Şam'dan Beyrut'ta Hizbullah ve güvenlik mesajları

img
Şam'dan Beyrut'ta Hizbullah ve güvenlik mesajları YDH

HTŞ rejimi Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani Beyrut ziyaretinde, Lübnan'la ilişkilerde güvenlik, ekonomi ve karşılıklı egemenlik temelinde “yeni bir sayfa” açmayı hedeflediklerini belirtti.




YDH- Lübnan merkezli el-Ahbar gazetesi, HTŞ rejimi Dışişleri Bakanı Esad eş-Şeybani'nin Beyrut ziyaretinin sıradan bir diplomatik temas olmadığını, zamanlamasının bölgesel ve siyasi açıdan önemli mesajlar taşıdığını yazdı.

El-Ahbar, ziyaretin, HTŞ rejiminin İsrail ile "utanç anlaşması" olarak nitelenen mutabakatı imzalamasından birkaç gün sonra ve yönetimin Arap ile bölgesel destek arayışının gündemde olduğu bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekti.

Gazete, ABD Başkanı Donald Trump'ın, HTŞ rejimi lideri Colani’nin bölgede farklı bir güvenlik ve siyasi düzen kurulmasında ortak olacağı ve "İsrail'in Lübnan'da yapamadığını yapabileceği" yönündeki açıklamalarının da bu süreçte sürekli hatırlatıldığına dikkat çekti.

Habere göre Şeybani'nin Cumhurbaşkanı Jozef Aun, Meclis Başkanı Nebih Berri ve Başbakan Nevaf Selam ile yaptığı görüşmelerde verdiği temel mesaj, "Yeni yönetim kendisini krizlerin parçası değil, istikrarın sağlanmasında ortak olarak sunmak istiyor." oldu.

El-Ahbar, ziyaretin siyasi mesajının ise geçmiş onlarca yıla damga vuran Suriye-Lübnan ilişki modelinin “sona erdiğinin” ilan edilmesi olduğunu belirtti.

Gazeteye göre Suriyeli yetkililer, yeni dönemin her iki ülkenin egemenliğine tam saygı ve yalnızca resmi kurumlar üzerinden yürütülecek iş birliği esasına dayanacağını vurguladı.

Haberde, Cumhurbaşkanı Aun ile Başbakan Selam'ın da aynı yaklaşımı benimsediği, eski İlerlemeci Sosyalist Parti lideri Velid Canbolat'ın ise "Eski rejimin çökmesi, Şam ile ilişkilere geçmiş hesaplardan uzak tamamen farklı bir yaklaşımla bakılmasını gerektiriyor." değerlendirmesinde bulunduğu aktarıldı.

Hizbullah dosyası gündeme gelmedi

El-Ahbar'a göre, ziyaretin güvenlik boyutuna ilişkin en dikkat çekici gelişme, Başbakan Selam'ın ortak basın toplantısında ABD'nin Hizbullah'ın silahları konusunda Suriye'ye rol verilmesine yönelik olası baskılarıyla ilgili soruya verdiği yanıt oldu.

Haberde, Selam'ın Şeybani'nin bu konuda konuşmasını engelleyerek, "Ne ben ne de sen cevap vereceğiz... Bu konuda daha önce Cumhurbaşkanı Şara gerekli cevabı verdi." dediği belirtildi.

Gazeteye göre ziyaretin en önemli durağı ise Şeybani'nin Ayn et-Tine'de Meclis Başkanı Nebih Berri ile yaptığı görüşmeydi.

El-Ahbar, siyasi çevrelerin bu görüşmeyi, "Suriye'nin Lübnan'da güvenlik veya siyasi rol üstleneceğine ilişkin kaygıları giderecek" ilk adım olarak değerlendirdiğini yazdı.

Haberde bunun aynı zamanda Şam yönetiminin Şii kesime Cumhurbaşkanı Berri üzerinden açılma girişimi olduğu, ilerleyen dönemde bunun Hizbullah'ı da kapsayabileceği ifade edildi.

Şeybani'nin de bu ihtimali reddetmediği ve "İki ülkenin çıkarları gerektirirse bu mümkün olabilir." dediği aktarıldı.

Gazeteye göre, Berri'yi ziyaret eden isimler, Meclis başkanının görüşmeden "son derece memnun" ayrıldığını ve Şeybani'yi "konulara hâkim, niyetinde samimi ve Lübnan'daki tüm kesimlerle ilişki kurmak isteyen biri" olarak nitelendirdiğini aktardı.

Berri'nin ayrıca, "Şeybani benimle Hizbullah konusunu hiçbir şekilde gündeme getirmedi." dediği belirtildi.

