WSJ: İran savaşı ABD’nin askeri ve ekonomik kaynaklarını tüketiyor

img
WSJ: İran savaşı ABD’nin askeri ve ekonomik kaynaklarını tüketiyor YDH

ABD’nin İran’a yönelik savaşı uzadıkça Washington’un askeri harcamaları ve tüketiciler üzerindeki ekonomik yük artarken, savaşın toplam maliyetinin uzun vadede trilyon dolar seviyesine ulaşabileceği belirtiliyor.




YDH- Washington Post’un aktardığına göre, ABD’nin İran’a yönelik savaşı uzadıkça Washington’un karşı karşıya kaldığı askeri ve ekonomik maliyetler giderek büyüyor.

Savaşın gerçek faturasının henüz tam olarak hesaplanamadığı belirtilirken, Amerikan vergi mükellefleri, tüketiciler ve küresel ekonomi üzerindeki yük giderek artıyor.

ABD Kongresi savaşın finansmanı için yeni kaynak arayışına girerken, enerji fiyatlarındaki artış ve küresel ticarette yaşanan aksaklıklar savaşın yalnızca Washington yönetimine değil, dünya ekonomisine de maliyet çıkardığını gösteriyor.

İran’ın Hürmüz Boğazı üzerinden ticari geçişleri büyük ölçüde sınırlandırması petrol arzında belirsizlik yaratırken, ABD’nin müttefikleri deniz ticaretinin yeniden güvence altına alınması için diplomatik girişimlerini artırıyor.

Pentagon’un savaş bütçesi alarm veriyor

ABD Savunma Bakanlığı, İran savaşı nedeniyle ciddi bir finansman baskısıyla karşı karşıya olduğunu bildirdi.

Savunma Bakanı Pete Hegseth’in açıklamalarına göre ABD’nin savaşla bağlantılı doğrudan maliyeti eylül ayına kadar yaklaşık 37,5 milyar dolara ulaşacak.

Bu rakama bölgedeki ABD üslerinde meydana gelen hasarların onarım maliyetleri dahil değil.

Pentagon, savaşın devam eden giderlerini karşılamak ve azalan silah stoklarını yenilemek için Kongre’den yaklaşık 67 milyar dolarlık ek kaynak talep etti.

ABD Temsilciler Meclisi ise İran savaşıyla bağlantılı harcamaları da içeren yaklaşık 73 milyar dolarlık ek finansman paketini gündemine aldı.

Ancak bazı uzmanlar, Pentagon’un açıkladığı rakamların savaşın gerçek maliyetini yansıtmadığı görüşünde.

En büyük yük: Tükenen füze stokları

Uzmanlara göre, savaşın en pahalı kalemi mühimmat harcamaları oldu.

Washington merkezli Stratejik ve Uluslararası Çalışmalar Merkezi’nden (CSIS) Mark Cancian, yalnızca Savunma Bakanlığı’nın ek savaş harcamalarının 35 ila 42 milyar dolar arasında olduğunu tahmin ediyor.

Bu hesaplamada asker konuşlandırmaları, mühimmat kullanımı, operasyon temposundaki artış, ekipman kayıpları, üs hasarları ve yakıt maliyetleri dikkate alınıyor.

Ancak en büyük maliyet kalemi gelişmiş füze sistemleri.

ABD’nin İran’a yönelik saldırısı sırasında özellikle yüksek maliyetli hava savunma mühimmatlarını yoğun biçimde kullandığı belirtiliyor.

Washington’un İsrail’i korumak amacıyla yüzlerce THAAD önleme füzesi kullandığı, bu sistemlerin tanesinin yaklaşık 15 milyon dolar değerinde olduğu ifade ediliyor.

Buna karşılık İran’ın daha düşük maliyetli mühimmatlar kullanması, savaşın maliyet açısından ABD için daha ağır bir tablo oluşturmasına neden oluyor.

Trump ve Hegseth arasında füze krizi

ABD Başkanı Donald Trump, savaş sırasında Amerikan füze stoklarının hızla azalması konusunda Savunma Bakanı Pete Hegseth ile gerilim yaşadı.

Trump’ın Pentagon yönetiminden mühimmat stoklarının durumu konusunda açıklama talep ettiği bildirildi.

