Şikarçi: Hürmüz Boğazı'nda 28 Şubat öncesi statükoya dönüş yok

img
Şikarçi: Hürmüz Boğazı'nda 28 Şubat öncesi statükoya dönüş yok YDH

İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü General Ebulfazl Şikarçi, Hürmüz Boğazı'nda yeni bir statükonun başladığını ilan ederek İran denetimi dışındaki rotaların güvenlik riski taşıdığını duyurdu.




YDH- İran Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü General Ebulfazl Şikarçi, Hürmüz Boğazı'nın yönetiminde yeni bir döneme girildiğini ve stratejik su yolunda "28 Şubat öncesi statükoya dönüşün söz konusu olmadığını" net bir dille ilan etti.

Mehr Haber Ajansı’na konuşan Şikarçi, bölgedeki deniz trafiğinin denetiminde İran ve Umman’ın egemenlik haklarının esas olduğunu vurgulayarak, emperyal güçlerin müdahalelerine karşı kararlı bir duruş sergiledi.

Şikarçi, uluslararası deniz hukuku normlarına işaret ederek, kıyıdan 12 deniz mili mesafesindeki alanın mutlak egemenlik sahası olduğunu hatırlattı.

"ABD’nin bölgedeki varlığı işgal girişimidir"

Boğaz üzerindeki tasarruf yetkisinin yalnızca kıyıdaş iki ülke olan İran ve Umman’a ait olduğunu belirten sözcü, bölgeyle hiçbir coğrafi bağı bulunmayan Amerika Birleşik Devletleri’nin müdahale iddialarını "yasal dayanaktan yoksun bir işgal girişimi" olarak nitelendirdi.

İran’ın bölgedeki askeri varlığının istikrarsızlık değil, aksine güvenliği tesis etme amacı taşıdığını ifade eden Şikarçi, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Savaşı başlatan taraf biz değiliz, ancak savaşın kuralları açıkça ihlal edildi. Bugün Hürmüz Boğazı'ndaki mevcudiyetimiz, ticaret hatlarının ve deniz araçlarının güvenliğini teminat altına almaktır. ABD, uluslararası taşımacılığı kendi dayatmalarıyla aksatarak güvensizliği körüklerken, İslam Cumhuriyeti bölgesel istikrarın yegâne garantörü olarak inisiyatif almaktadır."

Sözcü, ateşkes sürecine rağmen ABD insansız hava araçlarının bölgedeki yoğun uçuşlarını sürdürmesini, karşı tarafın saldırgan niyetlerinin ve düşmanlıklarının devam ettiğine dair en somut delil olarak sundu.

Bölgesel güvenliğin ancak bölge ülkelerinin dayanışmasıyla inşa edilebileceğinin altını çizen Şikarçi, komşu devletlere yönelik şu uyarıda bulundu:

"Bölgedeki Müslüman ülkeler, emperyalist Amerikan ordusuna hava sahalarını, limanlarını ve lojistik hatlarını açmadıkları sürece güvenlik sorunlarının büyük bölümü kendiliğinden çözülecektir. İran İslam Cumhuriyeti, komşularını topraklarının ABD’nin İran karşıtı askeri provokasyonlarına zemin teşkil etmemesi konusunda defalarca uyarmıştır. Bu noktada duruşumuz nettir: Hürmüz Boğazı üzerindeki yönetim iddiamızdan ve stratejik denetimimizden geri adım atmamız mümkün değildir."

Komutan Şikarçi, İran’ın temel stratejik hedefinin ABD’nin bölgeden mutlak çekilmesi olduğunu belirterek, Washington’un Hürmüz Boğazı üzerinde hiçbir meşruiyetinin bulunmadığını yineledi.

Silahlı kuvvetlerin, Yüksek Ulusal Güvenlik Konseyi’nin direktifleri ve Devrim Lideri Seyyid Mücteba'nın emirleri doğrultusunda, boğazın yönetimindeki yeni statüko hususunda geri adım atmayacağını kesin bir dille ifade etti.

