ABD ve Suudi Arabistan'ın Irak'taki Haşdi Şabi mevzilerini hedef alan ortak hava saldırısı, onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açarak bölgedeki çatışma riskini tırmandırdı.
YDH - Irak, ABD ve Suudi Arabistan'ın Haşdi Şabi güçlerine ait mevzileri hedef alan ve onlarca kişinin ölümüne ve yaralanmasına yol açan hava saldırısıyla birlikte son ayların en tehlikeli askeri gerilim dalgasıyla karşı karşıya.
Bu saldırı, ABD ile Irak direnişi arasında yeni bir çatışma safhası açarken, Suudi Arabistan da Irak üzerinden kendi petrol tesislerine düzenlenen saldırılara yanıt verme gerekçesiyle bu kez ABD'nin yanında yer alıyor.
Sanaa yönetiminin bu saldırıları üstlenmesi ve bunu, Suudi Arabistan ve ABD tarafından Yemen'e uygulanan ambargoya yanıt olarak Riyad'a ilan ettiği ablukanın bir parçası biçiminde tanımlaması, Suudi Arabistan'ın gerekçesini reddeden bir tablo ortaya koyuyor.
Hükümetin bu tutumu, yalnız kınama açıklamalarının artık yeterli olmadığını belirten direniş gruplarını yatıştırmaya yetmedi. Irak İslami Direnişi yayımladığı sert açıklamada, hükümete saldırıya yanıt verme yeteneğini kanıtlaması için 6 Ağustos'a kadar süre tanıdı.
Yapılan açıklamada, "Yaşananlar, silahların devlet elinde toplanması projesi için gerçek bir sınavdır" denildi. ABD'ye yanıtın kaçınılmaz olduğu, saha koşullarının gerektirmesi halinde Suudi Arabistan'ın da hedef alınabileceği ifade edilirken, her türlü eylemin Erbein ziyareti törenlerinin sonrasına ertelendiği kaydedildi.
El-Ahbar gazetesine konuşan ismi belirtilmeyen bir direniş grubunun üst düzey yöneticisi, direniş güçlerinin 72 saat içinde bir yanıt vermeye yöneldiğini belirterek Suudi Arabistan'ın Irak'ı hedef almasının "karşılıksız kalmayacağını" söyledi.
Saldırının silahların teslim edilmesiyle ilgili tüm tartışmaları boşa çıkardığını savunan yetkili, "Silahların devlet elinde toplanmasından veya silahsızlanmadan bahseden herkes cevabını uygulamada aldı. Direnişin silahı kalıcıdır ve pazarlık konusu olmayacaktır" dedi.
Yetkili ayrıca, "Gruplar, Yemen'deki Ensarullah hareketi de dahil olmak üzere direniş ekseninin taraflarıyla daha geniş bir bölgesel koordinasyon çerçevesinde yanıt seçeneklerini görüşüyor" ifadesini kullandı.
Washington ile hükümet arasında bir koordinasyon bulunduğunun kanıtlanması halinde bunun emsalsiz bir iç krize yol açacağı uyarısında bulundu. ABD Başkanı Donald Trump, Fox News kanalına verdiği mülakatta, "Irak'taki milislere yönelik saldırının Irak hükümetiyle koordinasyon halinde gerçekleştiğini" iddia etmişti.
Ketaib Seyyid eş-Şüheda yöneticilerinden Hamid el-Kabi de "Şehitlerin kanı yerde kalmayacak" diyerek yanıtın "sarsıcı" olacağını, zamanlaması ve mekanizmasının hassas askeri hesaplamalara tabi olduğunu belirtti.
ABD'nin bu saldırıdan "pişman olacağını" vurgulayan el-Kabi, askeri operasyonların sürmesi halinde ABD ve Suudi Arabistan çıkarlarının hedef alınabileceği sinyalini verdi.
Bağdat ve diğer birçok vilayette, bombardıman kurbanları için yüz binlerce kişinin katıldığı kitlesel cenaze törenleri düzenlendi. Törenlerde ABD, Suudi Arabistan ve İsrail aleyhine sloganlar atıldı, intikam yeminleri edildi.
Parlamento düzeyinde ise Ketaib Hizbullah'a bağlı Hukuk Hareketi milletvekili, Suudi Arabistan Büyükelçisinin sınır dışı edilmesini ve Riyad ile ekonomik ilişkilerin kesilmesini talep etmek amacıyla meclisin olağanüstü toplanması için 60'tan fazla imza toplandığını açıkladı.
Yaşananların "doğrudan bir saldırı", Irak egemenliğinin ve uluslararası hukukun ihlali olduğunu belirten milletvekili, hükümeti kınama mesajlarının ötesine geçen somut adımlar atmaya çağırdı.
Öte yandan, Irak siyasi sahnesinde krizin kontrol altına alınmasını ve Irak'ın açık bir çatışmaya sürüklenmesinin önlenmesini savunan sesler de yükseldi.
Irak Parlamentosu Başkanı Heybet el-Halbusi ise Irak egemenliğini korumak adına hukuki ve diplomatik adımların atılmasının yanı sıra, saldırının koşullarına ilişkin şeffaf bir soruşturma yürütülmesi ve Irak topraklarını komşu ülkelere saldırmak için kullanan her türlü yapının hesap vermesi gerektiğini vurguladı.
Siyasi ve güvenlik uzmanı Muhammed el-Fetlavi ise saldırının doğrudan askeri boyutunun ötesine geçtiğini değerlendirdi.
Fetlavi, hamlenin "Irak içindeki çatışma kurallarını yeniden çizmeyi ve hükümeti gruplar karşısındaki tutumunu netleştirmeye zorlamayı" amaçladığını söyledi.
Washington ve Riyad'ın Suudi enerji tesislerine yönelik saldırıların ardından yeni bir caydırıcılık denklemi kurmaya çalıştığını belirten Fetlavi, geniş çaplı bir misillemenin Irak'ı çatışan iki eksen arasında açık bir savaş alanına dönüştürebileceği ve hükümetin ülkeyi bölgesel kutuplaşmadan uzak tutma çabalarını baltalayabileceği uyarısında bulundu.