ABD ordusu İran savaşı sırasında yüzlerce uzun menzilli Tomahawk füzesi kullandı, bu füzelerin üretim kapasitesinin yıllık seviyesinin savaş tüketimini karşılamakta zorlandığı ifade edildi.

Bir Tomahawk füzesinin maliyeti 2 milyon doların üzerinde bulunurken, yeni üretim maliyetlerinin daha da yüksek olduğu belirtildi.

Savaşın gerçek faturası yıllara yayılacak

Uzmanlara göre, Pentagon’un açıkladığı kısa vadeli maliyetler savaşın yalnızca ilk bölümünü yansıtıyor.

Asıl ekonomik yükün; silah stoklarının yenilenmesi, hasar gören askeri tesislerin yeniden inşası, bölgedeki müttefiklere sağlanacak destek, savaş gazilerinin uzun vadeli sağlık ve sosyal hakları nedeniyle yıllar boyunca devam edeceği belirtildi.

Harvard Kennedy School’dan Linda Bilmes, savaşların yalnızca çatışma dönemindeki harcamalarla ölçülemeyeceğini, “uzun kuyruklu maliyetler” oluşturduğunu ifade etti.

Bilmes’e göre, İran savaşının toplam maliyeti, tüm harcamalar ve borç faizleri hesaba katıldığında trilyon dolar seviyesine yaklaşabilir.

ABD’nin mevcut savunma bütçesi yaklaşık 1 trilyon dolar seviyesindeyken, Trump yönetiminin gelecek yıl için 1,5 trilyon dolarlık savunma bütçesi talep etti.

Bu durum, yaklaşık 39 trilyon dolara ulaşan ABD kamu borcu konusunda Kongre’de yeni tartışmaları da beraberinde getirdi.

Amerikan halkı da savaşın ekonomik yükünü hissediyor

İran savaşının maliyeti yalnızca federal bütçeyle sınırlı değil.

Enerji fiyatlarındaki artış, ulaşım maliyetleri ve küresel tedarik sorunları doğrudan tüketicileri etkiledi.

Uzmanlar, savaşın dolaylı ekonomik maliyetlerinin uzun vadede doğrudan askeri harcamaları aşabileceğini belirtiyor.

Brown Üniversitesi tarafından yapılan bir hesaplamaya göre, savaşın başlamasından bu yana Amerikalıların benzin ve dizel için ödediği ek maliyet yaklaşık 80 milyar dolara ulaştı.

Bu rakam hane başına yaklaşık 600 dolarlık ek yük anlamına geliyor.

Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi ise ortalama Amerikan ailesinin savaş nedeniyle yaklaşık 1.000 dolarlık ek maliyetle karşı karşıya kaldığını hesapladı.

Bu maliyetin içinde benzin fiyatları, dizel yakıt, taşımacılık maliyetleri, gıda fiyatları ve faiz artışlarının etkileri yer alıyor.

Hürmüz Boğazı küresel ekonominin yeni baskı noktası

Savaşın küresel ekonomi açısından en kritik sonuçlarından biri Hürmüz Boğazı üzerindeki belirsizlik.

Dünya petrol ticaretinin önemli bölümünün geçtiği bu stratejik su yolundaki aksama, enerji piyasalarında fiyat baskısı oluşturuyor.

Ancak uzmanlara göre, Hürmüz krizinin toplam ekonomik etkisini hesaplamak kolay değil.

Çünkü petrol fiyatlarından lojistik maliyetlerine, üretim zincirlerinden enflasyona kadar birçok alan birbirine bağlı durumda.

Washington için soru büyüyor: Savaşın bedeli ne olacak?

İran savaşı uzadıkça ABD yönetiminin karşı karşıya kaldığı temel soru yalnızca askeri başarı değil, bu başarının ekonomik maliyeti haline geldi.

Washington, bir yandan İran’a karşı stratejik hedeflerini gerçekleştirmeye çalışırken, diğer yandan azalan mühimmat stokları, artan bütçe açığı ve iç ekonomik baskılarla mücadele ediyor. Savaşın sonucunun yalnızca Ortadoğu’daki güç dengelerini değil, ABD’nin iç siyasi geleceğini ve küresel ekonomik dengeleri de etkileyebileceği belirtiliyor.

İran savaşı, Washington açısından artık yalnızca bir askeri operasyon değil; ekonomik dayanıklılık ve siyasi sürdürülebilirlik sınavına dönüşmüş durumda.

 



Makaleler

Güncel