Son Dakika
İnşa

Marib ve Babülmendeb DÜŞTÜ! (mü?)

06 Ekim 2026 18:42 Bu sayfayı yazdır

Yemenli askeri analist Abdülhafız Mücab, Suudilerin San'a, Muha ve Babülmendep'te ilerlediğine dair iddiaları "korku iklimi yaratmak için kurgulanmış Hollywoodvari sahneler" olarak nitelendirdi.

Marib ve Babülmendeb DÜŞTÜ! (mü?)
Marib ve Babülmendeb DÜŞTÜ! (mü?) YDH
Yazı boyutu
100%
6 dk okuma

YDH — Lübnanli gazeteci Hüseyin Murtaza, “Mortada Media” kanalında, Yemenli askeri analist Abdülhafız Mücab'ı ağırladı.

Yemen’deki son gelişmelerin ve Suudi destekli güçlerin Sana ve bazı kritik bölgeleri ele geçirdiğine dair yayılan haberlerin masaya yatırıldığı programda, Mücab iddiaları kesin bir dille yalanlayarak bölgedeki gerçek tabloyu aktardı.

Son günlerde sosyal medya ve haber kanallarında Suudilere bağlı güçlerin Muha ve Babülmendep bölgelerine ulaştığına dair haberler dolaşıma girmişti. Bu iddiaların doğruluğunu soran Murtaza’ya yanıt veren Yemenli analist Mücab, yaşananların sadece bir propaganda hamlesinden ibaret olduğunu vurguladı.

Sahadaki durumu anlatan Mücab, Suudilerin güney vilayetlerindeki Vahhabi-Tekfirci grupları harekete geçirdiğini ve bu grupların uçsuz bucaksız çöl bölgesinde küçük bir gedik açtığını belirtti.

Mücab yaşananları şöyle özetledi:

“Çölde yaşanan bu sızmanın ardından söz konusu tekfirci gruplar, çölün iç kısımlarında yürüttükleri terör ve suç eylemlerini kayda alarak videolar çektiler.”

Mücab, bu görüntülerin IŞİD’in Suriye'de uyguladığı yöntemlere benzediğine dikkat çekerek asıl amacın korku ve dehşet iklimi yaratmak olduğunun altını çizdi.

Mücab, Suudi Arabistan'ın Yemen'de sahaya sürdüğü grupların aslında kasıtlı olarak ölüme terk edildiğini iddia etti.

Yayınlanan bazı videolardaki ezme eylemlerinin aslında çatışma anı değil, hapishaneden çıkarılan silahsız esirlere yönelik bir infaz olduğunu ifade eden Mücab, "Suudiler, bu intihar eylemi niteliğindeki gruplar aracılığıyla sadece birkaç dakikalık bu Hollywoodvari sahneyi çekebilmek için yüzlerce askeri araç ile tekfirci militanı gözden çıkarmıştır," dedi.

Murtaza'nın “Muha ve Babülmendep'in hâlâ Yemen güçlerinin kontrolünde olduğunu teyit ediyor musunuz?” sorusuna kesin bir dille yanıt veren Mücab, tüm bu coğrafyanın Yemen'in ulusal egemenliği altında olduğunu belirtti.

Sızma girişiminin kısa sürede kontrol altına alındığını ve saldırganların büyük kayıplar vererek geri çekildiğini vurgulayan Mücab, bölgeden gelen yeni görüntülerin de iddiaları yalanladığını ifade etti.

Programda dikkat çeken bir diğer konu ise çatışmalardaki yabancı savaşçılar oldu. Murtaza, Suriye'de “Nusra Cephesi” haberleri yapan bir muhabirin Yemen'deki silahlı gruplar içinde görülmesine dikkat çekerek, bu savaşçıların Suriye'den getirilip getirilmediğini sordu.

Mücab, bu kişilere 'Suriyeli' demenin doğru olmayacağını, Tacikistan ve Özbekistan gibi farklı ülkelerden gelen bu unsurların Suriye üzerinden hareket ettiğini belirtti. Önemli bir iddiayı gündeme taşıyan Mücab, "Bu savaşçıların geçtiğimiz günlerde bölge ülkelerinden birinin üzerinden Aden Havalimanı'na nakledildiği doğrudur," dedi.

Mücab, çatışma bölgelerinde farklı uyruklardan kişilerin bulunduğunu da sözlerine ekledi.

Mücab'ın iddiasına göre, bir dönem Birleşik Arap Emirlikleri'ne (BAE) sadık olan ve daha sonra Suudi Arabistan yönetimine devredilen bu gruplar, Riyad için bir “yük” haline gelmişti.

