Trump, İran'la anlaşmayı kalıcı hale getirmeye çalışırken Netanyahu, Lübnan ve İran başlıklarında Washington'ın çizdiği rotaya tam olarak uyum sağlamıyor.
YDH- El-Ahbar gazetesinde yer alan analizde, ABD ile İran arasında varılan anlaşmanın en önemli sonuçlarından birinin, ABD Başkanı Donald Trump ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu arasındaki ilişkiyi 2017'den bu yana karşılaştığı “en zorlu sınavla” karşı karşıya bırakması olduğu belirtildi.
Analizde, Trump ile Netanyahu'nun Trump'ın ilk başkanlık döneminin başlangıcından itibaren yakın bir siyasi ortaklık kurduğu, hatta uzun süre bu ilişkide Netanyahu'nun daha avantajlı konumda bulunduğu ifade edildi.
El-Ahbar'a göre Trump, 2024 seçimlerinde yeniden başkanlığa dönüş sürecinde, selefi Joe Biden'ın Gazze savaşı sırasındaki politikalarından rahatsız olan hem Hristiyan Siyonistlerin hem de Arap seçmenlerin tepkilerinden yararlandı.
Gazete, Trump'ın o dönemde niyetleri konusunda “kasıtlı bir belirsizlik” izlediğini, ancak perde arkasında Netanyahu ile ortak bir proje üzerinde çalıştığını ve bunun sonuçlarının Ocak 2025'te Beyaz Saray'a dönmesinin ardından ortaya çıkmaya başladığını öne sürdü.
"Önce Amerika" çizgisi ile İsrail talepleri çatışıyor
El-Ahbar'a göre iki lider arasındaki ilişki en güçlü dönemlerinde bile “sorunsuz değildi.” Analizde, Trump'ın birçok kez Netanyahu ve ABD'deki müttefiklerinin baskısıyla karşı karşıya kaldığı ve bunun Amerikan yönetimi ile Cumhuriyetçi Parti tabanındaki "Önce Amerika" akımında rahatsızlık yarattığı belirtildi.
Gazete, son günlerde yapılan iki açıklamaya dikkat çekti. Bunlardan birinde bir ABD yönetimi yetkilisinin İran anlaşmasının "Önce Amerika" ilkesine uygun olduğunu söylediği, diğerinde ise Axios'un aktardığına göre Trump'ın, "İran'la savaşın uzatılmasını isteyen şahinlerin taleplerine boyun eğmenin küresel ekonomik durgunluk riski yaratacağını" ifade ettiği kaydedildi.
El-Ahbar, 8 Nisan'da ateşkesin sağlanması ve İran ile müzakerelerin başlamasından bu yana yaşanan gelişmelerin, Washington ile Tel Aviv arasındaki ilişkide “önemli bir değişime” işaret ettiğini savundu.
Gazeteye göre, Netanyahu artık ya Trump'ın çizdiği yola uyum sağlamak ya da onunla açık bir çatışmayı göze almak durumunda.
Netanyahu'nun Lübnan düğümü
Analizde, Netanyahu'nun “siyasi tecrübesi” sayesinde Trump'la doğrudan çatışmaktan kaçınırken aynı zamanda onun taleplerine “ olarak “ tercih ettiği öne sürüldü.
El-Ahbar, bunun özellikle İran anlaşmasındaki Lübnan maddesi konusunda görüldüğünü belirtti. Gazeteye göre, söz konusu madde Trump'ı önce savaşın durdurulması, ardından da İsrail'in Lübnan topraklarından çekilmesi yönünde baskı yapmaya zorluyor.
Analizde, böyle bir senaryonun Netanyahu açısından Lübnan cephesinde yürütülen maliyetli savaşın “herhangi bir kazanım elde edilmeden” sona ermesi anlamına geleceği ve bunun da sonbaharda yapılması beklenen seçimlerde “ciddi siyasi sonuçlar” doğurabileceği ifade edildi.
