Buhayti: Yemen’in silahlarının kaynağı Suudi depolarıydı
Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Muhammed el-Buhayti, Yemen’in silahlarının önemli bölümünün Suudi ordusu ve Yemen’deki Suudi destekli güçlerin depolarından ele geçirilen silahlardan oluştuğunu söyledi.
YDH ― Ensarullah Siyasi Büro Üyesi Muhammed Buhayti, Yemen’in silahlarının önemli bölümünün Suudi ordusu ile Yemen’deki Suudi destekli güçlerin depolarından ele geçirilen silahlardan oluştuğunu söyledi.
https://x.com/Yemen_Global/status/2105629190229991598
Buhayti, Yemen’e uygulanan abluka nedeniyle dışarıdan yeterli miktarda silah temin edemediklerini, bunun yanında Yemen’de üretilen füze ve insansız hava araçlarının da silahlanmanın bir parçasını oluşturduğunu belirtti.
Buhayti, Yemen ordusunun Batı Sahili’nde ele geçirdiği zırhlı araçlardan birinin şu anda Zimar vilayetinde bulunduğunu belirterek, saldırının başladığı günden bu yana ilk kez açıklayacakları bir sırrın bulunduğunu söyledi.
Suudi Arabistan ile onun desteklediği güçlerin sürekli olarak Yemen’in silahlarını İran’dan temin ettiğini iddia ettiğini belirten Buhayti, bunun Yemen açısından bir ayıp olmadığını söyledi.
Ancak Yemen’e uygulanan abluka nedeniyle hangi ülkeden olursa olsun dışarıdan yeterli miktarda silah temin edemediklerini belirten Buhayti, “Silahlarımızın kaynağı gerçekte, bugün ilk kez açıkladığımız üzere, Suudi ordusunun ve Yemen’deki paralı askerlerinin depolarıydı” dedi.
Yemen’in kuşatma altında bulunduğunu belirten Buhayti, bu nedenle Yemen ordusunun silahlarının ya Suudi ordusunun depolarından ya da Suudi destekli güçlerin depolarından ele geçirildiğini söyledi. Buhayti, bunun yanında Yemen halkının ürettiği füze ve insansız hava araçlarının da silahlanmanın bir bölümünü oluşturduğunu ifade etti.
Suudi Arabistan’a abluka sorusu
Buhayti, Suudi Arabistan’ın son dönemde yönelttiği suçlamalara da değindi. Suudi medyasının “Yemen neden Suudi gemilerini engelliyor da İsrail ve Amerikan gemilerini engellemiyor?” sorusunu gündeme getirmek için yoğun çaba harcadığını söyledi.
“Biz de aynı soruyu soruyoruz: Suudi Arabistan 12 yıl boyunca Yemen gemilerinin girişini neden engelledi de Amerikan ve İsrail gemilerinin girişini engellemedi?” diyen Buhayti, asıl sorulması gereken sorunun bu olduğunu belirtti.
Buhayti, Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik ablukasını kaldırması halinde Yemen’in de Suudi Arabistan’a yönelik ablukasını kaldıracağını söyledi ve bu durumun ortaya çıkmasından Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu.
Gazze için neden koalisyon kurulmadı?
Buhayti, Suudi Arabistan’a yönelik bir başka soru da yöneltti. Suudi Arabistan’ın Yemen’e yönelik saldırı için geniş bir uluslararası koalisyon kurduğunu belirten Buhayti, Gazze’deki Filistinliler soykırım suçları ve abluka ile karşı karşıyayken Suudi Arabistan’ın onları kurtarmak için neden Arap veya İslami bir koalisyon kurmadığını sordu.
Yemen’in o dönemde üzerine düşen görevi yerine getirdiğini söyleyen Buhayti, “Peki Suudi Arabistan neden görevini yerine getirmedi? Aksine Siyonist varlığın yanında durdu” dedi.
Yemen’in Gazze’deki soykırımın durdurulması ve Filistin halkına uygulanan ablukasının kaldırılması için üzerine düşen görevi yerine getirdiğini belirten Buhayti, “Eğer Siyonist varlık yeniden saldırıya geçerse biz de geri döneceğiz; Suudi düşmanıyla karşı karşıya olmamız bunu değiştirmeyecek” ifadelerini kullandı.
