Ceuta kentinde yaşanan göç dalgası, ABD ve İsrail'in Rabat yönetimine verdiği askeri ve diplomatik desteğin güçlendiği bir dönemde tırmanışa geçti. İspanya Yüksek Mahkemesi'nin denizden gelen göçmenlerin anında geri gönderilmesini engelleyen kararının ardından kentteki göçmen merkezleri kapasitelerinin çok üzerine çıktı.
YDH - İspanya'nın güney sınırında yer alan Ceuta kentinde yaşanan göçmen akını, Kral 6. Muhammed'in tahta çıkışının 27. yıl dönümü, ABD'nin Fas'ın Sahra üzerindeki egemenliğini yeniden teyit etmesi ve Rabat'ın Tel Aviv ile askeri ortaklığını pekiştirdiği döneme denk geldi.
Madrid yönetimi, Fas'ın sınır ötesindeki uluslararası desteğinin en yüksek seviyeye ulaştığı bir sırada güney sınırında artan bir baskıyla karşı karşıya kaldı.
Sınırda yaşanan son gelişmelerin ardından Ceuta'da koruma altındaki reşit olmayan göçmen sayısı on gün önceki 180 seviyesinden 570'e yükseldi. Bu da, olağan kapasitenin yüzde 1600 oranında aşılması anlamına geliyor.
512 kişilik kapasiteye sahip Göçmen Geçici Barınma Merkezinde (CETI) ise mevcut durumda 900'den fazla kişi ikamet ediyor.
30 Temmuz'dan itibaren Ceuta'da yoğunlaşan göçmen akınının saat bazında Rabat'ın iç ve dış kamuoyuna güç projeksiyonu yapmayı hedeflediği tahta çıkış kutlamalarıyla örtüştüğü kaydedildi.

Mahkeme kararı deniz yoluyla gelenleri geri itme kapsamından çıkardı
Gelişmelerin arkasındaki hukuki tetikleyici, İspanya Yüksek Mahkemesi'nin 8 Temmuz 2026 tarihinde verdiği karar oldu.
Mahkeme kararı, Ceuta'ya yüzerek geçen göçmenlere sıcak geri itme (ön kabul olmaksızın derhal sınır dışı etme) prosedürünün uygulanmasını engelleyerek bu mekanizmayı yalnızca karadaki çitleri atlayanlarla sınırlandırdı.
Ulusal Polis Sendikaları Jupol ve SUP, durumun Rabat tarafından tertip edilen "hibrit bir savaş stratejisi" olduğunu öne sürdü.
Polis sendikaları, Fas Kraliyet Donanmasını Ceuta'ya yönelik deniz çıkışlarındaki yasağı fiilen kaldırmakla suçladı.
İspanya ile Fas arasında 13 Şubat 1992 tarihinde Madrid'de imzalanan ve 21 Ekim 2012'de yürürlüğe giren Geri Kabul Anlaşması, Rabat yönetimini yalnızca Fas toprakları üzerinden İspanya'ya giriş yapan üçüncü ülke vatandaşlarını geri almaya zorunlu kılıyor.
Anlaşma metni Fas vatandaşlarını kapsamıyor. Ceuta'ya ulaşan mevcut dalganın çoğunluğunu ise genç Fas vatandaşları oluşturuyor.
İspanya'nın elinde Fas'ı kendi vatandaşlarını geri almaya zorlayacak bağlayıcı bir hukuki araç bulunmazken, her bir geri gönderme işlemi Rabat'ın takdirine bağlı olarak olay bazında müzakere ediliyor.
Göçün siyasi araç haline getirilmesi kavramı siyaset bilimci Kelly M. Greenhill tarafından "göçün araçsallaştırılması" olarak tanımlanıyor.
Avrupa son beş yıl içinde bu durumun üç örneğine tanıklık etti. Belarus, 2021 yılında Alexander Lukaşenko'nun tartışmalı seçimlerinin ardından Polonya, Litvanya ve Letonya'ya karşı Rusya'nın desteğiyle benzer bir yöntem izledi.
Türkiye, Şubatı 2020'de Brüksel'den mali yardım ve Suriye'de askeri destek talep etmek amacıyla Evros (Meriç) sınırını açtı.
Fas ise Mayıs 2021'de Polisario lideri Brahim Ghali'nin İspanya'da tedavi görmesine tepki olarak 48 saat içinde 8 bin kişinin Ceuta'ya yüzerek geçmesine izin vermişti.
Avrupa Birliği o dönemde yaşananları "şantaj" olarak nitelendirse de Minsk'e uyguladığı yaptırımları Rabat'a karşı hayata geçirmedi.

ABD ve İsrail Rabat ile askeri ve siyasi bağlarını güçlendiriyor
Mevcut sınır krizinin arka planında Fas'ın diplomatik konumunun güçlenmesi yer alıyor.
ABD Dışişleri Bakanlığı, Taht Günü vesilesiyle yaptığı açıklamada Fas'ın Batı Sahra üzerindeki egemenliğini tanıdığını yineledi ve Rabat'ın özerklik teklifini "ciddi, güvenilir ve gerçekçi" olarak nitelendirdi.
ABD ve Fas, Şubat ayında Sahra ve Atlantik çevresindeki kritik minerallerin çıkarılmasına ilişkin bir mutabakat zaptı imzaladı.
Nisan ayında 2026-2036 Savunma İşbirliği Yol Haritası kabul edildi.
Fas, bu yılki African Lion tatbikatı kapsamında ilk kez İspanya ve müttefiklerinin gerçek zamanlı operasyon koordinasyonu için kullandığı NATO'nun Link-16 taktik veri ağ sistemine dahil edildi.
ABD desteğine ek olarak İsrail ile askeri ilişkiler de gelişme gösterdi. Fas ve İsrail orduları, Ocak ayında Tel Aviv'de düzenlenen 3. Ortak Askeri Komisyon toplantısında 2026 yılı için ortak askeri eylem planı imzaladı.
İsrail tarafı Rabat'ı "bölgesel istikrar için kilit müttefik" olarak tanımladı. 2020 İbrahim Anlaşmaları'ndan bu yana Fas, İsrail savunma sanayisinin ana müşterilerinden biri haline geldi ve ülke topraklarında insansız hava aracı (İHA) üretim hatları kuruldu.
Madrid nasıl adım atacak?
Rabat yönetimi Washington ve Tel Aviv ile ilişkilerini eş zamanlı olarak güçlendirirken Madrid aksi bir yön izledi. İspanya, İran savaşının tırmandığı dönemde Mart ayında İsrail'deki büyükelçisini geri çekti.
Aynı savaş, Rota ve Morón üslerinin kullanımı konusunda Trump yönetimi ile ticari misilleme tehditlerini de içeren ikili bir kriz yarattı. Bu da, Fas'ın sınır yönetiminde esneklik göstermesini sağlayacak iki dış aktör nezdindeki ağırlığını artırırken İspanya'nın her iki ülke üzerindeki nüfuzunu zayıflattı.
Fas ile İspanya arasındaki Polisario gerilimi, Ceuta ve Melilla gümrüklerinin fiilen kapalı tutulması ve son göç dalgası münferit olaylar olarak değerlendirilmiyor.
Uluslararası alanda güçlü destek bulan Fas yönetiminin, sınır yönetimindeki pasif tutumuna tezat olarak diplomatik bir bedel ödemediği biliniyor.
İspanya yönetimi, Rabat'ın nihai hedef olarak gördüğü Ceuta ve Melilla üzerindeki talepleri karşısında diplomatik müzakere alanının daraldığı bir tabloyla karşı karşıya.