Hizbullah'ın meclisteki grubu, İsrail ile yapılan müzakerelerde Lübnan’ın egemenliğinden taviz verilmesine karşı çıkarak, işgalin derhal ve koşulsuz sonlandırılmasını talep etti.
YDH- Hizbullah'ın meclisteki grubu, İsrail işgal rejimiyle yürütülen doğrudan müzakerelere ve bu süreçten doğabilecek her türlü tavizkar anlaşmaya karşı sert bir uyarı yayımladı.
Grup, "Litani’nin kuzeyindeki deneysel alanlar" veya "çekilmenin koşullara bağlanması" gibi formüllerin, Lübnan’ın egemenliğini işgalci gücün lehine zayıflatan tehlikeli birer araç olduğunu vurguladı.
Hizbullah, yayımladığı periyodik toplantı bildirisinde, İsrail işgalinin hiçbir pazarlığa mahal vermeden tamamen ve derhal sonlandırılması gerektiğinin altını çizdi.
Tutsakların serbest bırakılması, yerinden edilmiş vatandaşların dönüşü ve saldırıların kayıtsız şartsız sona erdirilmesi dışında kalan her türlü girişimi "Lübnan’ın iç meselesi" olarak nitelendiren grup, dış aktörlerin bu süreçteki dayatmalarını reddetti.
Parti, Lübnanlı yetkilileri, "Siyonist düşmanı ateşkes ilan etmeye zorlayan İran desteğinden" azami düzeyde faydalanmaya ve yanlış politikalarla iç bölünmeyi derinleştirecek "tavizkar yaklaşımlardan" vazgeçmeye çağırdı.
Tahran’ın Lübnan’a yönelik tutumunu "tarihi ve saygıya layık" olarak tanımlayan Parti, İran’ın kendi stratejik çıkarlarını ve güvenliğini riske atarak Lübnan’ın yanında durduğunu belirtti.
Bildiride, "İran’ın cesur tutumu, Siyonist saldırganı ve Amerikan müttefikini ateşkese zorladı" ifadesine yer verilerek, Tahran’ın küresel güçlere karşı oluşturduğu yeni denklemin bölgesel sahneye denge getirdiği vurgulandı.
Bildiride ayrıca, direnişin gösterdiği kahramanlığa ve halkın bu süreçteki ağır fedakarlıklarına dikkat çekildi.
Kerbela'nın direniş ve sadakat derslerinden ilham aldıklarını belirten Parti, "Bugün özgürlük ve onuru savunma, düşmanı topraklarımızdan uzaklaştırma ve halkımızın haklarını geri kazanma sözümüzü yeniliyoruz" ifadeleriyle mücadelenin süreceğini ilan etti.
Lübnan ve Filistin'in, uluslararası toplumun suç ortaklığı ve Batı’nın desteğiyle yürütülen bir "soykırım ve etnik temizlik" süreciyle karşı karşıya olduğu vurgulanarak, Arap toplumlarının bu vahşete karşı sessizliği eleştirildi.