Suudi rejiminin medya kampanyası da “zafer” getirmedi
Suudi rejiminin medya seferberliği boğazın alındığı havası yaratmaya çalıştı; sahadaki tabloysa Zubab’dan uzaktaki mevziler ve görüntüsüz bir “zafer” oldu.
YDH- Suudi rejiminin dün şafak vakti Yemen’de başlattığı saldırıya, Aden hükümetine bağlı güçlerin Babülmendeb Boğazı’nı da kapsayan Zubab ilçesini ele geçirdiği yönündeki yoğun medya kampanyası eşlik etti. Ancak sahadaki kaynaklara göre bu güçlerin Zubab sınırına en yakın noktası ilçeden 32 kilometre uzakta bulunuyor.
El-Ahbar’ın aktardığına göre Aden hükümetindeki yetkililerden gazeteci ve aktivistlere kadar çok sayıda kişi, saldırıyı destekleyen ve savaşçıların moralini yükseltmeyi amaçlayan açıklama ve paylaşımları artırmaya çağrıldı.
Suudi Özel Komitesi tarafından maaş aldığı belirtilen yorumcular da televizyon yayınlarında “koalisyonun” Batı Sahili’ndeki yenilgiden ders çıkardığını, kuvvetlerini yeniden düzenlediğini ve sonuç alabilecek yeni silahları devreye soktuğunu savundu.
Sahadaki sınırlı ilerleyişe yoğun propaganda
Sanaa’daki yetkili bir kaynak, Suudi rejiminin medya kampanyasını Irak ve Libya’daki ABD operasyonlarında kullanılan “şok ve dehşet” stratejisine benzetti. Kaynağa göre bu strateji, yoğun ateş gücü, teknoloji, hız ve sürpriz saldırılarla karşı tarafta psikolojik şok yaratmayı ve direniş iradesini kırmayı hedefliyor. Kaynak, Yemen’in 12 yıldır süren savaşta Suudi rejiminin yöntemlerini tanıdığını belirterek, “Sahada yaşananlar, eşlik eden medya propagandasının boyutuyla örtüşmüyor” dedi.
Sanaa’daki kaynak, saldırıyı sınırlı ve gösteri niteliğinde olarak tanımladı; yoğun medya faaliyetinin sahada büyük bir dönüşüm yaşandığı izlenimi yaratmayı amaçladığını söyledi. Kampanyanın, Yemen ordusunun Taiz’de sağladığı ilerlemeleri ve Muvasat ilçesindeki Alum bölgesine, Cumhurbaşkanlığı Liderlik Konseyi Başkanı Reşad Alimi’nin evine kadar ulaştığı yönündeki gelişmeleri gölgelemeye çalıştığını belirtti.
Suudi ve Körfez medyasının yoğun yayınlarına rağmen Zubab kentinden, uzaktan çekilmiş olsa bile, herhangi bir görüntü yayımlanmadığı kaydedildi. El-Ahbar, açık arazilerde sınırlı ilerlemeler yaşanmış olabileceğini dışlamazken, görsel kanıt bulunmamasının ilerleme haberlerine ilişkin kuşkuları artırdığını yazdı.
Alimi’nin genel seferberlik çağrılarına da geniş katılım olmadığı bildirildi. Beyda vilayetinden bazı aşiret şeyhlerinin Riyad’daki otellerden savaş çağrısı yaptığı, buna karşılık vilayetteki aşiretlerin 2015 öncesine dönülmesine ve el-Kaide’nin bölgeyi kontrol ettiği dönemin yeniden yaşanmasına karşı çıktığı aktarıldı.
ABD’nin rolü tartışılıyor
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, saldırıları Yemen topraklarını “Husilerden” geri almaya yönelik bir karşı saldırı olarak niteledi. Washington’ın Suudi rejimiyle güvenlik anlaşması bulunduğunu ve bu anlaşmaya bağlı kalacağını söyledi. İki gün önce basında çıkan sızıntılarda ise ABD istihbaratının Suudi rejimine Yemen’deki askerî hedeflerin koordinatlarını verdiği bildirilmişti.
Sanaa’daki Yemenli kaynaklar, Washington’ın Suudi rejiminin sahadaki sonuçlarını izleyerek daha geniş çaplı müdahale için uygun zamanı kolladığı değerlendirmesinde bulundu. Kaynaklara göre daha önceki ABD istihbarat ve araştırma değerlendirmeleri, Riyad’a bağlı güçlerin askerî kapasitesini ve savaşma yeterliliğini sınırlı; aralarındaki bölünmeleri ve savaşma motivasyonunu ise zayıf bulmuştu.




