Son Dakika
İnşa

Analist Trita Parsi: İsrail'in İran enerji tesislerini vurma ihtimali çok yüksek

12 Eylül 2026 20:01 Bu sayfayı yazdır

Quincy Enstitüsü Başkan Yardımcısı Trita Parsi, İsrail'in İran'a yönelik olası askeri müdahalelerini ve Washington'ın karar alma mekanizmalarını değerlendirdi.

Analist Trita Parsi: İsrail'in İran enerji tesislerini vurma ihtimali çok yüksek
Analist Trita Parsi: İsrail'in İran enerji tesislerini vurma ihtimali çok yüksek YDH
Yazı boyutu
100%
7 dk okuma

YDH - Washington merkezli düşünce kuruluşu Quincy Sorumlu Devlet Yönetimi Enstitüsü'nün Başkan Yardımcısı ve uluslararası ilişkiler uzmanı Trita Parsi, yayıncı Mario Nawfal'ın canlı yayın programına katılarak Ortadoğu'da derinleşen askeri gerilimi, İsrail'in İran politikasını ve Beyaz Saray'ın karar alma süreçlerini ayrıntılı biçimde değerlendirdi.

Görüşmede, İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu'nun son dönemde nükleer başlıklara ve bölgesel askeri hedeflere yönelik sertleşen söylemleri ile ABD Başkanı Donald Trump liderliğindeki Washington yönetiminin bu politikalara verebileceği yanıtlar geniş yer tuttu.

Yayıncı Mario Nawfal, programın açılışında İsrail Başbakanı Netanyahu'nun son beyanatlarına değindi. 

Nawfal, Netanyahu'nun Batı Duvarı'nda kamuoyuna seslendiğini, İran'ın yeniden nükleer silah geliştirmeye giriştiğine yönelik ifadeler kullandığını ve buna asla izin verilmeyeceği taahhüdünde yer aldığını hatırlattı.

Netanyahu'nun konuşmasında ABD Başkanı Donald Trump'ın Tahran'ın nükleer silah edinme çabalarına dair tespitlerine atıf yaptığını belirten Nawfal, bu açıklamaların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı'nın Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması kapsamındaki yükümlülüklere uyulmadığını belirten kararının hemen sonrasına rastladığına dikkat çekti.

Nawfal, İsrail Başbakanı'nın daha önce diplomasiye alan açmaktan ve Hizbullah'a odaklanmaktan bahsettiğini, şimdilerde ise doğrudan İran'ın nükleer kapasitesini engelleme hedefi üzerinden açık bir çatışma retoriğini benimsediğini dile getirdi.

Bu tabloyu yorumlayan Quincy Enstitüsü Başkan Yardımcısı Trita Parsi, İsrail iç siyasetindeki dengelerin dış politikadaki söylemleri şekillendirdiğini belirtti.

"İsrail kendi bildiği yoldan gitmek isteyecektir"

İsrail'deki iç siyasi atmosfere işaret eden Trita Parsi, "İsrail'de seçim dönemi yaşanıyor. Bu sebeple Netanyahu bu başlıklarda sesini her zamankinden çok daha gür çıkaracaktır. Ancak mesele yalnızca seçim propagandasıyla sınırlı değil. Sahadaki verilerin ve genel göstergelerin kahir ekseriyeti, İsraillilerin bu sürece doğrudan dahil olacağını işaret ediyor" dedi.

İsrail yönetiminin askeri operasyonlar yürütürken dış müdahalelerden kaçınma eğiliminde olduğunu kaydeden Parsi, "Benim İsrail yönetimine dair gözlemim şudur: Şayet ABD üzerlerinde büyük kısıtlamalar uygulayacaksa bu işe girmek istemezler. Kendilerince etkili gördükleri, bu süreci fiilen nihayete erdirecek adımları bizzat atmak isterler" değerlendirmesinde bulundu.

İsrail'in sahadaki hedeflerini askeri yöntemlerle kesin bir sonuca bağlama stratejisini benimsediğini aktaran analist, Washington'ın bu çerçeveye dahil edilme tehlikesine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

"Şu anda Donald Trump'ın zihniyet yapısı tam olarak bu argümana açık vaziyette duruyor. Çünkü çatışmaların nasıl uzayıp gittiğini bizzat müşahede etti. Burada doğru dersi çıkarmak, yani savaşı askeri yöntemlerle bitirebileceğinizi düşünmek yerine savaşı bütünüyle sona erdirmeniz gerektiği gerçeğini kavramak yerine, İsrail'in sunduğu teze kapılma ihtimali yüksek. 'Bu meseleyi bitirmek istiyorsanız, askeri yöntemlerle kökten çözmek zorundasınız' argümanı Trump'a oldukça inandırıcı gelecektir."

"Enerji tesislerinin hedef alınması çok güçlü bir ihtimal"

Program yöneticisi Mario Nawfal'ın İsrail'in İran'ın enerji altyapısını vurup vurmayacağına yönelik sorusunu yanıtlayan Trita Parsi, ekonomik yaptırımların ve sahadaki askeri hedeflerin birbiriyle bağlantılı olduğunu belirtti.

