İsrail yanlısı çevrelerin BM raporunu itibarsızlaştırmaya çalıştığı; rapora yöneltilen başlıca eleştirilerin kendi bulguları ve bağımsız tanıklıklarla çeliştiği belirtildi.
YDH- Middle East Eye (MEE), Birleşmiş Milletler'in bu ay yayımladığı ve İsrail'in 7 Ekim 2023'ten bu yana Filistinli çocukları "kasıtlı olarak" hedef aldığını, bu süreçte soykırım, savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlediğini tespit eden raporun ardından, BM'nin yoğun bir karalama kampanyasının hedefi haline geldiğini yazdı. MEE, rapora dikkat çeken gazetecilerin de benzer saldırılara maruz kaldığını belirtti.
MEE, özellikle İngiliz yorumcu Jonathan Sacerdoti'nin BM raporunu "kanıtsız" göstermek için ileri sürdüğü iddiaları tek tek inceleyerek bunların raporun içeriğiyle örtüşmediğini belirtti.
BM raporuna yönelik saldırılar
MEE'nin aktardığına göre, Sky News muhabiri Alex Crawford'un BM raporunun bulgularını X platformunda paylaşmasının ardından eski Jewish Chronicle editörü Jake Wallis Simons, Crawford'u "alışıldık temelsiz propagandayı karanlık gündemlere hizmet eden çevrelerle birlikte yaymakla" suçladı.
Telegraph yazarı Stephen Pollard da Crawford'u hedef alarak, "Dünyanın tek Yahudi devletine iftira atabilmek için hiçbir kanıta dayanmayan haberler paylaşmasına şaşırmadım." ifadelerini kullandı.
İsrail Dışişleri Bakanlığı ise BM raporunu "iftira niteliğinde bir düzmece" ve "öncekiler kadar skandal bir propaganda metni" olarak niteledi.
MEE, rapora yönelik en kapsamlı eleştirinin ise Spectator dergisinde Jonathan Sacerdoti tarafından kaleme alınan yazıda yer aldığını belirtti.
Sacerdoti, BM'nin Filistinli çocukların kasıtlı olarak öldürüldüğü yönündeki tespitlerinin kanıtlarla desteklenmediğini ileri sürdü ve raporun geri çekilmesi gerektiğini savundu.
MEE ise bu iddiaların ayrıntılı biçimde incelenmesi gerektiğini belirterek Sacerdoti'nin öne sürdüğü örnekleri tek tek değerlendirdi.
"BM raporu bunu ima etmiyor, açıkça söylüyor"
MEE, Sacerdoti'nin ilk olarak BM raporunun İsrail'in savaş suçları ve insanlığa karşı suç işlediğini yalnızca "ima ettiği" yönündeki değerlendirmesini ele aldı.
Haberde, bunun doğru olmadığı belirtilerek raporun 76'ncı sayfasında, "Komisyon, incelediği delillere dayanarak İsrail makamları ve güvenlik güçlerinin Gazze Şeridi'nde soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları, Batı Şeria ile Doğu Kudüs'te ise savaş suçları işlemeye devam ettiğine dair makul gerekçeler bulunduğu sonucuna varmıştır." ifadelerine yer verildiği aktarıldı.
MEE, bu nedenle raporun herhangi bir şeyi ima etmediğini, söz konusu suçlamaları “açık biçimde” dile getirdiğini savundu.
Quadcopter tarafından vurulan bebek
Haberde daha sonra, Nuseyrat Mülteci Kampı'nda annesi tarafından emzirildiği sırada başından vurularak öldürülen 10 günlük bebeğe ilişkin vaka ele alındı.
Sacerdoti'nin, olayın gerçekleşebilmesi için insansız hava aracının "çadır bezinin arkasını görmesi gerektiğini" öne sürdüğü belirtildi.
MEE ise BM raporunda ateşin çadırın dışından açıldığına ilişkin herhangi bir ifade bulunmadığını, insansız hava aracının çadırın içine girerek ateş etmiş olmasının da mümkün olduğunu yazdı.
Haberde ayrıca Sacerdoti'nin, komisyonun yalnızca "bir mermi fotoğrafına" dayandığını iddia ettiği ancak BM raporunda mermiye ait görüntülerin incelendiğinin ve analiz edildiğinin açıkça belirtildiği ifade edildi.
MEE, Sacerdoti'nin "olayı gören hiçbir tanık yoktu" yönündeki değerlendirmesine de itiraz etti.
Haberde, BM Komisyonu'nun metodoloji bölümünde binlerce açık kaynak verisinin doğrulandığı, mağdur ve tanıklarla yüz yüze ve uzaktan görüşmeler yapıldığı, ayrıca iki bağımsız adli tıp uzmanının bilgisayarlı tomografi görüntüleri, tıbbi raporlar, fotoğraf ve videolar üzerinde inceleme yürüttüğünün açıkça kaydedildiği aktarıldı.
"Görünmez sınırlar" tartışması
MEE, Sacerdoti'nin ele aldığı ikinci örneğin ise Gazze'de "yasak bölgeye" girdiği gerekçesiyle öldürülen 16 yaşındaki Filistinli çocuk olduğunu belirtti.
Habere göre Sacerdoti, olayı çocuğun yasak bir bölgeye girmesi sonucu yaşanan "talihsiz bir kaza" gibi sundu.