Lübnan-Suriye Ortak Komitesi kuruldu

Habere göre Şeybani, ziyareti kapsamında Ketaib Partisi lideri Sami Cemayel, eski İlerlemeci Sosyalist Parti Başkanı Velid Canbolat, Lübnan Kuvvetleri lideri Semir Caca, Maruni Patriği Beşara Rai ve Lübnan Müftüsü Şeyh Abdullatif Deryan ile de görüştü.

Şeybani ayrıca, Başbakan Nevvaf Selam ile sınır, ekonomi, güvenlik, ulaştırma ve enerji başta olmak üzere iki ülke arasındaki dosyaların ele alınacağı Lübnan-Suriye Ortak Yüksek Komitesi'nin kurulmasına ilişkin anlaşmayı imzaladı.

El-Ahbar'ın görüştüğü kaynaklara göre Şeybani, temaslarında siyasi açıklamalarını sınırlı tuttu ve "Lübnan'ın istikrarı Suriye'nin istikrarıdır." mesajını vermekle yetindi.

Kaynaklar, Şeybani'nin görüşmelerde "yeni Suriye" vizyonunu, iki ülke ilişkilerine dair beklentilerini, Suriye'nin iç durumunu, İsrail'in ülkesine yönelik devam eden saldırıları ve Suriye topraklarının bir bölümünü işgal etmesini ele aldığını aktardı.

Habere göre Şeybani, Şam'ın Beyrut ile "eşitlik temelinde", siyasi ve güvenlik alanlarında iş birliği ve koordinasyona dayalı ilişkiler kurmak istediğini, geçmişteki “vesayet” döneminin geride bırakılmasını hedeflediğini ifade etti.

Şeybani ayrıca, iki ülke arasında ekonomik iş birliğinin güçlendirilmesi ve ekonomik bütünleşmeyi sağlayacak yeni formüllerin geliştirilmesi gerektiğini vurguladı.

Kaynaklara göre Şeybani, HTŞ rejimi lideri Colani’nin ekonomik dosyaya özel önem verdiğini, bunun hem Beyrut hem de Şam'ın karşı karşıya bulunduğu ortak zorluklar nedeniyle iki ülkenin çıkarına olduğunu belirttiğini aktardı.

Haberde, iki tarafın ortak ekonomik projelerin hayata geçirilmesi konusunda da görüş alışverişinde bulunduğu ifade edildi.

Sınır güvenliği ve Suriyeli tutuklular

Kaynaklara göre Şeybani, güvenlik alanındaki iş birliğinin artırılması gerektiğini belirterek özellikle sınırların denetlenmesi ve kaçakçılığın önlenmesine odaklandı.

Haberde, bu alanda yürütülen ortak çalışmaları takdir ettiği belirtilen Şeybani'nin, Lübnan'da "terör" suçlamasıyla tutuklu bulunan Suriyeliler dosyasının kapatılmasını da gündeme getirdiği aktarıldı.

Gazeteye göre Şeybani, haklarında yargı süreci tamamlanmadığı için henüz Suriye'ye teslim edilmeyen yaklaşık 25 Suriyeli tutuklunun bulunduğunu belirtti.

Lübnanlı yetkililerin ise bu dosyanın sonuçlandırılmasını hızlandırma sözü verdiği ve konunun Sami Cemayel ile yapılan görüşmede de ele alındığı ifade edildi.

"Suriye askerleri Lübnan'a girmeyecek" mesajı

El-Ahbar'ın aktardığına göre Şeybani, Colani’nin mesajını Lübnanlı yetkililere ileterek, Suriye'nin Lübnan'a asker göndermeyi planlamadığını vurguladı.

Şeybani, Şam'ın karşı karşıya bulunduğu ekonomik ve güvenlik sorunlarının böyle bir adımı "neredeyse imkânsız" hale getirdiğini söyledi.

Gazete, aynı mesajın daha önce eski Başbakan Necib Mikati'nin Şam ziyareti sırasında da Colani tarafından iletildiğini hatırlattı.

Habere göre Colani, o görüşmede de Suriye ordusunun Lübnan'a girmesinin gündemlerinde olmadığını belirtmişti.

El-Ahbar, Şeybani'nin görüşmeler sırasında “İsrail ile normalleşme” konusunda da dolaylı mesajlar verdiğini yazdı.

Habere göre Şeybani, Suriye halkının büyük bölümünün “normalleşmeye” karşı olduğunu belirterek, bunun HTŞ rejiminin de “İsrail ile normalleşmeye sıcak bakmadığı” şeklinde yorumlandığını aktardı.

Gazete, Şam yönetiminin İsrail ile imzalanan çerçeve anlaşmasını da olumlu değerlendirmediği yönünde Lübnanlı yetkililere mesaj verdiğini öne sürdü.

Lübnan Dışişleri bakanı ile görüşmedi

El-Ahbar'ın edindiği bilgilere göre Suriye tarafı, Şeybani'nin Lübnan Dışişleri Bakanı Yusuf Recci ile ayrı bir görüşme yapmasını kabul etmedi.