İsrail'in İran petrol ve doğalgaz tesislerine yönelme olasılığının son derece yüksek olduğunu vurgulayan Parsi, şu tespiti paylaştı:

"Bunu yapmama ihtimalleriyle kıyaslandığında, bu tesisleri hedef alma ihtimalleri çok daha ağır basıyor. Uygulanan yaptırımların İran'ı daha fazla sıkıştırma noktasında ne yaptığına baktığınızda, tüm bunların hedefi askeri harekat öncesinde yumuşatma amacına hizmet ettiğini anlarsınız. Yaptırımlar İran'ı belirli bir mesafeye kadar baskı altına alır; fakat nihai darbeyi indirmek için askeri olarak sahaya girmeniz gerektiği düşünülür. Şu anda kapalı kapılar ardında dillendirilen temel argümanlar tam olarak bunlardır."

ABD iç politikasında yaklaşan Kongre ara seçimlerinin dış politika üzerindeki etkisini irdeleyen Parsi, Beyaz Saray kabinesindeki kilit figürlerin kariyer hedeflerine dikkat çekti:

"Asıl mühim soru, ara seçimlerin neticesine bağlı olarak Trump'ın nasıl bir ruh haline bürüneceğidir. Aynı zamanda yönetimdeki diğer aktörlerin nasıl bir tutum takınacağı da hayati önem taşıyor. Söz konusu isimlerin siyasi kariyerleri 2028 yılıyla birlikte son bulmayacak. Hatta bazıları kendi siyasi kariyerlerinin henüz zirveye ulaşmadığını, ileride başkan adayı olabileceklerini hesap ediyor. Trump'ın çok daha yıkıcı, çok daha ağır sonuçlar doğuracak bir rotaya saptığını gördüklerinde bu aktörlerin duruşu ve ağırlığı ne olacak? Cumhuriyetçi Parti'nin geleceğini ve kendi siyasi ikballerini doğrudan sarsacak böylesi bir gidişata karşı seslerini yükseltebilecek kurumsal güce ve siyasi manivela kabiliyetine sahipler mi? Yoksa Trump'ın Kasım 2020 başkanlık seçimlerini kaybetmesinin akabinde izlediği, son derece radikal, kontrolsüz ve pervasız çizginin bir benzerine mi tanıklık edeceğiz?"

"Kongre eski kurumsal gücünden çok uzakta"

Yayıncı Nawfal'ın ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin Kongre'deki çoğunluğu kaybetmesi halinde bunun yeni bir savaşı engellemeye yetip yetmeyeceği yönündeki sorusunu ele alan Parsi, ABD devlet mimarisindeki erozyonu masaya yatırdı. Kongre denetiminin sınırlarına değinen uluslararası ilişkiler uzmanı, şu değerlendirmede bulundu:

"Ara seçim mağlubiyeti tek başına bu gidişatı durdurmaya yetmez. Zira günün sonunda, artık ABD hükümet mekanizmalarının ve anayasal kurumlarının geçmişte olduğu gibi veya olması gerektiği ölçüde ağırlık taşıdığı bir vasatta yaşamıyoruz. Kongre içerisinde yönetimin bu tür askeri maceralarına set çekmek maksadıyla yürütülen sayısız teşebbüs mevcut; fakat yürütmenin bunu pek umursamadığını defalarca gördük. Dahası, 'Bu bir savaş sayılmaz, yalnızca havai fişek gösterisi' gibi akla ziyan açıklamalarla kamuoyunu teskin etmeye çalışıyorlar."

Geçmiş yıllardaki yasama erki ile günümüz şartlarını kıyaslayan Trita Parsi, kurumlar arası fren mekanizmalarının zayıfladığını şu sözlerle aktardı:

"Ben yirmi yıl önce de buradaydım. O dönemlerde yürütme organı tasvip etmediğiniz bir istikamete yöneldiğinde, Kongre aracılığıyla önlerine ciddi hukuki ve siyasi engeller çıkarabilirdiniz. Bugün gelinen noktada Kongre tamamen etkisizdir demiyorum; fakat eski gücünün gölgesi bile değil. Demokratlar hem Temsilciler Meclisi'ni hem de Senato'yu aynı anda kontrol altına almadıkça, Trump'ın önüne somut engeller koyabilecek bir plana, siyasi omurgaya ve icraat hızına erişip erişemeyecekleri tam bir muamma teşkil ediyor."

