Yemenli askeri uzman: Kral Halid Hava Üssü’nü bir veya iki saldırıyla işlevsiz hale getirebiliriz
Yemenli askeri uzman Tümgeneral Halid Gurab, Sana’nın karşılıklarını askeri ve stratejik hedeflerle sınırladığını belirtirken, Yemen’in füze kapasitesindeki gelişmelerin Suudi Arabistan’ın derinliklerindeki askeri tesislere yönelik caydırıcılığını artırdığını savundu.
YDH ― El-Mesire’ye göre, Yemen ile Suudi Arabistan arasındaki çatışmaların yeniden tırmandığı bir dönemde, Yemen’deki Sanaa hükümetine bağlı güçler, Suudi Arabistan’ın güneyindeki Hamis Muşayt’ta bulunan Kral Halid Hava Üssü’nü hedef aldı.
Askeri uzman Tümgeneral Halid Gurab, saldırının Yemen’in Suudi Arabistan topraklarının derinliklerini hedef alma ve Suudi askeri altyapısına karşılık verme kapasitesinin geliştiğini gösterdiğini söyledi.
Gurab, çarşamba günü el-Mesire televizyonuna yaptığı açıklamada, Suudi Arabistan’ın son saatlerde Yemen’e yönelik hava saldırılarını yoğunlaştırdığını ve iki dalga halinde yaklaşık 151 saldırı düzenlediğini belirtti.
Gurab’a göre ilk dalgada 121, ikinci dalgada ise 30’dan fazla hava saldırısı gerçekleştirildi.
Sivil altyapı da hedef alındı
Gurab, Suudi hava saldırılarının geleneksel askeri hedeflerle sınırlı kalmadığını, Yemenlilerin günlük yaşamı açısından kritik öneme sahip sivil altyapının da hedef alındığını söyledi.
Bu kapsamda es-Salif, Kamaran Adası ve Ras İsa’ya içme suyu sağlayan es-Salif’teki pompalama ve su arıtma tesislerini örnek gösterdi.
Gurab, “hayati altyapının hedef alınmasının Yemen Silahlı Kuvvetlerini Suudi Arabistan’ın büyük kentlerindeki benzer tesislere karşı misillemeye yöneltmeyi amaçlıyor gibi göründüğünü” savundu.
Ancak “Sana’nın şimdiye kadar karşılıklarını askeri ve stratejik hedeflerle sınırlamayı tercih ettiğini” söyledi.
Hedef Kral Halid Hava Üssü
Gurab, Yemen’in son füze saldırılarında Hamis Muşayt’taki Kral Halid Hava Üssü’nün hedef alındığını belirtti.
Suudi Arabistan’ın kuzey Yemen’e yönelik askeri operasyonlarında uzun yıllar önemli bir harekât merkezi olarak kullanılan üs, Yemen sınırına yakın konumu nedeniyle stratejik önem taşıyor.
Gurab, üssün Suudi askeri kapasitesinin geliştirilmesinde ve 1980’lerdeki el-Yemame silah anlaşması sonrasında şekillenen askeri yapılanmada önemli bir rol üstlendiğini söyledi.
Üssün zamanla Yemen’e yönelik operasyonların başlıca merkezlerinden biri haline geldiğini belirtti.
Yemen saldırısının uçak hangarları, güçlendirilmiş tesisler ve hava kuvvetlerine ait mevzilere yöneltildiğini ifade eden Gurab, Yemen’in füze kapasitesinde son yıllarda yaşanan gelişmelerin askeri hedeflere yönelik caydırıcılığı artırdığını savundu.
Gurab, özellikle çoklu ve parçacık tesirli harp başlıklarının kullanılmasıyla tek bir füzenin tahkim edilmiş hangarlarda bulunan uçaklara geniş çaplı hasar verebilecek kapasiteye ulaştığını öne sürdü.
Hamis Muşayt’taki saldırı ne anlama geliyor?
Gurab, Yemen saldırısının yalnızca doğrudan hedef üzerinde etkili olmadığını, Suudi Arabistan’ın güneyinde hava saldırısı sirenlerinin çalmasına da yol açtığını söyledi. Uyarıların devam etmesinin Yemen tarafından daha geniş kapsamlı ve daha derin saldırılara hazırlık yapıldığına işaret edebileceğini belirtti.
Askeri uzman, Yemen füze güçlerinin daha önce Suudi Arabistan’daki askeri ikmal tesislerine yönelik düzenlenen operasyonları örnek göstererek, Hamis Muşayt Hava Üssü’nü bir veya iki taktik saldırıyla tamamen işlevsiz hale getirebilecek kapasiteye sahip olduğunu savundu.
Bu değerlendirmeler, Yemen’in misilleme kapasitesinin yalnızca sınır bölgelerindeki hedeflerle sınırlı kalmadığı, Suudi Arabistan’ın askeri altyapısının daha derin noktalarına ulaşabilecek bir caydırıcılık anlayışına doğru ilerlediği iddiasını ortaya koyuyor.
Çatışmanın bölgesel boyutu
Gurab, çatışmanın yalnızca Suudi Arabistan ile Yemen arasındaki mücadeleden ibaret olmadığını, gelişmelerin daha geniş bir bölgesel denklem içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.
İsrail ordusu sözcülerinin açıklamalarına ve Arapça yayımlanan mesajlarına dikkat çeken Gurab, bu açıklamalarda Sana ve Ras İsa Limanı’na yönelik olası saldırılardan söz edildiğini belirtti.
Gurab, söz konusu açıklamaların İsrail, Amerika Birleşik Devletleri ve Suudi Arabistan öncülüğündeki güçlerle Yemen arasında koordinasyonun arttığına işaret ettiğini savundu.
Bu koordinasyonun Yemen’in askeri kapasitesini ve Filistin halkı ile Gazze’ye verdiği desteği sınırlandırmayı amaçladığını öne sürdü.
Gurab’a göre Yemen’e yönelik yoğunlaştırılan abluka ve hava operasyonları, Sana’yı Gazze’ye verdiği destek ve kuşatmaya karşı tutumu nedeniyle baskı altına alma girişiminin parçasını oluşturuyor.
Gurab, çatışmayı aynı zamanda “Yeni Ortadoğu” projesine karşı yürütülen daha geniş bölgesel mücadelenin bir parçası olarak değerlendirdi.
Yemen çok cepheli savaşa hazırlanıyor
Gurab, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin kara, deniz ve hava yoluyla yürütülebilecek uzun süreli ve çok boyutlu bir çatışmaya hazırlık yaptığını söyledi.
Yemen’in askeri üslerden uçak gemilerine ve Afrika Boynuzu’ndaki tesislere kadar uzanan hedeflere karşı kullanılabilecek yerli askeri kapasitelere sahip olduğunu belirten Gurab, düzenli güçlerin yanı sıra çeşitli cephelere konuşlandırılan halk seferberlik birliklerinin de olası çatışmalara hazırlandığını ifade etti.
Gurab ayrıca, muhtemel muharebe operasyonlarına katılmak üzere 1,5 milyondan fazla yedek askerin hazırlandığını söyledi.
Askeri uzman, çatışmanın giderek daha belirgin bir caydırıcılık denklemine doğru ilerlediğini belirterek Yemen’in yaklaşımını şu sözlerle özetledi:
“Ablukaya abluka, saldırıya saldırı, tırmanışa tırmanış; saldırının tamamen durdurulmasına ve ablukanın kaldırılmasına kadar.”