General Şikarçi, ülkenin savunma kapasitesine ilişkin şu mesajları verdi:

"Silahlı kuvvetlerimiz tam teyakkuz halindedir ve her türlü senaryoya karşı hazırlıklıdır. Halkımız müsterih olsun; İslam Cumhuriyeti, ABD ve Siyonist rejimden gelebilecek her tehdidi bertaraf edebilecek güç ve donanıma sahiptir."

"Altyapımıza saldırı olursa, bölgedeki tüm altyapı meşru hedefimizdir"

ABD Başkanı’nın İran altyapısını hedef alan tehditlerine yanıt veren Şikarçi, caydırıcılık doktrininin sınırlarını net çizgilerle çizdi:

"ABD, altyapımıza saldırdığı takdirde bölgedeki tüm altyapı bizim için meşru hedef haline gelecektir. Ya herkes petrolünü ihraç eder ve deniz yollarını kullanır, ya da bu imkân hiç kimse için geçerli olmaz. Biz bölge halklarının haklarına el uzatmak niyetinde değiliz; temel sorunumuz, bu hakları gasp etmeye çalışan Amerikan varlığıdır."

Şikarçi, son dönemin çatışma dinamiklerinin küresel güç dengelerini sarstığına dikkat çekerek sözlerini şu şekilde tamamladı:

"Amerika, savaştan önce kendisini yenilmez bir güç olarak pazarliyordu; ancak bu çatışmalar o imajın tamamen çöküşüne şahitlik etti. En gelişmiş askeri teknolojilere sahip bir orduya karşı koyarak, ABD ve Siyonist rejime indirilen ağır darbeler, Amerikan hegemonyasının gerçek yüzünü ve kırılganlığını tüm dünyaya ifşa etmiştir."

"Savaşı başlatan biz değiliz ama karşılığı çok sert olacaktır"

Komutan Şikarçi, herhangi bir yeni saldırı durumunda İran’ın stratejik doktrinini "savunma" ekseninden "agresif karşılık" eksenine taşıyacağını açıkça ilan etti. İslam Cumhuriyeti’nin savaş arayışında olmadığını ancak topyekûn bir dayatma karşısında cevabın; şiddet ve derinlik bakımından geçmişteki tüm misillemelerin çok ötesinde olacağını vurguladı.

İran’ın savunma mimarisini sadece askeri mühimmatla sınırlamayan Şikarçi, gücün kaynağını şu şekilde tanımladı:

"İlahi lütfun ardından en büyük dayanağımız, cesur ve sadık milletimizdir. Devrim şehitlerimizin uğurlanmasındaki o devasa irade, halkımızın her türlü tehdide karşı sergilediği kararlılığın en somut kanıtıdır. Silahlı kuvvetlerimiz halkın desteğiyle kenetlenmiştir; dolayısıyla düşmanlarımızın nihai akıbeti, mağlubiyetten başka bir şey değildir."

"Kutsal Savunma" döneminden bugüne uzanan stratejik tecrübeye dikkat çeken sözcü, İran’ın savaş koşullarında kendi gücünü katlayarak büyütme yeteneğine sahip olduğunu belirtti. Son çatışmaların, İran’ın uzun süreli savaşlara hazırlık kapasitesini tescillediğini ifade eden Şikarçi, ekledi:

"İslam Cumhuriyeti, gerektiğinde aylarca hatta yıllarca sürecek bir çatışmayı yönetebilecek lojistik ve stratejik hazırlığa sahiptir. Bu süreçte Ordumuz, Devrim Muhafızları, Emniyet güçlerimiz ve Savunma Bakanlığımız arasında sağlanan kusursuz koordinasyon, caydırıcılık gücümüzü zirveye taşımıştır. Yaşanan son çatışmalar, bu kopmaz bağın sahadaki en somut ispatıdır."

