Batı Netanyahu’yu neden gözden çıkardı?
Araştırmacı gazeteci Jonathan Cook, Batı’nın Benyamin Netanyahu’ya yönelik artan tepkisinin Filistinlilere yönelik politikada gerçek bir değişimden değil, Batılı ülkelerin İsrail’le ortaklığını daha az görünür biçimde sürdürme arayışından kaynaklandığını savundu.
YDH ― Araştırmacı gazeteci Jonathan Cook, Middle East Eye’da yayımlanan yazısında Batı dünyasının İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’ya karşı giderek sertleşen tutumunun ardındaki motivasyonları ele aldı.
Cook, Batılı liderlerin Netanyahu’yu iktidardan uzaklaştırma çabasının ahlaki bir uyanıştan çok, kendi suç ortaklıklarını gizleme ve Filistin işgalini eski, “daha sessiz” rutinine döndürme amacı taşıdığını savundu.
Cook, analizine Netanyahu’nun son Birleşmiş Milletler Genel Kurulu ziyareti sırasında karşılaştığı eşi görülmemiş yalnızlığa dikkat çekerek başladı.
Yazar, 77 ülkenin Netanyahu konuşma yaparken salonu terk etmesini ve İsrail Başbakanı’nın ABD Başkanı Donald Trump ya da Dışişleri Bakanı Marco Rubio ile dahi görüşemeden ülkesine dönmek zorunda kalmasını, Netanyahu’nun küresel ölçekte dışlandığının en açık göstergelerinden biri olarak değerlendirdi.
Çin Devlet Başkanı Şi Cinping’in kırmızı halılarla karşılandığı aynı ortamda Netanyahu’nun dışlanmasının tesadüf olmadığını belirten Cook, İsrail Başbakanı’nın BM kürsüsünü yalnızca kendi iç siyasetine mesaj vermek için kullandığını ileri sürdü.
Cook’a göre Netanyahu, 7 Ekim öncesinde yapılan uyarıları dikkate almadığı gerçeğini örtbas etmeye çalışırken dünyayı “ikiyüzlü” olmakla suçlayarak sağcı seçmenine de mesaj verdi.
Trump’ın günah keçisi: Netanyahu
Cook’a göre Batı başkentlerinde Netanyahu’ya karşı büyüyen antipati, etik kaygılardan kaynaklanmıyor.
Yazar, ABD ve Avrupa ülkelerinin Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’daki şiddete istihbarat ve mühimmat sağlayarak aktif biçimde ortak olduğunu hatırlattı.
Cook, asıl kırılmanın jeopolitik ve iç siyasi çıkarlar üzerinden yaşandığını savundu. Makalede, kamuoyu yoklamalarında desteği gerileyen ABD Başkanı Donald Trump’ın bir günah keçisine ihtiyaç duyduğu ve Netanyahu’nun bu rol için uygun bir aday olduğu iddia edildi.
Yazar, Netanyahu’nun Trump’ı Venezuela operasyonunun ardından Ortadoğu petrolleri üzerinde mutlak hakimiyet kurma ve Çin’i köşeye sıkıştırma vaadiyle İran’a karşı harekete geçmeye teşvik ettiğini belirtti. Ancak Cook’a göre bu plan felaketle sonuçlandı.
İran ve Yemen’in stratejik boğazlarda kontrol sağlamasıyla ABD’de benzin fiyatlarının fırladığını belirten Cook, bu ekonomik tablonun Cumhuriyetçilerin Kongre’yi kaybetmesindeki temel etken olduğunu savundu.
Cook ayrıca, 7 Ekim öncesinde Mısır ve Birleşik Arap Emirlikleri’nden (BAE) gelen istihbarat uyarılarının Netanyahu tarafından dikkate alınmadığına ilişkin sızan bilgilerin, Trump’ın intikamından çekinen BAE tarafından kasıtlı biçimde yalanlanmadığını ileri sürdü.
Kamuoyunda yükselen “tiksinti dalgası”
Siyaset ve medya elitlerinin gerçekleri örtbas etmeye çalışmasına rağmen bunların artık gizlenemediğini savunan Cook, popüler kültürden Avrupa siyasetine kadar uzanan gelişmelerin küresel bir “tiksinti dalgasına” işaret ettiğini belirtti.
Yazar, Venedik Film Festivali’nde İsrailli askerlerin soykırım itiraflarını anlattığı “NAZA” adlı belgeselin ayakta alkışlanmasını bu değişimin göstergelerinden biri olarak sıraladı. Cook ayrıca İrlanda milli futbol takımının UEFA maçındaki protestosuna ve müzisyen Ed Sheeran’ın rapçi Macklemore’a destek vermediği için kitlelerden gördüğü büyük tepkiye dikkat çekti.
