Uzman: Yemen’deki başarı jeopolitik ve stratejik bir deprem
Araştırmacı ve stratejik ilişkiler uzmanı Vasim Bazzi, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin batı sahilinde 5 bin 400 kilometrekareden fazla alanı kontrol altına aldığı operasyonun Yemen'in askerî kapasitesini ve bölgesel konumunu güçlendirdiğini belirtti.
YDH ― Araştırmacı ve stratejik ilişkiler uzmanı Vasim Bazzi, el-Mesire'ye verdiği röportajda, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin ülkenin stratejik batı sahilinde 5 bin 400 kilometrekareden fazla alanı kontrol altına aldığı operasyonu değerlendirdi.
Yemen'in elde ettiği sonucu “jeopolitik ve stratejik bir deprem” olarak tanımlayan Bazzi, “Bu gelişmenin nihai sonuçları henüz ortaya çıkmadı. Operasyonun bölgesel dengeler üzerindeki etkileri önümüzdeki dönemde daha net görülecek,” değerlendirmesinde bulundu.
Bazzi, Taiz ve Hudeyde'deki batı sahili bölgelerinin kontrol altına alınmasının yalnızca sahadaki askerî başarıyla sınırlı olmadığını vurguladı.
“Bölgenin coğrafi konumu ve deniz ulaşımı açısından taşıdığı önem, operasyonun bölgesel ve uluslararası dengeler üzerinde de sonuçlar doğurabileceğine işaret ediyor. Operasyonun sonuçları, Yemen'deki çatışmanın geleceğinden bölgedeki güç dengelerine kadar uzanan etkiler oluşturabilir,” dedi.
Yemen'in ABD ve İsrail'le doğrudan karşı karşıya geldiği dönemde kazandığı saha deneyimine de değinen Bazzi, “Bu gelişme, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin güçlü askerî aktörlerle mücadele konusunda önemli bir saha deneyimi kazandığı bir dönemin ardından yaşandı. Gazze'ye verilen destek de bu süreçte kritik bir rol oynadı. Bu deneyim, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin sahip olduğu kapasiteyi doğrudan çatışma sahalarında kullanmasına imkân sağladı” ifadelerini kullandı.
Bazzi, Gazze cephesinin Yemen açısından üç temel alanda birikim oluşturduğunu söyledi:
“Bunların ilki ahlaki ve siyasi motivasyon, ikincisi ABD-İsrail'le mücadeleden edinilen askerî deneyim, üçüncüsü ise bu kapasitenin doğrudan sahada kullanılabilmesi.”
Operasyonun bölgesel sonuçlarına ilişkin değerlendirmesinde Bazzi, “Bu operasyonun sonuçları, Suudi Arabistan'la yaşanan çatışmanın geleceği, deniz ulaşımına ilişkin hesaplamalar ve Babülmendeb Boğazı'nın konumu açısından yeni sorular ortaya çıkarıyor. Aynı zamanda Yemen'deki gelişmelerin Arap Körfezi, Afrika Boynuzu ve Batı Asya'ya yansımaları da yeniden ele alınmalı” dedi.
Bazzi, bölgedeki dış güçlerin hareket alanına ilişkin ise şu değerlendirmeyi yaptı:
“Özellikle dış güçlerin bölgedeki projelerini yerel aktörler üzerinden hayata geçirme kapasitesinin zayıflaması önemli bir gelişme.”
Bazzi, operasyonlarla eş zamanlı olarak Sana yönetiminin Babülmendeb Boğazı'ndaki uluslararası deniz trafiğinin normal şekilde devam edeceğini vurguladığına dikkat çekti.
“Bu tutum, Babülmendeb'in uluslararası deniz trafiğine kapatıldığı gerekçesiyle bölgesel veya uluslararası bir müdahaleye zemin hazırlanmasının önüne geçiyor,” dedi.
Sana yönetiminin dost ve düşman ayrımına ilişkin hesaplarını dikkatli yürüttüğünü belirten Bazzi, “Çatışmanın kapsamını genişletebilecek adımlardan kaçınılıyor. Bu yaklaşım, büyük güçlerin doğrudan dahil olabileceği yeni bir savaş ihtimalini de sınırlıyor,” ifadelerini kullandı.
Yemen güçlerinin rakiplerinin askerî kapasitesini felç etmeye yönelik operasyonlarına da değinen Bazzi, “Bu operasyonlar, Suudi limanlarının ablukaya alınması ve krallık içindeki kritik noktaların hedef alınmasıyla eş zamanlı yürütüldü. Bu gelişmeler petrol fiyatları üzerinde kısa sürede ciddi sonuçlar doğurdu,” dedi.
Bazzi, Hürmüz Boğazı'ndaki krizin ardından Suudi Arabistan'a yönelik saldırıların Riyad üzerindeki baskıyı daha da artırdığını söyledi.
Bu noktada Axios'un gündeme getirdiği gelişmeye dikkat çeken Bazzi, “Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman, ABD Başkanı Donald Trump'ı Yemen'e karşı askerî müdahaleye ikna etmek amacıyla iki kez telefonla aradı,” dedi.
Washington'ın çatışmaya yeniden doğrudan dahil olmaktan kaçınmasını 2025'te Yemen'e yönelik iki saldırı dalgasından elde edilen deneyimle ilişkilendiren Bazzi, “ABD'nin 2025'te Yemen'e yönelik saldırılardan elde ettiği deneyimin Amerikan karar alma mekanizmasındaki etkisi hâlâ devam ediyor. Washington'ın yeniden doğrudan çatışmaya dahil olmaktan kaçınması da bunu gösteriyor,” ifadelerini kullandı.
Suudi Arabistan'ın daha önce sahadaki müttefik güçlere ve paralı askerlere dayanarak sonuç alamadığını belirten Bazzi, “Riyad bu kez de Yemen'e karşı savaşması için ABD'ye güvenerek benzer bir hesap yapıyor,” dedi.
Bazzi, “Birçok ülke Yemen’e doğrudan müdahil olmanın taşıdığı riskleri kısa sürede gördü ve çatışmadan uzak durdu” ifadelerini kullandı.
Operasyonun ardından Suudi Arabistan'ın durumunu “sefil ve trajik” olarak nitelendiren Bazzi, “Yaşananlar yalnızca sahadaki askerî kayıplarla sınırlı değil; daha geniş siyasi ve stratejik sonuçlar doğuruyor.” dedi.
İlgili Haberler
Anthropic: Husiler yapay zekâyı silah geliştirmede kullandı
12 Eylül 2026 05:03
Taiz'in güneybatısında kontrol Yemen güçlerine geçti
12 Eylül 2026 04:01
Yemenli Tuğgeneral: Batı Yakası'nın kurtuluşu 'Büyük İsrail' planını ç…
12 Eylül 2026 03:21
Yemen ordusu operasyonun bilançosunu açıkladı
11 Eylül 2026 20:09
