Son Dakika
İnşa

Yemenli Tuğgeneral: Batı Yakası'nın kurtuluşu 'Büyük İsrail' planını çökertiyor

12 Eylül 2026 03:21 Bu sayfayı yazdır

Yemen Silahlı Kuvvetlerinin batı sahilinde gerçekleştirdiği son operasyonları değerlendiren Tuğgeneral Mucib Şemsan, yaklaşık altı ilçeyi kapsayan operasyonlarda Suudi Arabistan, İsrail, ABD ve İngiltere destekli güçlerin bölgeden çıkarıldığını söyledi.

Yemenli Tuğgeneral: Batı Yakası'nın kurtuluşu 'Büyük İsrail' planını çökertiyor
Yemenli Tuğgeneral: Batı Yakası'nın kurtuluşu 'Büyük İsrail' planını çökertiyor YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH ― Askerî ve stratejik uzman Tuğgeneral Mucib Şemsan, el-Mesire televizyonuna verdiği röportajda, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin batı sahilinde gerçekleştirdiği son operasyonları değerlendirdi.

Şemsan, “Son operasyonlar yaklaşık altı ilçeyi kapsadı ve Suudi Arabistan, İsrail, ABD ve İngiltere destekli güçler bölgeden çıkarıldı” dedi.

Operasyonların gerçekleştiği bölgenin uzun süredir çeşitli askerî ve siyasi projelerin hedefinde olduğunu belirten Şemsan, sürecin Birleşik Arap Emirlikleri bağlantılı güçlerle başladığını söyledi.

“Bu güçler, söz konusu ilçeleri Taiz vilayetinin coğrafi derinliğinden koparmaya yönelik bir proje yürüttü” dedi.

Bölge halkının bu süreçte yerinden edildiğini aktaran Şemsan, eski Taiz valisi ve paralı güçlerin komutanlarından el-Maamari'nin daha önce yaptığı açıklamalara dikkat çekti. “El-Maamari, Tarık Afşa güçlerini özellikle Yakhtul bölgesinde demografik değişim uygulamakla suçladı” dedi.

Şemsan, planın bir diğer ayağını ilçeleri Taiz vilayetinin iç kesimlerine bağlayan yolların ve ana ulaşım hatlarının kesilmesinin oluşturduğunu belirterek, “Amaç, bölgeyi Somaliland benzeri ayrı bir siyasi yapıya dönüştürmekti” ifadelerini kullandı.

Yemen Silahlı Kuvvetlerinin açıklamasında yedi askerî tümen, yaklaşık 38 tugay ve 76 bine yakın askerden oluşan bir güçten söz edildiğini belirten Şemsan, “Bu yapı, sayı, teçhizat ve kapasite bakımından tam teşekküllü bir orduya karşılık geliyor” dedi.

Söz konusu güçlerin Suudi Arabistan'ın hava desteğinden de yararlandığını belirten Şemsan, “Suudi savaş uçakları operasyonlar boyunca yoğun hava saldırıları düzenledi. Yemen Silahlı Kuvvetleri Sözcüsü Tuğgeneral Yahya Seri de hava saldırılarının ve gerçekleştirilen operasyonların sayılarını düzenli olarak açıkladı” dedi.

Şemsan, Yemen Silahlı Kuvvetlerinin sahip olduğu birikmiş askerî tecrübenin karşı tarafın askerî yapılanmasını sistematik biçimde dağıtmasında belirleyici olduğunu belirterek, “Operasyonlar önce ana toplanma merkezlerinin hedef alınmasıyla başladı. Ardından ileri mevziler, kamplar, üsler ve operasyonların başlatıldığı noktalar vuruldu. Daha sonra bağlantı noktaları, komuta-kontrol merkezleri, lojistik ikmal depoları ve deniz yoluyla gerçekleştirilen ikmal hatları hedef alındı” ifadelerini kullandı.

“Bu askerî yapının parçalanması, sahadaki operasyon kabiliyetini felce uğrattı ve karşı tarafta önceki yenilgilerden de beslenen psikolojik ve bilişsel bir çöküş oluşturdu” dedi.