İngiltere’de Keir Starmer, David Cameron ve David Lammy gibi isimlerin de eleştirilerin hedefi haline geldiğini belirten Cook, Channel 4’te yayımlanan bir belgeselin İngiliz yetkililerin İsrail’in savaş suçlarını kasten nasıl görmezden geldiğini ortaya koyduğunu hatırlattı.
Cook, Amerikalıların yüzde 62’sinin ve ABD’li Yahudilerin yüzde 60’ının Netanyahu’nun görevden ayrılmasını istediğini gösteren anketlerin de Batılı liderleri yeni bir strateji oluşturmaya zorladığını savundu.
Batı Şeria üzerinden yeni söylem
Cook, Batılı politikacıların kendi sorumluluklarını gizlemek amacıyla dikkatleri planlı biçimde Gazze’den Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetine yönelttiğini iddia etti.
İngiltere, Fransa ve Kanada’nın yaptırım açıklamalarının Trump yönetiminin sessiz onayıyla gerçekleştiğini belirten Cook, bu liderlerin yerleşimci şiddetini yalnızca Netanyahu ile Maliye Bakanı Bezalel Smotrich’in kişisel projesi gibi göstermeye çalıştığını savundu. Yazara göre böylece yarım asırlık İsrail devlet politikası ve Batı’nın bu politikaya verdiği koşulsuz destek aklanmaya çalışılıyor.
İngiliz hükümetinin tavrını “ikiyüzlü bir tiyatro” olarak nitelendiren Cook, Andy Burnham’ın Batı Şeria için rahatlıkla “etnik temizlik” ifadesini kullanırken Gazze için aynı ifadeye başvurmamasını eleştirdi. Cook ayrıca Dışişleri Bakanı Ed Miliband’ın İşçi Partisi konferansında protestoculara “haklısınız” dediği sırada dışarıda aktivistlerin tutuklanmasını da bu çelişkinin bir parçası olarak değerlendirdi.
Miliband’ın İsrail ordusuna teknoloji sağlayan Palantir şirketinin sözleşmesini iptal etmekten kaçındığını, silah lisanslarını askıya almadığını ve casus uçaklarla İsrail’e istihbarat desteğinin sürdüğünü belirten Cook, aynı dönemde Trump rejiminin de İsrail’e büyük miktarda bomba göndermeye devam ettiğini ve Filistin lideri Mahmud Abbas’ın BM’ye girişini engellediğini hatırlattı.
Netanyahu sonrası ne değişecek?
İsrail içindeki muhalefetin de devletin geneline yayılan etnik üstünlükçü ve soykırımcı zihniyeti paylaştığını belirten Cook, Netanyahu’nun ardından daha “empatik” bir liderin geleceği yönündeki beklentinin gerçeği yansıtmadığını ileri sürdü.
Yazara göre İsrail muhalefetinin Batı Şeria için öngördüğü gelecek, Filistinlileri tamamen yok etmek yerine onları küçük toplama kamplarına hapsetmekten ibaret.
Cook’ın özetlediği temel tez
Jonathan Cook, Batı dünyasının perde arkasındaki asıl niyetini ve makalesinin temel fikrini şu ifadelerle özetledi:
“Onlar Netanyahu'yu ortadan kaldırmak istiyorlar, gerçek bir değişim olsun diye değil, sadece Gazze soykırımından önceki olağan işleyişe, Filistin halkının yok edilmesinin daha yavaş ve kademeli bir şekilde sürdürülmesine geri dönebilmek için.”
Cook, halen devam eden küresel diplomatik mücadelenin Filistin halkına adalet sağlamayı ya da iki devletli çözümü amaçlamadığını savundu.
Cook, bu mücadelenin tek amacının Batı’nın İsrail’le kurduğu yıkıcı ortaklığı “eski, bildik ve daha az göze batan” biçimine döndürecek bir sistem değişikliği yaratmak olduğunu belirterek analizini tamamladı.
İlgili Haberler
İsrail askerleri izinlerini alamayınca komutanı şikâyet etti
01 Ekim 2026 23:16
Trump'ın damadı Gazze'de arabulucu, İsrail'de silah yatırımcısı
01 Ekim 2026 22:46
Microsoft raporu: İsrail siber saldırılarda dünyada ikinci sırada
01 Ekim 2026 19:35
İsrail'den Dubai uçuşlarına güvenlik şartıyla izin
01 Ekim 2026 19:31
