance gazetecilere yaptığı açıklamada, "İran'daki barış planı Amerikan halkı için şimdiden somut sonuçlar üretmeye başladı" ifadelerini kullandı.
Trump da Fransa'da mutabakatı imzalamasının ardından Beyaz Saray'daki ilk kamuoyu açıklamasında yükselen borsa ve düşen petrol fiyatlarını öne çıkardı.
Trump, "Borsa yeni bir tarihi zirveye ulaştı, 401(k) emeklilik hesapları yeni zirvelere çıktı ve petrol fiyatları hızla düşüyor. Bunun dışında her şey olağan şekilde ilerliyor" dedi.
Cumhuriyetçiler arasında itirazlar sürüyor
Bununla birlikte anlaşmanın Cumhuriyetçiler açısından siyasi riskler de taşıdığı belirtiliyor.
Demokratlar ve Kongre'deki bazı Cumhuriyetçiler, Trump'ın müzakerelerde Tahran'a fazla taviz verdiğini savunuyor.
Demokratların, kamuoyu yoklamalarında destek bulmayan savaşı sonbahardaki ara seçimlerde yoğun biçimde eleştirmesi ve bunun ABD'nin hedeflerini gerçekleştirmeyen tercih edilmiş bir savaş olduğunu öne sürmesi bekleniyor.
Kasım ayına kadar akaryakıt fiyatlarının ne ölçüde gerileyeceği de henüz netlik kazanmış değil.
Buna karşın yükselen enerji fiyatlarının Trump'a siyasi zarar verdiği, rakiplerinin de hayat pahalılığı konusunu önemli bir seçim argümanı olarak kullandığı ifade ediliyor.
Perşembe günü yayımlanan NPR/PBS News/Marist anketine göre Amerikalıların yalnızca yüzde 33'ü Trump'ın ekonomiyi yönetme biçimini onaylıyor.
Ankette Trump'ın ekonomi alanındaki onay oranının, eski Başkan Joe Biden döneminde Şubat 2022'de görülen en düşük seviyeden üç puan daha aşağıda olduğu belirtildi.
Bazı Cumhuriyetçiler ise savaşın sona ermesi ve Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılmasının tek başına kutlanacak bir gelişme olduğunu düşünüyor.
Cumhuriyetçi Parti yetkilisi, "Fiyatlar savaş öncesi seviyelere dönmese bile, olumlu bir gelişme ortaya çıktığında Cumhuriyetçiler bunun etrafında birleşecektir" dedi.
Buna karşılık bazı Cumhuriyetçiler daha temkinli yaklaşıyor. Bir Cumhuriyetçi stratejist, akaryakıt fiyatlarındaki düşüşün seçmenlerin hayat pahalılığına ilişkin kaygılarını ortadan kaldırmayacağını söyledi.
Stratejist, "Bu durum aslında çatışmanın kendisinin yarattığı bir sonuçtu. Cumhuriyetçiler açısından asıl risk, benzin fiyatlarının seçmenlerin zaten düşündüğü ekonomik sorunların daha görünür hale gelmesiydi" değerlendirmesinde bulundu.
Cumhuriyetçiler, Washington ile Tahran arasındaki nihai anlaşma görüşmelerinin henüz başlangıç aşamasında olduğunu belirterek, ön anlaşmanın ara seçimlerde nasıl bir rol oynayacağını söylemek için erken olduğunu ifade ediyor.
Bununla birlikte özellikle Senato'da anlaşmaya yönelik eleştiriler artıyor.
Senato Silahlı Hizmetler Komisyonu Başkanı Roger Wicker çarşamba günü yaptığı açıklamada ön anlaşmanın "savaşta elde edilen kazanımları geri çevirebileceği" yönünde kaygı duyduğunu söyledi.
Senatör Ted Cruz ise Trump'ın bu konuda "yanlış yönlendirildiğine" inandığını ifade etti.
Trump'ın desteklediği rakibine ön seçimi kaybeden Senatör Bill Cassidy de eski Başkan Ronald Reagan için "mezarında ters dönüyordur" yorumunu yaptı.
Cumhuriyetçilerin önemli bölümünün itiraz ettiği konuların başında anlaşmadaki 300 milyar dolarlık yeniden imar fonu geliyor.
Trump yönetimi, ABD'nin bu fona kaynak aktarmayacağını vurgulasa da Cumhuriyetçiler fonun varlığının İran açısından önemli bir kazanım oluşturduğunu savunuyor.
Trump yönetimi daha önce, İran'ın bazı varlıklarının üzerindeki kısıtlamaların kaldırılmasını içeren ve İran'a nakit aktarımını da kapsayan Obama dönemindeki nükleer anlaşmayı yoğun biçimde eleştirmişti.
Demokratlar ise İran'ın yeniden inşası için öngörülen 300 milyar dolarlık fonun Cumhuriyetçileri seçmenlerden kopuk göstermesi riskini taşıdığını belirtiyor.
2024 seçimlerinde Biden ve Harris kampanyalarında görev yapan Demokrat stratejist Dan Kanninen, "Donald Trump üzerinde hiçbir denetimin kalmamasının ve Kongre'nin yetkilerini kullanmamasının Amerikan halkına etkisini gerçek zamanlı olarak görüyoruz" dedi.
Kanninen, "İran'a 300 milyar dolar. Amerikalıların ödediği günlük bir milyar dolarlık ek akaryakıt maliyeti. Ortalama bir Amerikalının sağlık harcamalarında aylık yüzlerce dolarlık artış. Tüm bunlar Trump yönetiminin politikalarının sonucu ve Kongre'deki Cumhuriyetçiler buna izin verdi" ifadelerini kullandı.
Bazı Cumhuriyetçiler ise İran savaşı ve mutabakatın ara seçimlerde doğrudan belirleyici olmayacağını, asıl gündemin ekonomi ve enflasyon olmaya devam edeceğini düşünüyor.
Bir Cumhuriyetçi stratejist, "Bu konu bana kasımdaki ara seçimlerden çok, Cumhuriyetçilerin 2028 başkanlık yarışı tartışmalarının parçası gibi görünüyor" dedi.