Gazze'de her bombardıman yeni bir göç dalgası yaratıyor

img
Gazze'de her bombardıman yeni bir göç dalgası yaratıyor YDH

İsrail'in Mevasi'ye yönelik saldırıları, yerinden edilen Filistinlileri aynı bölge içinde yeniden göç etmeye zorluyor.




YDH- Gazze merkezli Felesteen News, İsrail ordusunun Han Yunus'un batısındaki Mevasi bölgesine yönelik saldırılarının, yüz binlerce yerinden edilmiş Filistinlinin aynı bölge içinde “defalarca” göç etmek zorunda kaldığı yeni bir zorunlu göç döngüsüne dönüştüğünü belirtti.

Haberde, Mevasi'de kurulan her yeni çadırın kalıcı bir barınma değil, yeni bir yerinden edilme sürecinin başlangıcı haline geldiği ifade edildi. İsrail'in, yerinden edilmiş sivillerin yoğun olarak bulunduğu kampları hedef alan saldırılarında onlarca çadırın yandığı, ailelerin geriye kalan son eşyalarını da kaybederek yeniden göç etmek zorunda bırakıldığı kaydedildi.

Hak örgütlerinin değerlendirmelerine yer verilen haberde, kalabalık çadır kamplarının art arda hedef alınmasının, yüz binlerce yerinden edilmiş kişinin güvenlik duygusunu tamamen ortadan kaldırmayı ve ardışık göç dalgaları oluşturmayı amaçlayan yeni bir yöntem haline geldiği belirtildi.

"Güvenli bölge" iddiası fiilen çöktü

Haberde, İsrail ordusunun ateşkes anlaşmasını ihlal ederek Mevasi bölgesini düzenli olarak hedef almaya devam ettiği ifade edildi.

Gazze Hükümeti Medya Ofisi'nin verilerine göre İsrail'in Mevasi'ye yönelik saldırılarının sayısının 241'i aştığı belirtilirken, bunun İsrail'in bölgeyi "güvenli bölge" olarak tanımlayan söylemini fiilen geçersiz kıldığı vurgulandı.

Haberde, sivillerin sığındıkları her noktada bombardıman tehdidiyle karşı karşıya kaldıkları ifade edildi.

29 Haziran 2026'da yaklaşık 350 ailenin yaşadığı bir yerinden edilmişler kampının hedef alındığı saldırı örnek gösterilerek, patlamanın etkisinin yüzlerce metreye yayıldığı, 130'dan fazla çadırın yandığı veya kullanılamaz hale geldiği aktarıldı.

Haberde, saldırının ardından ailelerin hâlâ barınaklarını, eşyalarını ve temel yaşam malzemelerini kaybetmiş durumda oldukları belirtildi.

"Bize yalnızca 15 dakika verdiler"

Saldırıda iki çadırını kaybeden Raif el-Megari, bombardımandan yalnızca 15 dakika önce tahliye emri aldıklarını söyledi.

El-megari, "Kimse yanına hiçbir şey alamadı. Sanki amaç insanları yeniden yerinden etmek ve acılarını artırmaktı. Saat yaklaşık dokuz buçuktu. Çadırlarda çocukların da bulunduğu aileler uyuyordu. Bombardımandan önce yaşanan çığlıkları ve paniği tarif etmek mümkün değil." dedi.

Bombanın düşmesinden saniyeler sonra onlarca çadırın alev aldığını belirten el-Megari, itfaiye ekiplerinin yangını söndürmesinin ardından iki çadırının tamamen yandığını ve geçimini sağladığı seyyar tezgâhını da kaybettiğini anlattı.

Ertesi sabah kampın büyük bölümünün yıkıma uğradığını söyleyen el-Megari, her tarafa dağılmış eşyalar ve ailelerin kıtlık günleri için sakladıkları gıda malzemelerinin enkaz altında kaldığını ifade etti.

Rafah'tan kaçarken yanında getirebildiği son eşyalarını da bu saldırıda kaybettiğini belirten el-Megari, patlamanın şiddeti nedeniyle İsrail'in "patlayıcı varil" kullandığını düşündüğünü söyledi.

"Gidecek başka yer yok"

Haberde, yaşanan yıkıma rağmen ailelerin büyük bölümünün bölgeyi terk edemediği, çünkü Mevasi içinde daha güvenli başka bir alan bulunmadığı belirtildi.

El-Megari, saldırının ardından alanın yeniden düzleştirildiğini ve yanan çadırların yerine yenilerinin kurulduğunu ancak yaşam koşullarının çok daha ağır hale geldiğini söyledi.