"Amerikalı yetkililer acziyet içinde"

Komutan Şikarçi, İran ordusunun bugün İslam Devrimi’nin ideolojik değerlerini içselleştirmiş, kendine has bir ekole sahip ve Devrim Muhafızları ile tam bir stratejik uyum içinde hareket eden "yekpare bir güç" olduğunu vurguladı. Bu yapısal bütünlüğün, İran’a yönelik en küçük bir saldırı girişiminde düşmanın tahayyül sınırlarını aşacak bir karşılık üretme kapasitesine sahip olduğunun altını çizdi.

ABD makamlarının diplomatik nezaketten uzak, hakaretamiz söylemlerini "siyasi bir acziyet göstergesi" olarak tanımlayan Şikarçi, şu değerlendirmeleri yaptı:

"İran milleti, köklü medeniyeti ve ferasetiyle hareket eder; devlet yetkililerimiz ise İslami öğretiler doğrultusunda düşmanına karşı dahi seviyeli bir üslup kullanır. Amerikalı yetkililerin sergilediği tutum ise onların siyasi kültürlerinin bir yansımasıdır. Geçmiş tecrübelerimiz, ABD’nin imzaladığı mutabakat zaptlarına ve uluslararası anlaşmalara sadık kalmaktan ne kadar uzak olduğunu kanıtlamıştır. Bu nedenle güven telkin etmeyen bir tarafa karşı tek geçerli dil, otoritemizi koruyan 'güç dili'dir."

Başkomutanın savaş sürecindeki beyanlarının düşman saflarında moral çöküntüsüne yol açtığını belirten Şikarçi, küresel ölçekteki algı değişimine de dikkat çekti:

"Devrimimizin Yüksek Lideri'nin mesajları, direniş eksenini ve halkımızı konsolide ederken, düşmanı derin bir stratejik belirsizliğe sürükledi. Şehit Liderimizin cenaze törenine katılan yabancı devlet temsilcileri dahi, İslam Cumhuriyeti’nin yükselen gücü ile Amerika’nın bölgesel krizlerden onurlu bir çıkış yolu arayan zayıf konumunu tescil etmiştir. İran, sahada aldığı her kararı pratiğe dökme iradesini kanıtlamıştır; Amerika ise yalnızca boş tehditler ve söylem düzleminde hapsolmuş durumdadır."

''İran denetimi haricindeki her rota güvenlik riski taşır"

Washington'ın çatışmacı çizgide ısrar etmesinin, yalnızca kendi küresel gerilemesini hızlandıran bir süreç olduğunu ifade eden sözcü, İslam Cumhuriyeti’nin Hürmüz Boğazı'ndaki kararlı duruşunu şu ifadelerle özetledi:

"İran, bu stratejik su yolundaki trafik yönetimi için belirlediği hattın, milletimizin egemenlik haklarıyla tam uyumlu ve uluslararası hukuk nezdinde meşru bir çerçevede olduğunu tüm dünyaya ilan eder. Bölge güvenliği doğrudan bizim teminatımız altındadır. Boğazdaki güvensizliğin yegâne müsebbibi Amerikan müdahaleleridir; bölge ülkeleri İslam Cumhuriyeti ile koordinasyon sağladığı takdirde, deniz ulaşımında herhangi bir aksaklık yaşanması mümkün değildir."

Şikarçi, sahadaki operasyonel gerçekliğe dair yaptığı son uyarı ile sözlerini tamamladı:

"İran’ın denetimi haricinde, ABD müdahalesiyle oluşturulan her türlü rota, doğrudan bir risk teşkil etmektedir. Bu rotalardan geçmeye zorlanan deniz araçları, ciddi güvenlik tehditleriyle karşı karşıyadır. İslam Cumhuriyeti, Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğini tartışmaya açtırmayacak, yabancı müdahalelerine geçit vermeyecek ve stratejik su yollarındaki ulusal çıkarlarını sonuna kadar koruyacaktır."

Komutan Şikarçi, konuşmasını Amerika’nın "süper güç" iddiasının tarihsel olarak hükmünü yitirdiğini belirterek noktaladı.

İlgili Haberler