Abu Dabi görüşmesine ilişkin açıklama
Buhayti, Suudi liderliğine de bir mesaj iletmek istediğini söyledi. Netanyahu’nun önceki gün Abu Dabi’ye giderek aralarında Suudi yetkililerin de bulunduğu bazı Arap yetkililerle görüştüğünü belirten Buhayti, görüşmenin amacının Suudi Arabistan ile Birleşik Arap Emirlikleri arasındaki ilişkileri yeniden tesis etmek ve Suudi Arabistan’ı koruyacak bir ittifak oluşturmak olduğunu ifade etti.
Suudi liderliğine tavsiyede bulunan Buhayti, Siyonist varlığın bütün gücüyle devreye girmesinin yanı sıra ABD ve İngiltere’nin de Suudi Arabistan’a fayda sağlamayacağını söyledi.
ABD ve İngiltere’nin daha önce Yemen’le doğrudan bir savaşta karşı karşıya geldiğini ve başarısız olduğunu savunan Buhayti, aynı ülkelerin Siyonist varlık üzerindeki ablukayı kaldırmayı da başaramadığını söyledi. Buhayti, bu nedenle söz konusu ülkelerin Suudi Arabistan’ı korumayı da başaramayacağını ifade etti.
Mekke suçlamasına ilişkin soru
Buhayti, Suudi Arabistan ve Suudi liderliğine bir başka soru yöneltti. Yemen’in birkaç gün önce Mekke’yi hedef almakla suçlandığını belirten Buhayti, “Öyleyse Netanyahu neden Mekke’yi korumak amacıyla bu Arapları ve Arap yönetimlerini bir araya getirdi?” diye sordu.
Yemen hükümeti ve halkının İslami kutsallıkları korumaya en fazla önem veren taraf olduğunu söyleyen Buhayti, ülkesinin bu konudaki tutumunu vurguladı.
Buhayti, Batı Sahili’ndeki savaşın niteliğine ilişkin bazı noktaları da açıkladı.
Yaşanan yenilginin nedenini Tarık Affaş’a bağlı savaşçıların korkaklığı olarak göstermeye çalışanların bulunduğunu belirten Buhayti, bu değerlendirmenin doğru olmadığını söyledi. Buhayti, ilk kaçanların Amalika Güçleri ile Vatan Kalkanı Güçleri olduğunu ifade etti.
Askeri faaliyetlerin tamamını Suudi subayların yönettiğini söyleyen Buhayti, Yemen ordusunun Suudi destekli güçlerle şiddetli çatışmalara girdiğini belirtti. Ancak bu güçlerin haklı bir dava taşımadığını savunan Buhayti, bu nedenle haklı bir dava taşıyan Yemenli savaşçıların kararlılığı karşısında direnemediklerini söyledi.
Buhayti, Yemen halkının maruz kaldığı büyük haksızlığın yanı sıra Gazze halkının uğradığı ve kendi ifadesiyle Yemen halkının maruz kaldığı haksızlıktan da büyük olan zulmün, Yemenli savaşçıların taşıdığı davanın temelini oluşturduğunu söyledi. Bu nedenle Suudi subayların da Tarık Affaş ile birlikte hızla kaçtığını ifade etti.
Tarık Salih ve Suudi destekli güçler
Buhayti, Tarık Salih’in kaçabileceği başka bir yer bulunmadığını söyledi. Salih’in başka bir seçeneği olsaydı Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri dışında başka bir ülkeye kaçacağını belirten Buhayti, Salih'in ailesinin Abu Dabi’de alıkonulduğunu, kendisinin ise Riyad’da tutulduğunu söyledi.
Buhayti, Salih’in şu anda hesaba çekildiğini ve yaşananların sorumluluğunun onun üzerine atılmaya çalışıldığını ifade etti.
Şiddetli çatışmaların ardından başta Amalika Güçleri ve Vatan Kalkanı Güçleri olmak üzere Suudi destekli güçlerin kaçtığını belirten Buhayti, ardından sözde Cumhuriyet Muhafızları’nın geldiğini söyledi. Ancak bunlardan önce kaçanların Suudi subaylar ve askerler olduğunu ifade etti.