Bu sürecin Sana'nın daha önce gerçekleştirdiği “Allah'ın Zaferi” ve “Sağlam Yapı” operasyonları ile Beyda ve diğer bölgelerde elde edilen kazanımların devamı niteliğinde olduğunu belirten Şemsan, “Yemen Silahlı Kuvvetlerinin savaş tecrübesi, mevcut sonuç üzerinde etkili oldu” dedi.

Şemsan, Yemen hava savunma sistemlerinin geliştirilmesini operasyonların sonucunu belirleyen temel unsurlardan biri olarak gösterdi. “Yemen hava sahasında ve operasyonların gerçekleştiği bölgelerde uçuş yapmak, düşman uçakları açısından ciddi bir risk haline geldi” dedi.

Yemen Silahlı Kuvvetlerinin 32'den fazla önleme operasyonu gerçekleştirdiğini ve bunlar kapsamında dokuz gelişmiş savaş uçağını düşürdüğünü açıkladığını hatırlatan Şemsan, “Bu gelişmeler, Suudi hava kuvvetlerinin saldırının ilk dönemlerinde olduğu gibi kara güçlerine kesintisiz hava desteği sağlama kapasitesini önemli ölçüde etkiledi” ifadelerini kullandı.

Şemsan, paralı güçlerin sahadaki çöküşünü bu güçlere katılanların savaşma motivasyonlarıyla da ilişkilendirdi.

“Onların amacı Suudi parası almaktı, herhangi bir davaları yoktu” diyen Şemsan, bu güçlerin Yemen Silahlı Kuvvetlerine karşı yoğun bir propaganda kampanyası eşliğinde savaşa sürüldüğünü söyledi.

Yemen Silahlı Kuvvetlerinin imajını hedef alan propagandanın Suudi medya aygıtı üzerinden yürütüldüğünü belirten Şemsan, “Buna bazı Arap medya kuruluşları da eşlik etti” dedi.

“Seçim ölüm ile 500 veya bin Suudi riyali arasında kaldığında hayatı seçtiler” diyen Şemsan, “Sahadaki çözülme bu koşullar altında hızlandı” ifadelerini kullandı.

Şemsan, gerçekleştirilen operasyonların yalnızca belirli askerî güçlerin vurulması ve ardından ilerleme sağlanması şeklinde değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı.

“Bölge, ‘Yeni Ortadoğu’ projesi, ‘Büyük İsrail’ planı ve başta Babülmendep olmak üzere stratejik boğazların kontrolüyle bağlantılı daha geniş bir projenin parçası. Operasyonları bu bağlam içerisinde değerlendirmek gerekiyor” dedi.

Bölgenin geçmişte “Hudeyde-Aden Himaye Bölgesi” olarak anılan yapının içinde yer aldığını belirten Şemsan, “Yakın dönemde ortaya çıkan 1917 tarihli belgeler, İngiltere'nin bu bölgeler üzerindeki kontrolünü ve bölgeyi Taiz'in coğrafi derinliğinden ayırma çabalarını ortaya koyuyor” ifadelerini kullandı.

Bu projenin uygulanmasında Sudanlı, Somalili ve genel olarak Afrikalı paralı savaşçıların bölgeye getirildiğini belirten Şemsan, “Daha sonra bu unsurlar değiştirildi ve bölgenin sosyal dokusuna entegre edilmeye çalışıldı” dedi.

Birleşik Arap Emirlikleri ve Suudi Arabistan'ın bölgede uyguladığı politikaların söz konusu eski İngiliz planının devamı niteliğinde olduğunu savunan Şemsan, “Bu planın temel faydalanıcısı İsrail” dedi.

Şemsan, operasyonların gerçek anlamının ancak bu tarihsel ve jeopolitik bağlam içerisinde görülebileceğini belirterek, “Yaklaşık yedi askerî tümen, 38 tugay ve 76 bine yakın paralı savaşçı yalnızca Sana yönetimine karşı savaşmak veya mevcut güçleri korumak amacıyla bölgeye konuşlandırılmadı” dedi.

“Bu askerî kapasite, bölgedeki ilçeleri Yemen coğrafyasından kopararak Somaliland benzeri ayrı bir devlet veya siyasi yapı oluşturmayı hedefleyen daha geniş bir projenin parçasıydı” ifadelerini kullandı.

İlgili Haberler