Gazete, İran'ın mutabakat zaptındaki Lübnan maddesini Trump'ın savaştan çıkış yolu bulmasını sağlayacak ancak Netanyahu'ya aynı imkânı tanımayacak şekilde kaleme aldığını vurguladı.
Bu çerçevede el-Ahbar, Trump'ın Netanyahu'yu seçimler ve yargı süreçleri karşısında “kendi kaderiyle baş başa bırakmış” göründüğünü yazdı.
Gazete ayrıca, Trump'ın daha önce İsrail Cumhurbaşkanı'nı Netanyahu için özel af çıkarmaya ikna etmeye çalıştığını ancak bundan sonuç alamadığını belirtti.
Trump'ın sert mesajları
El-Ahbar'a göre, gerilim son dönemde Trump'ın Netanyahu'ya yönelik “açık eleştirilerine” kadar ulaştı.
Gazete, Trump'ın Netanyahu'yu "aptal" olarak nitelendirdiğini ve İran anlaşmasını sabote etmeye çalışmaktan vazgeçmesi çağrısında bulunduğunu öne sürdü.
Analizde, Netanyahu'nun bu açıklamalara doğrudan yanıt vermediği, bunun yerine hükümetteki daha sert çizgideki müttefiklerinin Washington'ın özellikle Lübnan savaşı konusunda Tel Aviv'e dayatmaya çalıştığı politikaları reddeden açıklamalar yaptığı belirtildi.
El-Ahbar ayrıca, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in İsraillilere yönelik, "Sizi koruyan bizim silahlarımızdı. Bugün dünyada İsrail'e sempati duyan tek lider Trump'tır" sözlerine dikkat çekti.
Gazete, bazı İsrailli bakanların buna karşılık "Sizden önce de vardık, sizden sonra da var olacağız" şeklinde yanıt verdiğini ve bunun Vance'e yönelik siyasi bir mesaj niteliği taşıdığını kaydetti.
İki lideri bekleyen zorlu süreç
Bununla birlikte el-Ahbar, yaşanan gerilimin Trump'ın Netanyahu ile ittifakını tamamen sona erdirdiği anlamına gelmediğini belirtti.
Gazeteye göre Netanyahu'nun en önemli kozlarından biri, Lübnan konusundaki sert tutumunun İsrail kamuoyunun geniş kesimleri tarafından desteklenmesi. Analizde, Netanyahu'nun olası rakiplerinin bile bu konuda ondan daha sert pozisyonlar almaya çalıştığı ifade edildi.
El-Ahbar, son ateşkese kadar ve hatta sonrasında da Netanyahu'nun ABD'nin Lübnan konusundaki yükümlülüklerini uygulamasını geciktirmeyi kısmen başardığını öne sürdü.
Ancak gazete, Netanyahu'nun “asıl sorununun” Trump'la ilişkilerden ziyade kendi hükümetinin belirlediği “yüksek hedefler” olduğunu belirtti.
Analizde, başbakanın bu hedeflerden geri adım atmasının siyasi geleceğini riske atabileceği ve bu nedenle önünde çıkış yolu bulmak için yalnızca birkaç ay bulunduğu ifade edildi.
El-Ahbar'a göre bu durum hem Trump hem de Netanyahu için ortak bir sorun yaratıyor. Gazete, İran anlaşmasının başarılı olmasını isteyen Trump'ın İsrail üzerinde daha fazla baskı kurmak zorunda kalabileceğini, Netanyahu'nun ise ABD başkanından daha önce sahada başarısız olduğu görülen hedefleri gerçekleştirmesine yardım etmesini beklediğini belirtti.
Analizin sonunda, kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleri ve İsrail seçimlerine kadar Trump'ın İran'la varılan anlaşmayı korumaya ve 60 gün içinde nihai bir anlaşmaya dönüştürmeye çalışacağı, Netanyahu'nun ise İsviçre'deki müzakerelerin başarısız olması ve sürecin sekteye uğraması umuduyla hareket edeceği değerlendirmesinde bulunuldu.