Yemenli bir savaşçının kaçsa bile tepenin başına ulaştıktan sonra yeniden dönerek ölene kadar savaşacağını söyleyen Buhayti, Suudi askerlerin ise Yemenli savaşçıların ateşinden kaçmak için tepenin başından aşağı atladığını iddia etti.
Buhayti, “Kurşunla ölmek daha kolay değil mi? Ama mesele onların içindeki korku ve dehşetti” dedi.
Bu nedenle Yemenli paralı askerlerin cesaretten yoksun olduğunu söylemediklerini belirten Buhayti, “Hayır. Ancak onların bir davası yok” ifadelerini kullandı.
Paralı askerlere çağrı
Buhayti, açıklamasının bu bölümünde Suudi destekli güçlerde yer alan paralı askerlere ve kendi ifadesiyle kandırılmış kişilere çağrıda bulundu.
Suudi Arabistan ve Suudi destekli güçlerin liderlerinin bugün, Sana hükümetinin Yemen üzerindeki hakimiyetini tesis etmesi halinde bunun Suudi rejiminin varlığı için tehdit oluşturacağını ve ABD ile İngiltere için de tehdit yaratacağını söylediğini belirten Buhayti, “Peki, bu tür suçlamalar gerçekte bizim için bir tanıklık değil mi?” diye sordu.
1962’den 2014’e Yemen
Buhayti, Yemen’in uzun süredir dış müdahalelerden şikâyet ettiğini söyledi. 1962 Devrimi’nden bu yana Yemen’i yöneten bütün cumhurbaşkanlarının neden şikâyet ettiğini soran Buhayti, bunun nedeninin Suudi müdahaleleri olduğunu savundu.
Yemenli yöneticilerin geçmişte Suudi müdahalelerini kaçınılmaz bir kötülük olarak gördüğünü ve Yemen’in bu gerçekliğe uyum sağlaması gerektiğini söylediğini belirten Buhayti, Eritre’nin üç Yemen adasını işgal ettiğini ve Yemen ordusunun buna karşı harekete geçmediğini ifade etti.
Buhayti ayrıca Amerikan, İngiliz ve İsrail deniz kuvvetlerinin Yemen’i çevreleyen deniz sahasının kontrolünü ele geçirdiğini söyledi.
Babülmendeb ve deniz trafiği
Babülmendeb’in Yemen’in elinde bir silaha dönüşmesi gerektiğini savunan Buhayti, “Babülmendeb kimin elinde bir silaha dönüştü? Düşmanlarının elinde” dedi.
Yemen’e abluka uygulandığını ve Amerikan büyükelçisinin Yemen’in fiili yöneticisi haline geldiğini söyleyen Buhayti, 2014 Devrimi’nin ardından ise her şeyin değiştiğini ifade etti.
Buhayti, bugün Yemen’e yönelik şikâyetlerin temelinde de Yemen’in dünyayı tehdit edecek kadar büyük bir nüfuza sahip olacağı iddiasının bulunduğunu söyledi ve “Bu da bir tanıklık değil mi?” diye sordu.
Yemen’in hiçbir Arap veya İslam ülkesine tehdit oluşturmadığını vurgulayan Buhayti, Filistin’in yanında duruşlarının bunun kanıtı olduğunu söyledi.
Yemen’in deniz operasyonlarına ilişkin açıklama
Buhayti, Yemen’in amacının deniz taşımacılığını tehdit etmek değil, onu korumak olduğunu söyledi. Deniz taşımacılığını tehdit eden tarafların Suudi Arabistan ve onun Amerikalı müttefikleri olduğunu savunan Buhayti, Yemen’e giriş ve çıkış yapan deniz trafiğinin silah zoruyla engellendiğini söyledi.
Suudi Arabistan’a yönelik ablukayı Yemen’e uygulanan ablukayı kırmak amacıyla uyguladıklarını belirten Buhayti, Siyonist varlığa yönelik ablukanın ise Gazze ve Gazze Limanı üzerindeki ablukayı kırmak amacı taşıdığını ifade etti.
Buhayti, bu nedenle Yemen’in askeri operasyonlarının deniz taşımacılığını tehdit etmediğini, aksine deniz taşımacılığını koruma amacı taşıdığını söyledi. Deniz taşımacılığı ile denizlerde serbest dolaşımın bütün halkların kutsal hakkı olduğunu belirtti.




