ABD Başkanı Donald Trump'ın ikinci başkanlık döneminde kabine üyeleriyle ilişkilerinde ciddi sarsıntılar yaşandığı, bazı bakanların görevden alınmanın eşiğine geldiği bildirildi.
YDH - ABD Başkanı Donald Trump'ın yakın çevresiyle ilişkilerine ve yönetim tarzına vakıf kaynaklar, kabinedeki en güvensiz konumda Ticaret Bakanı Howard Lutnick'in yer aldığını belirtiyor.
Lutnick'in hem bizzat Trump hem de hükümetin diğer üyeleri tarafından yoğun şekilde eleştirildiği aktarılıyor. ABD Başkanı'nın, tarifeler konusundaki politikalarda temkinli olunması yönündeki çağrıları nedeniyle Ticaret Bakanı'nı korkaklıkla suçladığı ifade ediliyor.
İngiliz The Telegraph gazetesine konuşan bir kaynak, Trump'ın Lutnick'e doğrudan "yolundan çekilmesini" söylediğini aktarıyor.
Yakın zamanda görevden ayrılması beklenen bir diğer ismin ise yaklaşık üç ay önce Kirstjen Nielsen'ın yerine göreve gelen ABD İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin olduğu belirtiliyor. Trump'ın yakın çevresinden edinilen bilgilere göre, ABD Başkanı Mullin'i samimi bir destekçi olarak görmüyor; kendisini yavaş ve yetersiz buluyor.
Hükümetteki bu hareketlilik öncesinde de önemli ayrılıklar yaşandığı biliniyor. Ulusal İstihbarat Eski Direktörü Tulsi Gabbard ile eski Adalet Bakanı Pam Bondi'nin Trump'ın ekibinden ayrıldığı hatırlatılıyor.
Bondi'nin, milyarder Jeffrey Epstein davasını yönetme biçimindeki başarısızlık gerekçesiyle görevden uzaklaştırıldığı belirtilirken, Gabbard'ın ise İran ile olası bir savaş konusundaki görüş ayrılıkları nedeniyle ekipten ayrıldığı kaydediliyor.
Bessent ve Rubio güvenli alanda
Buna karşılık, Trump'ın kabine içinde en çok takdir ettiği isimlerin başında Hazine Bakanı Scott Bessent geliyor. Kaynaklar, Bessent'in tüm ekip içindeki en saygın figür haline geldiğini belirtiyor.
Trump'ın, Bessent'i güçlü ve yüksek verimliliğe sahip bir değer olarak gördüğü ve kararlarında sık sık tavsiyelerine başvurduğu ifade ediliyor.
Bessent'in, Birleşik Krallık'ın Chagos Takımadaları'nı Mauritius'a devretme sürecinin fiilen durdurulması da dahil olmak üzere, mevcut hükümetin birçok kritik kararında belirleyici rol oynadığı aktarılıyor.
Haberde, Trump'ın güvenmeye devam ettiği diğer isimler arasında Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio'nun da yer aldığı bildiriliyor.
2028 başkanlık yarışı için adaylık senaryoları
Cumhuriyetçi Parti'nin 2028 yılındaki başkanlık seçimlerine yönelik adaylık senaryolarını değerlendiren kaynaklar, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in, Amerikan kamuoyunun Trump'ın ikinci dönemine ilişkin mevcut algısını göz önünde bulundurarak şimdilik adaylık seçeneğine mesafeli durduğunu belirtiyor.
Potansiyel adaylardan bir diğeri olan Rubio'nun ise olası bir adaylık durumunda "MAGA" (Amerika'yı Yeniden Harika Yap) hareketine olan bağlılığını kanıtlamak zorunda kalacağı ifade ediliyor.
Rubio, Amerikan karar alıcı çevrelerinde "Trumpçı" bir figürden ziyade geleneksel bir yeni muhafazakar Cumhuriyetçi olarak değerlendiriliyor.
Trump üzerindeki kurumsal denetim artıyor
Haziran ayının ilk haftasında Trump, ABD devlet kurumlarının peş peşe getirdiği bir dizi sınırlamayla karşılaştı. Mahkeme kararıyla Washington'daki Kennedy Sahne Sanatları Merkezi binasından Trump'ın adının kaldırılmasına hükmedildi.
Temsilciler Meclisi, Kongre'nin onayı olmaksızın İran'a yönelik askeri adımların sınırlandırılması yönünde oy kullanırken, Senato da Beyaz Saray'da yeni bir balo salonu inşası için öngörülen bütçe finansmanını onaylamayarak plan dışı bıraktı.
Financial Times gazetesinin 6 Haziran tarihli analizinde de Trump'ın ikinci döneminin başlangıcına eşlik eden siyasi dokunulmazlık ve mutlak güç algısının, mahkemeler ile Kongre'nin aldığı bu kararların ardından zayıflamaya başladığı tahliline yer verildi.
Kamuoyundaki destek oranları da bu tabloyu destekler nitelikte seyrediyor.
Reuters/Ipsos tarafından Mayıs ayında gerçekleştirilen anket sonuçlarına göre, seçmenlerin yalnızca yüzde 35'i Trump'ın başkanlık performansını onaylarken, onaylamayanların oranı yüzde 63 seviyesinde bulunuyor.