ABD Başkanı Donald Trump, Seçim Yardım Komisyonunda kalan iki Demokrat üyeyi görevden alırken Cumhuriyetçi üyenin istifasına izin verdi.
YDH - ABD Başkanı Donald Trump'ın seçim yönetimine odaklanan partiler üstü komisyonda birden fazla üyeyi görevden alma kararı, Beyaz Saray'ın kasım ayında yapılacak ara seçimlere müdahale etmeye çalışabileceği yönünde kaygılara yol açtı.
Trump, ABD Seçim Yardım Komisyonunda (EAC) görev yapan son iki Demokrat üyeyi görevden aldı. Ayrı bir Cumhuriyetçi üyenin ise perşembe günü istifa etmesine izin verdi.
Kararlar, Yüksek Mahkemenin daha önce yürütme organından bağımsız kabul edilen kurulların üyelerini görevden alma konusunda başkana geniş yetki tanımasından bir haftadan biraz daha uzun süre sonra alındı.
Görevden almalar, Trump'ın seçim sistemini ve seçimlerin yürütülmesini destekleyen kuruluşları yeniden şekillendirme çabalarının son örneğini oluşturdu.
Yönetim, seçmen kaydını kısıtlamaya, posta yoluyla kullanılan oyları sınırlamaya, seçmen verilerini toplamaya ve Trump'ın herhangi bir dayanak göstermeden kazandığını söylediği 2020 başkanlık seçiminin sonuçlarını yeniden tartışmaya açmaya çalıştı.
Uzmanlar bu haftaki görevden almaların mevcut seçim döneminde sınırlı etki yaratmasının beklendiğini belirtti. Ancak karar, gelecekteki seçimlere müdahale edilebileceği uyarısında bulunan oy hakkı ve demokrasi kuruluşlarının tepkisini çekti.
EAC Danışma Kurulunun seçilmiş başkanı Eric Fey, görevden almaların ardından The Hill'e verdiği röportajda, "Bunun yaşanmasının ülke genelindeki çok sayıda seçim yetkilisi açısından kaygı verici olduğunu söylemenin adil olacağını düşünüyorum. Kongrenin bu konuyu ele almaya çalışmasını umuyorum" dedi.
EAC, 2002'de kabul edilen ve seçim yönetimine ilişkin yeni standartlar belirleyen Help America Vote Act kapsamında kuruldu.
Komisyon, yerel yönetimlerin ve eyaletlerin seçimleri yürütmesine yardımcı olmak üzere büyük ölçüde destekleyici rol üstlendi. Oyları doğrudan saymıyor ve seçimleri kendisi yönetmiyor.
Senatonun onayladığı dört komisyon üyesi tarafından yönetilen EAC, diğer görevlerinin yanı sıra oy verme teknolojilerini sertifikalandırıyor, ulusal seçmen kayıt formunu yönetiyor ve federal hibeleri farklı eyaletlere dağıtıyor.
Trump yönetiminin EAC'ye yönelik ilgisi, seçimlerle bağlantılı daha geniş kapsamlı girişimlerden ayrı ilerlemedi.
Adalet Bakanlığı aylardır eyaletlerden seçmen listelerini talep etmekten en az altı Demokrat eğilimli eyaletteki sandıklara seçim gözlemcileri gönderme planlarına kadar oy verme süreçleriyle ilgili çeşitli girişimlerde bulundu.
Diğer federal kurumlar da bu çalışmalara dahil edildi. ABD Posta Servisi, seçmen listelerini teslim etmeyen eyaletlerde posta yoluyla kullanılan oy pusulalarını taşımayı reddetmesine olanak sağlayacak düzenleme için girişimde bulundu. Federal Acil Durum Yönetim Kurumu da "Amerikan seçimlerinin bütünlüğünü korumadığına" karar verdiği eyaletlere terörle mücadele hibelerini vermemekle tehdit ettiği yönündeki haberler nedeniyle eleştirildi.
Teknoloji alanında ise yetkililer Porto Riko'daki oy verme makinelerine el koydu. Trump, geçen yıl adı Liberty Votes olarak değiştirilen Dominion Voting Systems hakkında komplo teorilerini gündeme getirdi.
Amerikan Sivil Özgürlükler Birliği (ACLU), yönetimin çeşitli uygulamalarına karşı yaklaşık 80 dava açtı.
ACLU Oy Hakları Projesi Direktörü Sophia Lin Lakin, yaptığı açıklamada, "Seçimlerimizin denetimini ele geçirmeye çalışmak için aşırı önlemlere başvuracak bir başkana tanık oluyoruz. Seçim Yardım Komisyonunu işlevsizleştiriyor, Adalet Bakanlığını seçmenlere karşı araçsallaştırıyor ve insanları sandıktan uzak tutmak için anayasaya aykırı başkanlık kararnameleri imzalıyor" dedi.
Lakin, "Bu artık bir örüntü değil, bir strateji" ifadelerini kullandı.
League of Women Voters gibi diğer oy hakkı ve seçim kuruluşları da kararı eleştirdi.
