Laricani: İslamabad mutabakatı ilk nükleer anlaşmadan daha sorunlu
Laricani, Tahran’ın stratejik kazanımlarını tavizlerle aşındıran diplomasi anlayışını eleştirerek işgal altındaki direniş cephelerini sınırlayan mutabakatın İsrail’e yarar sağladığını söyledi.
YDH- İranlı siyasi analist Muhammed Cevad Laricani, nükleer meselenin müzakere gündeminden çıkarılması ve Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün stratejik bir unsur olarak korunması gerektiğini söyledi.
İslamabad mutabakatını “ikinci nükleer anlaşma” olarak nitelendiren Laricani, metnin direniş cephelerini bağlayan ateşkes hükümlerinin İsrail’in çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti.
Mehr’in aktardığına göre Laricani, İslam Devrimi Sanat Merkezi’nde diplomasi konulu bir toplantıda yaptığı konuşmada, İran diplomasisinin mevcut durumu doğru değerlendiren, hedefleri açıkça belirleyen ve bu hedeflere ulaşmak için somut bir yol tasarlayan anlayışa ihtiyaç duyduğunu vurguladı.
Kararların dar çevrelerde yapılan görüşmelerle şekillenmesini eleştiren Laricani, aynı düşüncenin birkaç kez tekrarlanmasının gerçek bir durum değerlendirmesinin yerini tutmadığını söyledi. Bu yaklaşımın hesap hatalarına yol açtığını, dış kaynaklardan gelen yoğun bilgi akışının da sağlam bir analiz çerçevesi olmadan yanlış sonuçlar üretebildiğini belirtti.
Diplomasinin yalnızca müzakere anlamına gelmediğini kaydeden Laricani, müzakere etmemenin de diplomatik bir tercih olduğunu ifade etti. Görüşmelerin sayısından önce hangi amaçla yürütüldüğünün ve hangi stratejik ölçütlere bağlı olduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini söyledi.
“Hürmüz stratejik bir kaynak, nükleer mesele müzakere konusu değil”
Laricani, İran liderliğinin belirlediği iki temel ölçütün Hürmüz Boğazı’nın güçlü biçimde korunması ve nükleer mesele olduğunu belirtti. Nükleer tesisler saldırıya uğramışken bu konunun dış politikadan ayrı ele alınamayacağını vurguladı.
Alternatif boru hatlarının Hürmüz’ün önemini ortadan kaldıracağı yönündeki değerlendirmeleri reddeden Laricani, Meclis başkanının gecikme halinde boğazın işlevini yitirebileceğine ilişkin sözlerini de eleştirdi. Bu öngörülerin teknik bir temele dayanmadığını savunarak Hürmüz’ün İran’ın güvenlik, siyasi ve ekonomik hedefleri açısından kalıcı bir stratejik kaynak olduğunu söyledi.
Nükleer mesele konusunda ise “Bu konu hakkında müzakere etmemeliyiz; müzakere gündemimizde yer almamalı” ifadelerini kullandı.
Laricani, parlamentonun iki önemli düzenlemeyle diplomasiye iç destek sağlayabileceğini belirtti. Bu adımların İranlı diplomatların Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı ve uluslararası yükümlülükler konusunda elini güçlendireceğini söyledi; ancak düzenlemelerin içeriğini açıklamadı.
Cumhurbaşkanının uluslararası konuşmalarında ABD’nin suçlarının ve İran’a yönelik saldırılara katılan ülkelerin rollerinin açık biçimde ortaya konulması gerektiğini vurguladı. Trump’a yönelik suikast tehdidi hakkındaki sorulara yalnızca yalanlamayla yanıt verilmesini de yetersiz buldu. Washington’a, General Kasım Süleymani ve diğer isimleri hangi yetkiyle hedef aldığının sorulması gerektiğini belirterek savaş tehdidinin yanı sıra suikast tehdidinin de ortadan kaldırılmasının önemine dikkat çekti.
İslamabad mutabakatına ve nükleer anlaşma anlayışına eleştiri
Laricani, 2015 nükleer anlaşmasının temelinde, yaptırımlar nedeniyle ülkenin çıkmaza girdiği ve tek çıkışın taviz vererek ABD’nin rızasını kazanmak olduğu düşüncesinin bulunduğunu söyledi. Bu yaklaşımı “çaresizlik ilkesi” olarak adlandırdı.
