Son Dakika
İnşa

Xi-Trump görüşmesinde sıcak görüntünün arkasında sert rekabet

26 Eylül 2026 19:40 Bu sayfayı yazdır

Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki görüşmede ticaret ateşkesinin sürdürülmesi ve yeni temasların yapılması konusunda uzlaşma sağlanırken, Tayvan, ileri teknolojiler, stratejik mineraller, İran ve Rusya gibi başlıklardaki temel görüş ayrılıkları devam etti.

Xi-Trump görüşmesinde sıcak görüntünün arkasında sert rekabet
Xi-Trump görüşmesinde sıcak görüntünün arkasında sert rekabet YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH ― Çin Devlet Başkanı Xi Jinping'in ABD Başkanı Donald Trump'la görüşmesi, Washington ile Pekin arasındaki stratejik rekabetin sona ermediğini, iki tarafın bu rekabetin maliyetlerini sınırlamaya ve doğrudan bir çatışmaya dönüşmesini önlemeye çalıştığını ortaya koydu. Görüşmede ticaret ateşkesinin uzatılması ve yeni müzakereler yapılması konusunda anlaşmaya varılırken Tayvan, ileri teknolojiler, stratejik mineraller, İran ve Rusya gibi başlıklardaki temel görüş ayrılıkları devam etti.

Trump'ın Xi'yi Andrews Hava Kuvvetleri Üssü'nde bizzat karşılaması ve görüşme boyunca oluşan olumlu atmosfer, iki ülke ilişkilerinde dikkat çekici bir yumuşamaya işaret etti. Ancak bu görüntünün arkasında çözülmemiş ciddi anlaşmazlıklar bulunuyor. Çeşitli kaynakların değerlendirmeleri de görüşmelerde kritik başlıklarda kayda değer bir ilerleme sağlanamadığını gösterdi.

Bu nedenle Xi'nin ziyareti, Washington ile Pekin'in yapısal rekabeti geride bıraktığı bir dönüm noktasından çok, rekabet devam ederken ilişkilerin daha fazla gerilmesini önleme çabası olarak öne çıktı. Tarafların ticaret alanındaki ateşkesi sürdürmesi ve yeni görüşmeler planlaması da bu yaklaşımın somut göstergeleri arasında yer aldı.

Trump'ın karşılamasındaki çelişkili mesaj

Trump'ın Xi'yi havaalanında bizzat karşılaması, düzenlenen resmi tören ve tören sırasında sergilenen askeri güç, Washington'ın Pekin'e yönelik yaklaşımındaki çelişkili mesajları aynı anda ortaya koydu. Bir taraftan Çin liderine üst düzey diplomatik saygı gösterilirken diğer taraftan ABD'nin askeri kapasitesi gözler önüne serildi.

Karşılama töreni sırasında gelişmiş bombardıman uçakları ve savaş jetlerinin uçması da bu mesajın bir parçası oldu. Washington böylece bir yandan iki ülke arasındaki gerilimi düşürme iradesini gösterirken diğer yandan Amerikan askeri gücünü hatırlatmaktan geri durmadı.

Ancak Trump'ın Çin'e yönelik üslubundaki değişimi yalnızca Pekin'in tutumundaki değişimle açıklamak mümkün değil. Ekonomik ilişkiler ve özellikle Amerikan tedarik zincirlerinin Çin'in kontrolündeki kritik minerallere bağımlılığı, Washington'ın hesaplamalarında önemli bir yer tutuyor.

Stratejik mineraller Çin'in elini güçlendiriyor

Çin, nadir toprak elementlerinin madenciliği ve rafinasyon zincirinde sahip olduğu hâkimiyet sayesinde ekonomik ve teknolojik müzakerelerde önemli bir koz elde ediyor. Analiz raporlarında da Pekin'in bu konumu, Washington'ın Çin'e karşı daha temkinli bir tutum benimsemesinin nedenlerinden biri olarak gösteriliyor.

Bu tablo, iki ülkenin birbirine duyduğu ekonomik ihtiyacı da ortaya koyuyor. Trump yönetimi yatırımın, piyasa istikrarının ve ekonomik baskıların hafiflemesinin sürmesini isterken Çin, müzakere alanını kullanarak sahip olduğu temel kozlardan vazgeçmeden ekonomik ve jeopolitik konumunu istikrara kavuşturmaya çalışıyor.

Bu nedenle Xi'ye yönelik sıcak karşılama, iki ülkenin karşılıklı ihtiyaçlarının da bir yansıması olarak okunabilir.

