NYT: Trump'ın İran savaşı Washington'un kontrolünden çıktı

img
NYT: Trump'ın İran savaşı Washington'un kontrolünden çıktı YDH

Trump rejiminin İran'da “hızlı zafer” hesabının çöktüğü, savaşın Washington'ın kontrolünden çıkarak bölgesel ve küresel ölçekte tehlikeli bir tırmanma sürecine dönüştüğü belirtildi.




YDH- New York Times (NYT) yazarı David French, ABD Başkanı Donald Trump'ın İran'a karşı başlattığı savaşın “Washington'ın hesaplarını boşa çıkardığını, Beyaz Saray'ın çatışmalar üzerindeki kontrolünü giderek kaybettiğini ve mevcut gidişatın daha geniş çaplı bir bölgesel hatta küresel tırmanma riskini artırdığını” savundu.

French, NBC News'in haberine atıfla Trump'ın İran savaşı nedeniyle ulusal güvenlik ekibine sert tepki gösterdiğini ve yönetim içinde izlenecek yol konusunda “ciddi görüş ayrılıkları” yaşandığını belirtti. Yazara göre bunun temel nedeni, mevcut seçeneklerin hiçbirinin Washington açısından gerçek anlamda bir zafer vaat etmemesi.

ABD'nin İran gibi bölgesel kapasitesi yüksek bir ülkeye, 2003'te Irak'a karşı kullandığından çok daha sınırlı askeri güçle saldırdığı, Trump'ın birkaç hava saldırısı ve beklenen bir halk ayaklanmasıyla İran yönetiminin çökeceğini varsaydığı ifade edildi.

Trump'ın daha önce Venezuela konusunda dile getirdiği senaryonun İran'da da tekrarlanacağını düşündüğü, ancak bu beklenti gerçekleşmeyince Beyaz Saray'ın elinde İran'ı daha fazla bombalamaktan ve teslim olmasını beklemekten başka bir plan kalmadığı belirtildi.

Trump cuma günü yeni hava saldırıları emri verdiğini açıklarken, "Bir noktada artık buna dayanamayacaklarını söyleyecekler." ifadelerini kullandı. Ancak ertesi gün İran ve bazı Ortadoğu ülkelerinin talebi üzerine saldırıları durdurduğunu duyurdu.

Trump'ın Truth Social hesabından yaptığı açıklamada, "Dünyanın gelecekteki yararı ve başarılı, müreffeh bir İran'ın varlığını sürdürebilmesi için, hızlı bir anlaşma yapılabilmesi şartıyla saldırıyı iptal ettim." dediğini aktaran French, sorunun artık anlaşma yapmanın çok ötesine geçtiğini savundu.

ABD artık savaşın ritmini belirleyemiyor

ABD'nin onlarca yıldır savaşları istediği zaman başlatıp istediği zaman sona erdirebileceğine inandığını belirten French, Irak'ta görev yaptığı döneme değinerek o savaşın bütün yıkıcılığına rağmen çatışmaların coğrafi olarak sınırlı kaldığını, Irak'ın ABD topraklarını veya bölgedeki Amerikan varlığını bugünkü İran kadar tehdit edemediğini ifade etti.

Benzer şekilde Afganistan'da el-Kaide'nin üslerinin dağıtılmasının ardından ABD'nin büyük güçlerle doğrudan karşı karşıya gelmediğini belirten French, o dönemde Rusya ve Çin'in çatışmalara müdahil olmamasının küresel tırmanma riskini oldukça düşük tuttuğunu kaydetti.

Bugün ise durumun tamamen değiştiğini savunan yazar, dünyanın yeni bir küresel savaş ihtimaline doğru ilerlediğini ve ABD Başkanı da dahil olmak üzere hiçbir aktörün gelişmeler üzerinde tam kontrol sağlayamadığını belirtti.

İran'ın saldırıları bölgesel dengeyi değiştiriyor

İran'ın yalnızca Amerikan üslerini vurmaya devam etmediği, aynı zamanda ABD'nin bölgedeki ortaklarını da düzenli biçimde hedef aldığı belirtildi.

İran saldırılarının petrol ve doğal gaz tesislerinde ağır hasara yol açtığı, Hürmüz Boğazı üzerindeki baskının da eklenmesiyle dünya ekonomisinin ciddi risk altına girdiği ifade edildi.

Sanaa hükümetine bağlı Yemen ordusunun da çatışmaya katıldığı, savaşın Kızıldeniz'e yayıldığı, Suudi Arabistan'ın ise deniz ablukasını kırmak amacıyla Yemen'e karşı kara birliklerinin de kullanılabileceği geniş çaplı bir operasyon hazırlığında olduğu belirtildi.

Ukrayna'nın Hazar Denizi'nde İran'a ait bir ticaret gemisini vurduğu, Kiev'in ise geminin Rusya ile İran arasında askeri malzeme taşıdığını öne sürdüğü aktarıldı.