Aldıkları yardımların kaybettiklerinin yüzde 1'ini bile karşılamadığını belirten el-Megari, Refah'tan zaten hiçbir mal varlığı olmadan ayrıldıklarını ve artık herhangi bir gelir kaynaklarının da bulunmadığını ifade etti.

Haberde ayrıca, aynı saldırıda bir yaşındaki kız çocuğu ile annesinin de hayatını kaybettiği belirtildi. Anne ve kızının saldırı sırasında kampı ziyaret ettikleri aktarıldı.

"Yeni bir zorunlu göç yöntemi"

Habere göre kamp sakinleri, İsrail ordusunun kısa süreli tahliye emirlerinin ardından çadır kamplarının içini veya bitişiğindeki noktaları hedef alarak yeni göç dalgaları oluşturmayı amaçlayan yeni bir yöntem uyguladığını belirtiyor.

Haberde, bunun son örneklerinden birinin 8 Haziran 2026'da Mevasi'de Za'rab ailesine ait evin hedef alınması olduğu ifade edildi.

Saldırının çevredeki onlarca çadırı tahrip ettiği, oysa bölgenin güvenli olduğu düşüncesiyle çok sayıda yerinden edilmiş Filistinlinin buraya sığındığı belirtildi.

Gazetenin yayımladığı fotoğraflarda geniş bir alana yayılan yanmış ve parçalanmış çadırların görüldüğü, ailelerin eşyalarının ise enkaz arasında kaldığı aktarıldı.

Deniz kıyısı da hedef oldu

Haberde, Mevasi sahilinin de saldırılardan kurtulamadığı belirtildi.

Yerinden edilmiş Filistinlilerin çadırlardaki aşırı sıcaktan kaçmak için gittikleri sahilin de İsrail saldırılarının hedefi haline geldiği ifade edildi.

Mahmud isimli bir Filistinli, Nas Caddesi kavşağı yakınındaki çadırından eşiyle birlikte alışveriş için kısa süreliğine ayrıldıktan sonra patlamayı duyduğunu anlattı.

Mahmud, çocuklarının öldüğünü düşündüğünü ancak onları ağır şok geçirmiş halde bulduğunu, daha sonra ise yaralıların tahliyesine yardım ettiğini söyledi.

Aynı görgü tanığı, sahilde bulunan dinlenme tesisine düzenlenen saldırıya da tanıklık ettiğini belirterek, onlarca kişinin bulunduğu sırada İsrail füzesinin iki kişinin oturduğu masayı hedef aldığını, iki kişinin hayatını kaybettiğini ve çok sayıda kişinin yaralandığını ifade etti.

Mahmud ayrıca, 13 Temmuz 2024'te çevresi yerinden edilmişlerin kamplarıyla çevrili bir evin hedef alınması sonucu 100'den fazla Filistinlinin yaşamını yitirdiği saldırıyı da unutamadığını söyledi.

Patlamaların ardından gökyüzünü dumanların kapladığını, şarapnellerin her yöne savrulduğunu ve duman dağıldığında sokakların ölü ve yaralılarla dolu olduğunu anlatan Mahmud, kendisinin kurtulduğunu ancak çok sayıda komşusunun hayatını kaybettiğini belirtti.

"Ölüm her yerde peşimizde"

Sahil kenarına daha güvenli olduğu düşüncesiyle göç eden Meha Nebhan ise bugün İsrail savaş gemilerinin ateşi altında yaşadıklarını söyledi.

Nebhan, "Çadırının önünde bile duramıyorsun. Sürekli içeride kalıyorsun. Nereye gidersen git ölüm seni takip ediyor; ister insansız hava araçlarından, ister tanklardan, ister savaş gemilerinden." dedi.

Hukukçular: Savaş suçu işleniyor

İnsan hakları savunucusu Raid el-Birş, Mevasi'nin hedef alınmasının İsrail'in burayı "güvenli bölge" olarak tanımlamasıyla sahadaki gerçekler arasındaki çelişkiyi ortaya koyduğunu söyledi.

El-Birş, bölgede 241'den fazla saldırının kaydedildiğini belirterek, uluslararası insancıl hukukun özellikle sivillerin bulunduğu ve koruma altındaki alanların hedef alınmasını yasakladığını vurguladı.

Yerinden edilmişlerin kampları, dinlenme tesisleri ve diğer sivil yapıların korunan sivil tesisler kapsamında bulunduğunu ifade eden el-Birş, bu bölgelerin hedef alınmasının Cenevre Sözleşmeleri'nin ağır ihlali olduğunu belirtti.

El-Birş, söz konusu saldırıların sivilleri ve sığındıkları alanları doğrudan hedef aldığı için Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin Roma Statüsü uyarınca savaş suçu niteliği taşıdığını ifade etti.