Bunun yerine görüşmenin Baabda Sarayı'nda Cumhurbaşkanı Aun'ın huzurunda gerçekleştirilmesini önerdi.

Gazete, Şeybani'nin buna karşılık Semir Caca ile Maarab'da görüşmekte herhangi bir sakınca görmediğini belirtti.

Haberde, Cumhurbaşkanı Aun'un Şam'ın bu talebini kabul ederek Yusuf Recci'yi Baabda'daki görüşmeye dahil etmesinin dikkat çektiği ifade edildi.

Kaynaklara göre, Şeybani'nin eski milletvekili Behiye Hariri ile görüşmesi de ziyaret programında yer alıyordu.

Ancak el-Ahbar, Suudi Arabistan'ın baskıları sonucu bu görüşmenin gerçekleşmesine saatler kala iptal edildiğini ileri sürdü.

Trablus ziyareti sıkı şekilde planlandı

El-Ahbar'a göre, Şeybani'nin Trablus'u ziyaret edeceğine ilişkin çıkan haberlerin önemli bölümü gerçeği yansıtmıyordu ve daha çok bazı çevrelerin beklentilerinden ibaretti.

Gazeteye konuşan kaynaklar, Suriye tarafının ziyaret hazırlıklarını doğrudan Şeybani'nin ofisi üzerinden yürüttüğünü ve Trablus'taki siyasetçilerin aşırı beklentilerini sınırladığını belirtti.

Haberde, Şeybani'nin cuma namazına katılmasının baştan itibaren planlanmadığı, eski Müslüman Âlimler Heyeti Başkanı Şeyh Salim er-Refii'nin bu konuda herhangi bir girişiminin bulunmadığı, programın yalnızca Şam ile Trablus Müftülüğü arasında koordine edildiği aktarıldı.

Kaynaklara göre Suriyeli yetkililer, Trablus'un kendileri açısından sembolik önem taşıdığını, kent halkının Suriyeli sığınmacılara ev sahipliği yaptığını ve çok sayıda Trabluslunun Suriye'deki çatışmalarda HTŞ rejiminin safında yer aldığını dile getirdi.

Bununla birlikte Şam yönetimi, yerel siyasetçilerin evlerine yapılacak ziyaret davetlerini kabul etmedi.

Habere göre Şeybani, görüşmelerin yalnızca Trablus Müftülüğü binasında, sınırlı sayıda din adamı ile siyasi, ekonomik ve dini temsilcilerin katılımıyla gerçekleştirilmesinde ısrar etti.

Kaynaklar, davetli listesinin Şam'a gönderildiğini ve Suriye tarafının çok sayıda ismi listeden çıkardığını belirtti.

Listeden çıkarılan isimler arasında Şeyh Salim er-Refii'nin de bulunduğu, ancak buna ilişkin herhangi bir gerekçe sunulmadığı ifade edildi.

Buna karşılık Şam yönetiminin, Trablus Limanı ile Ticaret ve Sanayi Odası yetkilileri gibi ekonomik çevrelerin toplantıya katılmasını istediği aktarıldı.

Sonuçta toplantının, Trablus milletvekilleri, kuzey Lübnan milletvekilleri, vali ve Hristiyan mezheplerinin temsilcilerinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 30 kişinin katılımıyla gerçekleştirildiği belirtildi.

Habere göre Şeybani, güvenlik gerekçesiyle Müftülük binası önünde kalabalık bir halk karşılaması yapılmasını istemedi ve kent çarşılarında program düzenlemeyi de reddetti.

Ancak Trablus Müftülüğü, halkın gelişini tamamen engellemenin mümkün olmadığını değerlendirince, karşılama töreninin son olarak Bahsas bölgesindeki Selam Meydanı'nda yapılmasına karar verildi.

El Ahbar, Lübnan İslami Alevi Konseyi Başkanı Şeyh Ali Kadur ile Alevi milletvekili Haydar Nasır'ın da programa katılmadığını yazdı.

Gazete ayrıca, Şeybani'nin Trablus'ta karşılanmasına katılımın beklenenden düşük olduğunu, katılımcıların önemli bölümünün şehir dışından geldiğini aktardı.

Haberde, bazı gazetecilerin Şeybani'nin karşılanmasını takip etmelerine izin verilmezken, yalnızca belirli medya mensuplarının davet edilmesinin tepki çektiği belirtildi.

Basın Yayıncıları Sendikası Başkan Yardımcısı Gassan Rifi'nin yayımladığı açıklamada, yazılı ve görsel basını temsil eden bazı gazetecilerin dışlanmasına tepki gösterdiği ve basın mensupları arasında ayrım yapılmasını eleştirdiği aktarıldı.