The Telegraph: Hürmüz anlaşması, İran’ın savaşı kazandığını gösteriyor
Hürmüz Boğazı konusunda ortaya çıkan düzenleme Tahran’ın savaş öncesine kıyasla daha güçlü bir stratejik konuma ulaştığını ortaya koyuyor.
YDH- The
Telegraph yazarı ve başanalisti Roland Oliphant, ABD ve İsrail'in İran'a
yönelik savaşının Tahran'ı zayıflatmak yerine stratejik açıdan daha güçlü bir
konuma taşıdığını belirtti.
Analizde, Washington'un İran'a yönelik hedeflerine
ulaşamadığı, savaşın sonunda ise İran'ın bölgesel etkisinin genişlediği ve
ABD'nin yeni bir bölgesel gerçekliği kabul etmek zorunda kalabileceği vurgulanıyor.
İran ile Umman arasında Hürmüz Boğazı'nın yönetimine ilişkin
şekillenen anlaşma, savaşın ardından ortaya çıkan yeni dengelerin en önemli
göstergelerinden biri.
Anlaşmanın hayata geçmesi halinde İran'ın savaş öncesine
kıyasla stratejik bir avantaj elde edeceği değerlendiriliyor.
Diplomatik anlaşmalar imzalanmadan kesin sonuç olarak
görülmemeli, ancak Umman, İran ve Washington kaynaklarından gelen son bilgiler
Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması konusunda uzlaşmaya yaklaşıldığını
gösteriyor.
ABD ve İsrail'in şubat ayında İran'a yönelik saldırılarının
ardından Tahran yönetimi, dünya petrol ve doğalgaz taşımacılığının yaklaşık
beşte birinin geçtiği Hürmüz Boğazı'nı fiilen kapattı. Washington ise İran
limanlarına yönelik deniz ablukasıyla karşılık verdi. Aylar boyunca iki taraf,
seyrüsefer özgürlüğünün yeniden sağlanması konusunda karşılıklı olarak ilk
adımı atmayı bekledi.
İran ile Umman arasında ortaya çıkan düzenleme, yalnızca
enerji piyasaları açısından değil, savaşın siyasi sonucu bakımından da önemli.
Anlaşmanın, Fars Körfezi'nde mahsur kalan gemilerin yeniden hareket etmesini
sağlaması ve küresel enerji fiyatları üzerindeki baskıyı azaltması beklenirken,
daha kalıcı bir ateşkes ihtimalini de güçlendirebilir.
Ancak ortaya çıkan tablo, Washington'un savaş öncesindeki
hedefleriyle örtüşmüyor. Donald Trump rejimi ve İsrail Başbakanı Benyamin
Netanyahu'nun İran İslam Cumhuriyeti'ni zayıflatma veya etkisini sınırlama
amacıyla yürüttüğü savaş, bunun yerine İran'ın bölgesel rolünü genişletmesiyle
sonuçlandı.
Hürmüz Boğazı'nda
İran lehine yeni düzen
Hürmüz Boğazı konusunda ortaya çıkan anlaşma savaşın
sonucunu anlamak açısından kritik. Sızdırılan bilgilere göre düzenleme, Fars
Körfezi'ne giriş yapan deniz trafiğinde İran'a belirleyici bir rol verirken,
çıkış güzergâhlarının yönetiminde Umman'ın sorumluluk üstlenmesini öngörüyor.
İki ülkenin ayrıca çevresel, güvenlik ve personel
maliyetlerini karşılamak amacıyla bir ücret sistemi oluşturacağı aktarılıyor.
İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Kazım Garibabadi de bu
düzenlemenin Hürmüz Boğazı üzerindeki İran'ın “etkin egemenliğini” güçlendirdiğini
söyledi.
Bu durum, savaşın sona erdirilmesine yönelik haziran mutabakatındaki
“belirsiz” maddelerden kaynaklanıyor. Mutabakatın ilgili bölümünde İran ve
Umman'ın Hürmüz Boğazı'ndaki gelecekteki yönetim ve denizcilik hizmetlerini
belirlemek üzere görüşmeler yürütmesi öngörülüyordu.