Yakınlaşmadan çok rekabetin yönetilmesi

Görüşmenin olumlu atmosferine rağmen Washington ile Pekin arasındaki stratejik anlaşmazlıklar devam ediyor. Gümrük vergileri konusunda henüz kapsamlı bir çözüm sağlanmadı. Ticaret ateşkesinin uzatılması da iki ülke arasındaki yapısal sorunların ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.

Tayvan, ileri teknolojiler, yapay zekâ, stratejik mineraller ve İran'a yönelik politikalar, Washington ile Pekin'in farklı pozisyonlarını koruduğu başlıklar arasında bulunuyor. Associated Press de görüşmeyi, iki tarafın ilişkileri istikrara kavuşturma ve rekabetin daha fazla sertleşmesini önleme çabalarının bir parçası olarak değerlendirdi.

Bu çerçevede Washington ile Pekin arasındaki ilişki, rekabetin sona erdirilmesinden çok, rekabet devam ederken tarafların hangi sınırlar içinde hareket edeceğini belirleme çabasına dönüşüyor. İki ülke arasındaki gerilimin mutlaka askeri çatışmaya dönüşmesi gerekmiyor. Bununla birlikte ekonomik ve güvenlik alanındaki anlaşmazlıkların kontrol edilemez bir krize dönüşmesini önlemek için iletişim kanallarının açık tutulması önem taşıyor.

Bu nedenle uluslararası forumlarda gerçekleştirilecek yeni toplantılar da önem kazanıyor. Ticaret ve teknoloji gibi ekonomik başlıkların yanı sıra güvenlik meselelerinin de görüşülebileceği bu temaslar, iki ülke arasındaki rekabetin yönetilmesinde yeni bir zemin oluşturabilir.

İran dosyası Çin'in sınırlarını gösteriyor

Xi'nin Washington ziyaretinin ardından ortaya çıkan tablonun en önemli sınavlarından biri ise İran meselesi oldu. Pekin, ABD ile ilişkilerini istikrara kavuşturmaya çalışırken Tahran'la ilişkilerinde geri adım atmadı.

Çin, Xi'nin ziyaretinden önceki günlerde İran'ın meşru hak ve çıkarlarının korunması ve bölge ülkelerinin egemenliği ile güvenliğine saygı gösterilmesi gerektiğini vurguladı. Pekin ayrıca Tahran ile Washington'ın İslamabad anlaşmasına geri dönmesi çağrısında bulundu.

Çin Dışişleri Bakanlığı bunun yanında Hürmüz Boğazı'nın yeniden açılması ve krizin Yemen ile Kızıldeniz'e yayılmasının önlenmesi çağrısı yaptı.

Pekin'in bu tutumu, Çin'in İran konusunda Washington'ın taleplerine bütünüyle boyun eğmediğini, ancak aynı zamanda çatışmanın daha fazla tırmanmasını ve enerji güvenliğinin zarar görmesini istemediğini ortaya koyuyor. Hürmüz Boğazı'nın küresel ekonomi ve Çin'in enerji güvenliği açısından taşıdığı önem, İran ile ABD arasındaki gerilime Pekin açısından daha geniş bir anlam kazandırıyor.

Rusya da denklemin içinde

Rusya konusunda da Çin, Ukrayna krizinin diyalog yoluyla siyasi çözüme kavuşturulması gerektiğini vurgulamayı sürdürüyor. Bu nedenle Xi'nin Washington ziyareti, Pekin'in ABD'nin tek taraflı üstünlüğünü kabul ettiği bir yön değişikliğinden ziyade, Washington'la ilişkileri istikrara kavuşturma girişimi olarak değerlendirilebilir.

Çin aynı anda Washington'la ekonomik iş birliğini sürdürmeye, Rusya ve İran gibi ortaklarıyla stratejik ilişkilerini korumaya ve çok taraflılığı savunmaya çalışıyor.

Rekabet sürüyor, iletişim kanalları açık kalıyor

Xi-Trump görüşmesinin ortaya koyduğu temel tablo da burada şekilleniyor: Washington ile Pekin arasındaki rekabet sona ermedi, ancak iki taraf bu rekabetin ekonomik maliyetlerini azaltmak ve güvenlik krizlerine dönüşmesini engellemek için iletişim kanallarını açık tutmaya çalışıyor.

Bu yaklaşımın nasıl sonuçlanacağı yalnızca ABD-Çin ilişkilerinin geleceğini değil, İran ve Rusya gibi ülkelerle ilişkilerin seyrini ve daha geniş anlamda uluslararası düzenin nasıl şekilleneceğini de etkileyebilir.

İlgili Haberler