Rusya ve Çin'in rolü büyüyor

Rusya ve Çin'in İran ordusuna uydu görüntüleri ve çeşitli askeri destekler sağlayarak İran'ın füze ve insansız hava aracı saldırılarının etkinliğini artırmış olabileceği iddia edildi.

Reuters'ın haberine göre Çin'in İran'a yüzlerce karadan havaya füze gönderdiği, bunun çatışmanın uluslararası boyutunu daha da büyüttüğü değerlendirildi.

NATO'nun geçen hafta bir Rus füzesinin Polonya topraklarına düştüğünü açıkladığı, Ukrayna savaşının başlangıcından bu yana Rus İHA'larının zaman zaman sınırı geçtiği, ancak ilk kez bir Rus füzesinin Polonya'da patladığı belirtildi.

Rusya'nın Ukrayna cephesinde kapsamlı bir seferberlik ilan etmeyi değerlendirdiği, bunun yüz binlerce yeni askerin cepheye sürülmesi anlamına geldiği ifade edildi.

İran savaşı ABD'nin askeri zafiyetlerini ortaya çıkardı

French'e göre savaş iki temel gerçeği açığa çıkardı.

Bunlardan ilki, Amerikan üsleri ile savaş uçaklarının sanılandan çok daha savunmasız olduğunun ortaya çıkmasıydı.

Yazar, Irak'ta görev yaptığı dönemde el-Kaide'nin uzun menzilli füze kapasitesine sahip olmadığını, Körfez Savaşı öncesindeki Saddam Hüseyin'in bile İran'ın bugün gerçekleştirdiği ölçekte bölgesel saldırılar düzenleyemediğini belirtti.

İran'ın üst düzey askeri ve siyasi kadrolarında ağır kayıplar vermesine rağmen savaşma kapasitesini koruduğu savunuldu.

ABD ile İsrail'in daha önce çok sayıda silahlı örgütün lider kadrolarını etkisiz hale getirmesine rağmen bunun kalıcı sonuç üretmediği, İran'ın da benzer şekilde yönetici kadrolarındaki kayıpları telafi edebildiği ifade edildi.

Patriot stokları alarm veriyor

İkinci önemli sorunun ise ABD'nin Patriot hava savunma füzeleri ile diğer hassas mühimmat stoklarının hızla azalması olduğu vurgulandı.

Hiçbir füze veya İHA'nın hedefini vurmasını istemediğini belirten yazar, buna rağmen her başarılı önlemenin de uzun vadede ABD açısından yeni bir maliyet oluşturduğunu ifade etti.

Yaklaşık 4 milyon dolar değerindeki bir Patriot füzesinin yaklaşık 35 bin dolarlık bir insansız hava aracını vurmak için kullanılmasının sürdürülebilir olmadığı, bu dengenin devam etmesi halinde Amerikan savunmasının zamanla zayıflayacağı değerlendirildi.

Trump rejiminin bir taraftan mühimmat sıkıntısı bulunmadığını savunurken, diğer taraftan eksikliğin Joe Biden'ın Ukrayna'ya silah yardımları ve Yemen'deki saldırılarından kaynaklandığını ileri sürdüğünü belirten French, yönetimin fiili uygulamalarının ise mühimmat stoklarının kritik seviyelere indiğini gösterdiğini söyledi.

Dünya 1914'e benzer bir döneme girebilir

Bütün gelişmeler birlikte değerlendirildiğinde ilk Amerikan savaş planının “başarısız” olduğu, İran savaşının bütün bölgeye yayıldığı, İran ile Ukrayna'nın karşı karşıya gelme riskinin arttığı, Rusya ve Çin'in çatışmaya giderek daha fazla dahil olduğu ve Amerikan mühimmat stoklarının azaldığı belirtildi.

Trump'ın aynı zamanda öfkesini kontrol etmekte zorlandığını belirten yazar, tarihte 1914 yazında veya 1938-1939 döneminde yaşayan insanların felaketin yaklaştığını ne zaman fark ettiğini sık sık düşündüğünü söyledi.

Bir dünya savaşının kaçınılmaz ya da en olası senaryo olmadığını vurgulayan French, ancak Soğuk Savaş'ın sona ermesinden bu yana hiç olmadığı kadar mümkün hale geldiğini ifade etti.

Analizin sonunda Kongre'nin anayasal yetkilerine rağmen başkanı denetleyemediğini belirten French, Cumhuriyetçi Parti'nin ön seçimlerde aday gösterilmeme korkusuyla Trump'a karşı sessiz kaldığını savundu.

Amerikan seçmeninin normal şartlarda dış politikaya sınırlı ilgi gösterdiğini ancak büyük felaketler yaşandığında dış politikanın tek belirleyici gündem haline geldiğini ifade eden yazar, olası bir küresel savaşın önlenebilmesi için Kongre'nin yürütme üzerindeki denetim görevini yeniden üstlenmesi ve kamuoyunun gelişmeleri zamanında ciddiye alması gerektiğini savundu.



Makaleler

Güncel