İran bu ifadeyi boğaz üzerinde kontrol ve ücretlendirme
hakkı olarak yorumlarken, ABD ise savaş öncesindeki serbest geçiş düzenine dönüş
anlamına geldiğini savundu.
Bu anlaşmazlıkta İran'ın yorumunun ağırlık kazandığı ve
bunun savaş alanındaki sonucun diplomasi masasına yansıması olduğu
değerlendiriliyor.
ABD'nin saldırı
girişimi başarısız oldu
ABD savaşın son aşamasında İran Devrim Muhafızları'nın
Hürmüz ve Körfez kıyılarındaki kontrol kapasitesini hedef alan saldırılar
düzenledi. Ancak bu operasyonlar savaşın sonucunu değiştirmedi.
Trump İran'a karşı daha geniş çaplı yeni bir saldırı
tehdidinde bulundu, fakat Körfez ülkelerinin itirazları nedeniyle bu seçenek
uygulanmadı.
İran, ABD saldırısı ihtimaline karşı bölge ülkelerini de
hedef alabileceği mesajını vererek Washington'un müttefikleri üzerinde baskı
oluşturdu. Bu durum Tahran'ın askeri caydırıcılığını savaş öncesine göre artırdığını
gösteriyor.
Buna göre İran, yalnızca Hürmüz Boğazı üzerinde daha fazla
etki sahibi olmakla kalmadı, aynı zamanda bölge ülkelerinin kararlarını
etkileyebilecek askeri kapasitesini de güçlendirdi.
Bununla birlikte, ABD ve Umman henüz anlaşmaya ilişkin resmi
açıklama yapmadı. Düzenlemenin “Washington'un onayına” bağlı olduğu belirtilirken,
İran ise ancak ABD'nin liman ablukasını kaldırması halinde anlaşmayı uygulamaya
koyacağını açıkladı.
Trump'ın yeni bir askeri operasyon seçeneğine yeniden
başvurabileceği ihtimali de tamamen ortadan kalkmış değil.
Savaşın diğer
başlıkları hâlâ çözülmedi
Hürmüz konusunda sağlanan ilerleme savaş sonrası sürecin
tamamlandığı anlamına gelmiyor.
İran'ın nükleer programı, ABD yaptırımlarının kaldırılması
ve dondurulan İran varlıklarının durumu gibi başlıklar hâlâ ciddi anlaşmazlık
noktaları.
Ancak ilk büyük sınama İran lehine sonuçlandı ve bundan
sonraki müzakerelerde de Tahran'ın daha güçlü bir konumda olacağı belirtiliyor.
Savaşın askeri bilançosu açısından İran ağır kayıplar verdi,
binlerce kişi hayatını kaybetti ve ekonomik altyapı ciddi zarar gördü. Buna
rağmen siyasi sonuç açısından İran avantaj sağladı.
Büyük güçlerin zaman zaman başarısız operasyonlardan geri
adım attığı görülürken, bu savaş ABD'nin küresel gücündeki olası gerilemenin
işareti olup olmayacağı sorusunu da gündeme getiriyor.
Oliphant'a göre ise savaşın siyasi sonucu açık: İran büyük
kayıplar vermesine rağmen stratejik kazanım elde etti; ABD ise başlangıçta
belirlediği hedeflere ulaşamadı.
İlgili Haberler
Albanese'den Londra'ya: Hurmaları yasaklayıp işgali destekleyemezsiniz
07 Eylül 2026 10:34
ABD enerji bakanından İran'a askeri seçenek tehdidi
07 Eylül 2026 10:14
İran'da MQ-9 filosu eriyen ABD, İHA doktrinini değiştirdi
06 Eylül 2026 17:47
Prof. Sachs: ABD'nin tek kutuplu hayali küresel gerçekliğe çarpıyor
06 Eylül 2026 15:27