"Sınırlar kurumsal olmaktan ziyade zihinseldi"

Demokratların Kongre'nin her iki kanadını da kazanması ihtimalini analiz eden Parsi, böylesi bir senaryonun dış politikayı durdurmak yerine daha tehlikeli hale getirebileceğini kaydetti:

"Demokrat Parti her iki meclisi de ele geçirirse, Trump'ı iç siyasette azil süreçleri dahil olmak üzere tamamen savunma pozisyonunda kalmaya zorlayabilirler. Ancak bu durum, Trump'ın içeride yaşadığı siyasi sıkışmışlığı ve iç krizleri dışarıya saldırarak telafi etme kapasitesini elinden almaz; bilakis bu eğilimi daha da pekiştirebilir."

Eski ABD Başkanı Barack Obama'nın görev süresi biterken The Atlantic dergisine verdiği veda mülakatını hatırlatan Trita Parsi, başkanlık yetkilerinin sınırlarına dair şunları söyledi:

"Obama'ya başkanlık koltuğuna oturduğunda kendisini en çok şaşırtan hususun ne olduğu sorulmuştu. Obama, ABD başkanının aslında ne kadar az yetkiye sahip olduğunu, eyaletlerin ise ne derece büyük bir kudret barındırdığını görmenin kendisini hayrete düşürdüğünü ifade etmişti. Fakat Trump'ın icraatlarına baktığınızda meselenin hiç de öyle olmadığını anlıyorsunuz. Olay tamamen başkanlık koltuğunda oturan figürün kişisel fıtratıyla, sınırları nereye kadar zorlayabileceğiyle ve Yüksek Mahkeme'ye dahi meydan okuma cüretiyle ilgilidir."

Amerikan başkanlık makamının pratik işleyişini irdeleyen Parsi, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Trump'ın yaptıklarının doğru olduğunu söylemiyorum; fakat mesele bunların yapılamaz oluşu değildi. Neredeyse diğer bütün başkanlar belirli sınırlar dahilinde hareket etmeye rıza gösterdi. Oysa bu sınırlar, aşıldığında muazzam bir kurumsal tepki doğuracak katı kurallardan ziyade zihinsel tabular üzerine kuruluydu. Trump bu sınırlara çok sert şekilde meydan okudu. Ağır bedeller ödemediğini iddia etmiyorum; fakat bu ihlallerin büyük kısmından sıyrılmayı başardı."

"Ortadoğu'da üçüncü raunt felaket getirir"

Muhtemel bir askeri çatışmanın Ortadoğu coğrafyasındaki etkilerini değerlendiren Quincy Enstitüsü Başkan Yardımcısı, bölge ülkelerinin ekonomik ve lojistik kırılganlıklarını ayrıntılandırdı.

Olası bir harekatın yaratacağı tahribata dikkat çeken analist, şu öngörüyü paylaştı:

"Eğer bu senaryo fiiliyata dökülürse, bölgeden geriye ne kalır kestirmek güç. Bölgedeki karar vericilerle temas kurduğunuzda hakim olan müşterek kanaat, taraflar arasında üçüncü bir askeri raundun kaçınılmaz olduğu ve bunun korkunç neticeler doğuracağı yönündedir. Bölgedeki temel tartışma, bu savaşın altı ay mı süreceği yoksa Amerikan başkanlık süresinin sonuna kadar mı yayılacağı ekseninde düğümleniyor."

Körfez ülkelerinin bu krizden eşit derecede etkilenmeyeceğini ifade eden Parsi, ekonomik vizyonların ağır yara alacağını kaydederek şöyle konuştu:

"Suudi Arabistan gibi büyük ülkelerin bu krizi bir şekilde idare edebileceğini öngörebiliyorum. Süreç onlar adına da parlak geçmeyecek, 2030 Vizyonu gibi devasa kalkınma projeleri ve reform hedefleri tamamen rafa kalkacaktır. Ancak Riyad yönetimi, küresel bir ticaret merkezi kalabilmek adına mutlak bir barış ortamına Dubai ölçüsünde bağımlı değil. Öte yandan Katar ve Kuveyt gibi ülkeler, ticari varlıklarını sürdürebilmek için Hürmüz Boğazı'ndan sorunsuz şekilde geçiş yapmaya mecbur durumdalar."

Bölgedeki çatışmaların yayılma riskine işaret eden Trita Parsi, küresel piyasaların ve petrol dengelerinin göreceği zararı şu verilerle aktardı:

"Kimi devletler bu girdaptan diğerlerine nazaran çok daha ağır hasarla çıkacaktır; ancak iki yıla yayılacak düşük yoğunluklu bir çatışma dahi bölgenin bütünü için tam bir yıkım anlamına gelir. İran'ın doğrudan enerji altyapılarını vurmaya başladığı topyekun bir savaş senaryosunun vahametini tahayyül etmek bile imkansızdır. Piyasaların geldiği durum ortada: Brent petrolün varil fiyatı 106 dolar seviyesine ulaştı, ABD 10 yıllık tahvil faizleri yüzde 4,9 civarında seyrediyor. Bunlar kabus verileri niteliğinde. Eskiden olsa Beyaz Saray'ı sarsacak bu göstergeler, mevcut yönetim kademesinde gereken ciddiyetle karşılanmıyor."

İlgili Haberler