Kuruluşun Üst Yöneticisi Celina Stewart, görevden almalara ilişkin açıklamasında, "Amerikan halkı, siyasi müdahaleyle şekillendirilen değil, güvenilir uzmanlar tarafından yönetilen seçimleri hak ediyor" dedi.
Stewart, "Bu, rutin bir personel kararı değil. Kasım ayındaki ara seçimlerde özgür ve adil seçimleri koruyan güvenceleri zayıflatma çabalarının tehlikeli biçimde tırmandırılmasıdır" ifadelerini kullandı.
Yüksek Mahkeme başkanın görevden alma yetkisini genişletti
Trump, tüketici güvenliğinden nükleer maddelere ve büyük sektörlerdeki şirket birleşmelerine kadar çeşitli alanları düzenleyen çok sayıda kurul ve komisyonun üyelerini görevden aldı.
Yüksek Mahkeme, geçen ayın sonlarında verdiği kararla Trump'ın Federal Ticaret Komisyonu üyesi Rebecca Slaughter'ı görevden almasını hukuka uygun buldu ve başkanın geniş yürütme yetkisine sahip olduğuna hükmetti. Kararın ardından bu kurul ve komisyonlardaki tüm üyeler görevden alınma riskiyle karşı karşıya kaldı.
Beyaz Saray yetkilisi yaptığı açıklamada, "Başkan ve yürütme organının başı, Amerika'nın seçimlerini güvence altına alma ve her yasal oyun sayılmasını sağlama yönündeki önemli görevle tamamen uyumlu olmayabilecek kişileri görevden alma hakkını saklı tutar" dedi.
Yetkili, "Yönetim, göreve başladığı günden bu yana seçimleri sahtekarlık ve kötüye kullanıma karşı korumak için bütün kurumlar ve yerel ortaklarla birlikte çalışıyor. Özellikle ara seçimlerde bu görevi sürdürmek üzere güçlü altyapıya yatırım yapıyor" ifadelerini kullandı.
Uzmanlar ise Trump'ın EAC üyelerini görevden almasının kasım ayındaki seçimlerin yönetimi üzerinde ciddi etki yaratmasının beklenmediğini belirtti.
Auburn Üniversitesinde siyaset bilimi profesörü ve Journal of Election Administration Research & Practice'in kurucu editörlerinden Mitchell Brown, seçimleri federal hükümetin değil, eyaletlerin ve yerel yönetimlerin yürüttüğünü vurguladı. Brown, Trump'ın görevden alma kararlarının özellikle şaşırtıcı olmadığını söyledi.
Brown, "Bana göre anlaşılması güç olan bölüm, Cumhuriyetçi bir başkanın açıkça eyaletlerin yetki alanına giren konulara federal hükümetin dahil olmasını istemesi. Bu, Cumhuriyetçilerin nasıl hareket ettiğine, neyle ilgilendiğine ve güç ile yetkinin merkezinin nerede olmasını istediğine ilişkin anlayışıma bir bakıma aykırı" dedi.
Komisyonun karar yeter sayısına ulaşamaması sorun yaratabilir
Yetkililer, EAC'nin karar yeter sayısına ulaşamamasının sürmesi halinde uzun vadeli sonuçların ortaya çıkabileceği uyarısında bulundu.
Missouri'nin St. Louis ilçesinde Demokrat seçim direktörü olarak da görev yapan Fey, "EAC'nin elektronik seçmen kayıt cihazlarını sertifikalandırmaya yönelik görece yeni bir programı var. Komisyon, seçmen kayıt veri tabanları ile seçim gecesi sonuç bildirim yazılımlarının sertifikalandırılmasını pilot uygulama kapsamında deniyordu" dedi.
Fey, "Aylarca ya da yıllarca yeterli sayıda komisyon üyesine sahip olamazsak bu durum seçimlerin yönetimi açısından gerçek bir soruna dönüşür. Çünkü oy verme sistemlerinin sertifikalandırılmasına ilişkin standartları güncelleyemeyiz. Diğer seçim yönetimi yazılım ve donanımlarını test etme ve sertifikalandırma programını da sürdüremeyiz" ifadelerini kullandı.
Demokrasi savunucuları ise EAC'nin sınırlı rolüne rağmen kamuoyunun görevden almalardaki uyarı işaretlerini göz ardı etmemesi gerektiğini belirtti.
Issue One Politika Direktörü Michael McNulty, yaptığı açıklamada, "EAC seçimlerin yürütülmesinde doğrudan rol oynamasa da bunu seçim yönetimi üzerindeki denetimi merkezileştirme ve koşulları belirli bir taraf lehine değiştirme çabalarından oluşan daha geniş örüntünün parçası olarak değerlendirmeliyiz" dedi.
McNulty, "Hiçbir Amerikalının zihninde kuşku olmamalı: 2026 ara seçimlerinin bütünlüğüne yönelik en büyük tehdit Başkan Donald Trump'tır. Bu, partizan bir mesaj değil, yalnızca olgusal bir değerlendirmedir" ifadelerini kullandı.