Anlaşmanın diğer dayanağının ABD’nin taahhütlerine uyacağına duyulan güven olduğunu belirten Laricani, İran’ın nükleer kapasitesinde kapsamlı tavizler vermesine rağmen yaptırımların kaldırılması beklentisinin karşılanmadığını ifade etti.
Arak ağır su reaktörünün durdurulmasını, yaklaşık 20 bin santrifüjün sökülmesini ve bilim insanlarıyla tesislere ilişkin bilgilerin paylaşılmasını bu tavizlere örnek gösterdi. Anlaşmaya eşlik eden BM Güvenlik Konseyi kararındaki füze hükümlerinin de ayrıca incelenmesi gerektiğini söyledi.
Anlaşmanın yükümlülükler bakımından asimetrik olduğunu savunan Laricani, İran’dan Batılı tarafları sürekli ikna etmesinin istendiğini, buna karşılık onların İran’a düşman olmadıklarını göstermesine yönelik eşdeğer bir çerçeve bulunmadığını belirtti. Yaptırımların geri getirilmesini sağlayan “snapback” mekanizması mekanizmasını da eleştirerek İran’ın karşı tarafın ihlaline itiraz etmesinin sonunda yine kendisinin cezalandırılmasına yol açabilecek bir metin tasarlandığını söyledi.
İslamabad mutabakatında İran ve müttefikleri ile ABD ve müttefiklerinin karşılıklı saldırıları durdurmasını öngören hükmü eleştiren Laricani, direniş cephesinin sıradan bir müttefiklik ilişkisine indirgenemeyeceğini vurguladı. Yemen’in tutumuna değinerek direnişi İslam Devrimi’nin önemli kazanımlarından biri olarak nitelendirdi.
Lübnan toprakları işgal altındayken direnişin çatışmayı durdurmaya zorlanmasının İsrail’e yarar sağlayacağını belirten Laricani, Yemen ve Irak’taki direniş açısından da benzer sorunlar bulunduğunu söyledi. Bu düzenlemeyi “büyük bir aldatmaca” olarak tanımladı.
Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf’ın liderliğin talimatı doğrultusunda cephelerin birliğini sağlamayı amaçladığını ve niyetinin iyi olduğunu belirten Laricani, buna rağmen diplomatik metnin hazırlanmasında eksiklikler bulunduğunu savundu. İslamabad mutabakatının ilk nükleer anlaşmadan daha iyi olmadığını, birçok bakımdan daha sorunlu olduğunu ve kısa ömürlü kaldığını söyledi.
Bu diplomasi anlayışını reformist düşünceyle ilişkilendiren Laricani, söz konusu akımın dini özel hayatla sınırlayıp yönetimi dinî çerçevenin dışında ele aldığını vurguladı. Reformistleri, 2009 olaylarında sandığın yerine sokağı koymaya çalışmakla suçladı ve bu süreci “halk egemenliğine karşı darbe” olarak nitelendirdi.
Laricani, eleştirilerinin hükümete desteğini ortadan kaldırmadığını vurguladı. Hükümetin liderliğin talimatlarını izlemesi gerektiğini belirterek özellikle savaş ve barış konularında yetkililerin veya uzmanların uzlaşmasının liderin kararının yerine geçemeyeceğini söyledi.
Anayasanın savaş ve barış yetkisini lidere verdiğini ifade eden Laricani, hükümetin zayıflıklarını uzmanlık temelinde ve saygılı biçimde eleştirmenin onu güçlendireceğini kaydetti.
İlgili Haberler
Axios: İran-ABD görüşmeleri tıkandı, yeniden çatışma riski artıyor
30 Eylül 2026 09:33
İran’da Avrupa ülkelerinden yeni güvenlik mesajı gelmedi
29 Eylül 2026 23:06
Rızai: ABD bizimle ne müzakere edebiliyor ne savaşabiliyor
29 Eylül 2026 22:57
İran: ABD’yi bölgeden çıkarana kadar durmayacağız
29 Eylül 2026 20:22
