İsrail, Gazze'de silahsızlanmayı şart koşarak savaşa dönüşü saklı tutuyor

img
İsrail, Gazze'de silahsızlanmayı şart koşarak savaşa dönüşü saklı tutuyor YDH

İsrail'de yaklaşan erken genel seçimler öncesinde Gazze Şeridi'ne yönelik artan siyasi ve askeri söylemler, iç politika hesaplarının yeni bir operasyon hazırlığıyla birleştiğini gösteriyor.




YDH - İsrail'de yaklaşan erken genel seçimler öncesinde siyasi aktörlerin Gazze Şeridi üzerinden geliştirdiği askeri söylemler, iç politika hesapları ile sahadaki çatışma dinamiklerinin yeniden birleştiğini gösteriyor.

İsrail'de yapılacak parlamento seçimleri yaklaşırken, Tel Aviv yönetiminden gelen siyasi ve askeri açıklamalar, Filistin kamuoyunda yeni bir askeri operasyon hazırlığı olup olmadığı sorusunu gündeme getiriyor.

Bu durum, İsrail iç siyasetinde Gazze dosyasının güvenlik odaklı mesajlarla seçmen kazanma aracı olarak kullanılması yönündeki geleneksel eğilimin devam ettiğini ortaya koyuyor.

Filistinli analistlere göre, İsrail hükümetinin müzakerelerde yeni şartlar sunması, anlaşma önceliklerini değiştirmesi ve savaşa dönüş senaryolarını canlı tutması, yalnızca geçici bir seçim propagandası olarak değerlendirilemez.

Bu adımların, kalıcı bir ateşkes ve Gazze'nin yeniden imarı süreçlerini zora sokacak biçimde, bölgedeki askeri ve siyasi kuralları yeniden yazmayı hedefleyen geniş kapsamlı bir stratejinin parçası olduğu değerlendiriliyor.

"Savaş seçeneği aşamalı olarak inşa ediliyor"

Siyaset uzmanı ve yazar Visam Afife, Şehab ajansına verdiği demeçte İsrail makamlarının önümüzdeki birkaç ay içinde savaşa yeniden başlanabileceğine yönelik açıklamalarının basit bir medya sızıntısı olmadığını, olası kararlar öncesinde bir siyasi hazırlık ve basın baskısı niteliği taşıdığını ifade etti.

Afife, bu mesajların kesinleşmiş bir topyekun savaş kararı anlamına gelmediğini, ancak Hamas'ın silahsızlandırılması yönündeki İsrail şartlarının kabul edilmemesi durumunda geniş çaplı askeri operasyon seçeneğinin adım adım hazırlandığını gösterdiğini belirtti.

Visam Afife, konuya dair açıklamasında şu değerlendirmeyi yaptı:

"İsrail yönetimi, 'Hamas'ın belirlenen takvime göre silahsızlandırılması ya da savaşa geri dönülmesi' ekseninde yeni bir denklem dayatmaya çalışıyor. Bu yaklaşım, arabulucular ile Hamas üzerinde bir baskı sınırı oluştururken, Başbakan Benyamin Netanyahu'ya siyasi bir hareket alanı kazandırıyor. Netanyahu böylece İsrail kamuoyuna, silahsızlanmayı ya siyasi yollarla başardığı ya da askeri güce başvurmak zorunda kaldığı yönünde bir anlatı sunabiliyor."

İsrail basınında ordunun çatışmalara yeniden başlaması için operasyonel planlar hazırladığına dair bilgilerin yer aldığını hatırlatan Afife, söylemlere sahada askeri bir hazırlığın da eşlik ettiğini vurguladı.

Müzakere sürecini de değerlendiren Afife, İsrail'in direnişin silahı konusunu taktiksel bir araç olarak kullandığını belirterek, "Silahsızlanma konusu anlaşmanın ikinci aşama başlığı olmaktan çıkarılıp, birinci aşamadaki İsrail yükümlülüklerinin askıya alınması için bir şarta dönüştürüldü" dedi.

