Şeyh Ali el-Hatib: Bu teslimiyet belgesi Lübnan'ı iç savaşa sürükleyebilir

img
Şeyh Ali el-Hatib: Bu teslimiyet belgesi Lübnan'ı iç savaşa sürükleyebilir YDH

Yüksek İslam Şii Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Washington destekli Lübnan-İsrail anlaşmasını Lübnan’ı iç savaşa sürükleyebilecek bir teslimiyet belgesi olarak nitelendirdi.




YDH- Yüksek İslam Şii Konseyi Başkan Yardımcısı Şeyh Ali el-Hatib, Washington’da imzalanan Lübnan-İsrail çerçeve anlaşmasını "bir teslimiyet belgesi" olarak nitelendirdi.

Anlaşmanın Lübnan’ın iç huzurunu ve istikrarını tehdit ettiğini savunan el-Hatib, yönetimin Amerikan diktalarına boyun eğerek İsrail’in stratejik çıkarlarına hizmet ettiğini ifade etti.

El-Hatib, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun anlaşmadan duyduğu memnuniyete dikkat çekerek, bu durumun anlaşmanın niteliğini ortaya koyduğunu savundu.

Lübnan yönetiminin, İsrail’in geçmişte uluslararası anlaşmaları defalarca ihlal ettiği gerçeğini göz ardı ederek halka "gerçekleşmesi imkansız vaatlerde" bulunduğunu belirten Şeyh el-Hatib, "Lübnan yönetimi, İsrail’in çıkarlarından başka bir şey görmeyen Amerikan diktalarına boyun eğdi" dedi.

İsrail'in çekilme şartını direnişin silahsızlandırılmasına bağlamasını eleştiren el-Hatib, "İşgal altında direnişi ortadan kaldırmayı talep etmek mantıksızdır; tarih boyunca en güçlü ülkelerde bile böyle bir örnek görülmemiştir" değerlendirmesinde bulundu.

Lübnan egemenliğinin işgal koşulları altında nasıl sağlanacağını sorgulayan Şeyh el-Hatib, "Lübnan yönetimi bu tutumuyla hangi günahı işliyor?" sorusunu yöneltti.

Lübnan tarihine atıfta bulunan Şeyh el-Hatib, mevcut durumu 1983 tarihli 17 Mayıs Anlaşması'na benzeterek şunları söyledi:

"Lübnan yönetiminin temel taşları, ülkeyi iç savaşa sürükleyen o acı deneyimlerden ders almamış. Bu yeni anlaşmanın akıbeti de, İsrail'in imkansız şartlarına bağlanan 17 Mayıs Anlaşması'ndan daha iyi olmayacaktır."

El-Hatib, anlaşmanın BM 1701 sayılı kararı veya Taif Anlaşması gibi kavramlar ardına gizlenmeye çalışılsa da özünde bir "teslimiyet" olduğunu vurguladı.

Şeyh el-Hatib son olarak, "Bu anlaşmanın en tehlikeli etkisi, Lübnan’ın iç birliğe en çok ihtiyaç duyduğu bu dönemde, hem siyasi hem de halk düzeyindeki ayrışmayı derinleştirmesidir" uyarısında bulundu.

Hizbullah'tan Lübnan hükümetinin İsrail'le yaptığı anlaşmaya yanıt

Hizbullah Milletvekili Hasan İzzeddin, İsrail ile doğrudan müzakere yürütülmesini reddettiğini açıklayarak, bu tür müzakerelerin Lübnan'ın İsrail iradesine teslim olması için şartların ve diktelerin dayatılması anlamına geldiğini belirtti.

İzzeddin, Lübnan yönetiminin toprakları kurtarmak, işgale son vermek, egemenliğini ve kaynaklarını geri almak istemesi halinde bunu dolaylı müzakereler yoluyla gerçekleştirebileceğini ifade etti.

İzzeddin, böyle bir yöntemin izlenmesi durumunda Lübnan halkının çoğunluğunun yönetimin yanında duracağını ve ulusal kararlarını destekleyeceğini kaydetti.

Hizbullah Milletvekili, ateşkesin ancak ABD karşısında duran İran'ın desteği, yardımı ve gücü sayesinde gerçekleştiğini ve bu sayede Lübnan'ın varılan mutabakat zaptının temel bir maddesi haline geldiğini dile getirdi.

Direnişin bu düşmanla ne zaman ve nasıl yüzleşeceğini çok iyi bildiğini belirten İzzeddin, uygun zaman ve mekanda uygun görülen yanıtın verileceğini ekledi.

İlgili Haberler


Makaleler

Güncel