Ancak MEE, Haaretz'in aynı olaya ilişkin haberinde söz konusu sınırların "görünmez sınırlar" olarak tanımlandığını ve pusu görevindeki İsrail askerlerinin bile bu çizgilerin tam olarak nereden geçtiğini her zaman bilmediğini aktardı.
Bu nedenle öldürülen çocuğun geçtiği hattın varlığından haberdar olmayabileceği vurgulandı.
Haberde, buna rağmen Sacerdoti'nin "sınırlar çizildi ve geçilmemesi yönünde uyarılar yapıldı" ifadelerini kullanarak sivillerin bu bölgeleri bildiği izlenimini verdiği kaydedildi.
Haaretz tanıklıkları hatırlatıldı
MEE, Sacerdoti'nin Haaretz'te yayımlanan asker ifadelerinin önemli bölümlerini de aktarmadığını vurguladı.
Habere göre İsrailli askerlerden biri, birliklerinin silahlı olup olmadığını bilmedikleri çocuğa karşı "büyük bir militan saldırısına karşılık veriyormuş gibi" onlarca mermi sıktıklarını anlattı.
Askerin ifadesine göre, yaklaşık iki dakika boyunca ateş sürerken çevresindeki bazı askerler ateş ederken gülüyordu.
MEE, Sacerdoti'nin İsrail askerlerinin çocuğun yaşını ancak vurulduktan sonra öğrendiğini ileri sürdüğünü, ancak Haaretz haberinde böyle kesin bir sonuca yer verilmediğini belirtti.
Haberde, askerin yalnızca cesede yaklaştıklarında "16 yaşlarında bir çocuk olduğunu gördüklerini" söylediği, bunun ise birlik içerisindeki hiç kimsenin önceden onun çocuk olduğunu anlamadığı anlamına gelmediği ifade edildi.
MEE ayrıca Sacerdoti'nin, Haaretz'te yer alan ve çocuğun silahsız bir sivil olduğunun anlaşılmasının ardından dahi öldürülmesinin meşrulaştırıldığı yönündeki bölümü de aktarmadığını yazdı.
Haberde, Haaretz'in aktardığı asker ifadesine göre, tabur komutanının daha sonra askerlere "bir teröristi öldürdükleri" için teşekkür ettiği, bazı askerlerin çocuğun silahsız olduğunu söylemesine rağmen komutanın "Çizgiyi geçen herkes teröristtir. İstisna yok, sivil yok." dediği belirtildi.
MEE, bu ifadelerin Sacerdoti'nin olayı "çatışma ortamında sivilleri ayırt etmenin güçlüğü" şeklinde açıklama girişimiyle çeliştiğini savundu.
"Hedef talimi"
Haberde, Sacerdoti'nin BM raporunda yer alan "çocukların hedef talimi için kullanıldığı" değerlendirmesini de yalnızca "tahmin ve spekülasyon" olarak nitelendirdiği belirtildi.
MEE ise raporda görüşlerine yer verilen doktorun bu sonuca yalnızca vurulan vücut bölgelerine bakarak değil, yaralanmalardaki belirgin örüntüye dayanarak ulaştığını aktardı.
Raporda doktorun, belirli günlerde aynı yaş grubundaki çocukların sürekli aynı bölgelerinden vurulduğunu tespit ettiği ve bunu "çok açık bir örüntü" olarak tanımladığı ifade edildi.
Doktor tanıklıkları ve yaralanma örüntüsü
MEE, bu değerlendirmeyi destekleyen örneklerden birinin Gazze'deki Nasır Hastanesi'nde gönüllü olarak görev yapan İngiliz cerrah Nick Maynard'ın tanıklığı olduğunu aktardı.
Habere göre Maynard, Channel 4 News'e verdiği demeçte, yardım dağıtım noktalarında vurulan “çok sayıda” çocuk ve gencin ameliyat edildiğini, hastaların tamamından benzer anlatımlar dinlediğini söyledi.
Maynard'ın ifadelerine göre, bazı günlerde hastaların büyük bölümünün karınlarından, bazı günlerde baş ve boyunlarından, başka günlerde ise testislerinden vurulduğu görüldü.
MEE, Maynard'ın bu tabloyu "çok açık bir örüntü" olarak değerlendirdiğini ve bunun "bugün hedef baş, yarın karın" şeklinde işleyen bir uygulamayı andırdığını söylediğini aktardı.
Haberde, Sacerdoti'nin ise bu değerlendirmede esas alınan yaralanma örüntüsünü dikkate almadığı ifade edildi.
Haaretz'in önceki haberine atıf
MEE, Haziran 2025'te Haaretz gazetesinde yayımlanan başka bir haberi de hatırlattı.
Habere göre bazı İsrail askerleri, Gazze'deki insani yardım dağıtım merkezlerinde bekleyen silahsız Filistinlilere ateş açmaları yönünde “emir” aldıklarını anlatmıştı.
MEE, bu tanıklıkların da BM Komisyonu'nun raporunda ulaşılan bulgularla örtüştüğünü vurguladı.
"Deliller aksi yönde"
Haberin sonunda MEE, BM Komisyonu'nun İsrail ordusunun Gazze'deki faaliyetlerine ilişkin "çok ağır sonuçlara" ulaştığını belirtti.
Haberde, İsrail'i destekleyen çevrelerin bu rapora itiraz etme hakkına sahip olduğu ifade edilirken, Jonathan Sacerdoti'nin İsrail ordusunu ağır suçlamalardan aklama yönündeki çabasına rağmen mevcut delillerin "ters yönde ezici bir ağırlık taşıdığı" kaydedildi.