Barış Konseyi'nin yükümlülüklerin yerine getirilmesini Hamas'ın silahsızlanmayı kabul etmesine bağladığını aktaran Afife, Hamas'ın ise İsrail ilk aşamadaki taahhütlerini yerine getirmeden ikinci aşamayı tartışmayacağını vurguladığını kaydetti.

İç siyasette Gazze'nin üç işlevi

İsrail'de en geç 27 Ekim tarihinde yapılması beklenen seçimler nedeniyle Gazze'nin iç siyasette önemli bir malzeme haline geldiğini belirten Afife, bu durumun üç temel amaca hizmet ettiğini aktardı: 7 Ekim sonrasında sarsılan caydırıcılık imajının onarılması, aşırı sağcı partilerin hükümeti gevşeklikle suçlamasının engellenmesi ve iç kamuoyundaki siyasi, hukuki ve koalisyon krizlerinin güvenlik ve zafer odaklı tartışmalarla örtülmesi.

Afife, olası askeri adımların seçim propagandasıyla doğrudan ilişkili olduğunu, ancak nihai kararda ABD'nin tutumu ile askeri kurumların değerlendirmelerinin de belirleyici kalacağını ekledi.

Gelecek senaryolarına değinen Afife, İsrail'in yeni bir çatışma başlatması durumunda eskisinden daha büyük bir meşruiyet krizi yaşayacağını, çünkü bu kez sürecin ateşkesi ihlal eden taraf konumundaki suçlamalarla başlayacağını belirtti.

İsrail'in olası bir savaşı "direnişin anlaşmayı bozduğu" iddiasıyla gerekçelendirmeye çalışacağını ifade eden Afife, Gazze'deki insani krizin derinliği karşısında bu savunmanın uluslararası alanda zorlanacağını dile getirdi.

Afife, seçimler yaklaştıkça ve imar, çekilme ile yönetim başlıkları çözümsüz kaldıkça çatışma riskinin artacağı uyarısında bulundu.

Siyasi analist Muhammed el-Kık ise Başbakan Benyamin Netanyahu'nun açıklamalarının sadece müzakere süreçleriyle sınırlı olmadığını, doğrudan askeri hedefler ve planlar barındırdığını ifade etti.

ABD ve İsrail'in, Hamas'ın askeri yapısının tasfiye edilmesini Filistinlilerin Gazze Şeridi'nde kalabilmesinin temel şartı olarak sunmaya çalıştıklarını belirten El-Kık, silah varlığının askeri operasyonların devam edeceği anlamına geldiği mesajının verildiğini kaydetti.

Yeniden imar ve istikrarın ön şartı olarak silahsızlanmanın öne sürülmesinin, arka planda Filistinlileri göçe zorlama amacını taşıdığını ifade eden El-Kık, bu durumun makyajlanmış kavramlarla sunulduğunu dile getirdi. El-Kık, değerlendirmesinde şu noktalara değindi:

"Netanyahu'nun açıklamaları yalnızca İsrail kamuoyunu veya yerleşimcileri güvenlik gerekçesiyle sakinleştirmeyi amaçlamıyor. Bu söylemler, Gazze'yi siyasi, askeri ve toplumsal bir bütünlük olmaktan çıkararak çökertmeyi hedefleyen daha geniş bir planın işaretidir. Hedeflenen, Gazze'yi sürekli askeri operasyonlara açık, silahlı grupların kontrolünde kaotik bir nüfus topluluğuna dönüştürmektir."

Netanyahu'nun Gazze içinde bir tampon bölge oluşturularak tehdidin ortadan kaldırıldığı yönündeki iddialarına değinen El-Kık, askeri yapının tasfiyesi gerçekleşmeden yeniden imar sürecinin başlamayacağının belirtilmesinin ve Gazze sakinlerine dolaylı olarak gitme ya da kalma seçeneklerinin sunulmasının, bölgenin geleceğini tamamen İsrail kontrolünde yeniden şekillendirmeyi amaçlayan bir denklem olduğunu vurguladı.



Makaleler

Güncel