Mücab, ABD-İsrail eksenli yeni bir plan dahilinde Aden'de bir yönetim değişikliği tasarlanırsa, bu grupların yeni yönetime sorun çıkarabileceğini belirtti.

Bu nedenle Suudi rejiminin, Batı Kıyısı'ndaki çatışmaları bir fırsat olarak gördüğünü öne süren Mücab, "Suudi Arabistan şu anda fiilen ve harfiyen onlardan kurtulmaktadır; nitekim bu gruplar ateşe atılmış, öldürülmüş ve bertaraf edilmişlerdir," ifadelerini kullandı.

Murtaza'nın "Yani bu gruplar ateşe sürülmüş mü oldu?" sorusunu yanıtlayan Mücab, "Evet. Siz sadece bir video kaydı veya televizyon haberi çıkarabilmek için bin, iki bin, beş bin veya on bin savaşçıyı ölüme gönderiyorsanız, canların hiçe sayılması bu boyuttadır," diyerek yaşanan dramın boyutunu vurguladı.

Sahadaki son durumu da değerlendiren Mücab, Babülmendep, Zübab, Muha ve sahil şeridinin tamamen Yemen güçlerinin kontrolünde ve güvenlik altında olduğunu yineledi.

Sahilde herhangi bir çatışma yaşanmadığını belirten Mücab, takviye kuvvetlerin ise gece karanlığından faydalanarak kuzey coğrafyasının tamamen dışına kaçtıklarını söyledi.

Taiz vilayetinin iç kısımlarında ve dağlık bölgelerde sahili güvenceye almak için bazı operasyonların sürdüğünü ifade eden Mücab, asıl kritik gelişmenin Taiz merkezinde yaşandığını duyurdu:

"Bugün Taiz şehrinin (vilayet merkezinin) savaşılmadan teslim edilmesi için yoğun temaslar yürütülüyor. Taiz'in onurlu ve özgür aşiret liderleri ile ileri gelenleri, dün akşamdan bu yana San'a ile yoğun görüşmeler yapıyorlar. Silahlı kuvvetlerin Taiz şehir merkezine girmemesi ve şehrin çatışmasız bir şekilde teslim edilmesi hususunda müzakereler sürdürülmektedir."

“Suudi hava sahası operasyonel harekât alanıdır”

Programda, Suudi Arabistan'ın öncülüğünde yeni kurulan ittifakı ve savaşın geldiği yeni aşama da tartışıldı.

Mücab, 19 devletten oluşan "Kararlılık Fırtınası" koalisyonunun 10 yılda başaramadığını, üç ülkeden oluşan yeni bir ittifakın başaramayacağını iddia ediyor.

Yemen güçlerinin daha önce Suudi Arabistan'a yönelik uyguladığı deniz ablukasına hava sahasını da eklemesinin savaşın seyrini değiştirdiğini vurgulayan Mücab, San'a'dan gelen resmi açıklamayı aktardı:

"Mekke ve Medine dışındaki tüm Suudi Arabistan hava sahası artık operasyonel bir harekât alanıdır."

Suudi Arabistan'ın medya üzerinden yürüttüğü algı operasyonlarının aksine asıl savaşın Suudi topraklarında yaşanacağını iddia eden Mücab, "Bugün kara birliklerinin Suudi Arabistan topraklarına girmesine çok az kalmıştır. Savaş sadece füze ve insansız hava araçlarının kullanımıyla sınırlı kalmayacaktır," diyerek çatışmaların Suudi Arabistan'ın içlerine doğru genişleyebileceği uyarısında bulundu.

Programın en çarpıcı anlarında, çatışmaların Suudi Arabistan içine taşınma ihtimali masaya yatırıldı.

Suudi Arabistan'ın Yemen'deki askeri hareketliliğine misliyle karşılık vereceklerini belirten Mücab, "Suudiler sahada birlik kaydırırlarsa, biz de sahada, bizzat Suudi derinliğinde birliklerimizi harekete geçiririz," uyarısında bulundu.

Sınır bölgelerinin çoktan alevli bir harekât alanına dönüştüğünün altını çizen Yemenli analist, "Mesele sadece Cazan, Necran ve Asir ile sınırlı kalmayacaktır; zira buralar aslen Yemen topraklarıdır. Biz Suudi Arabistan'ın gerçek derinliğinden; Necran'ın, Asir'in ve Cazan'ın ötesinden bahsediyoruz," diyerek hedefin Suudi Arabistan'ın iç kısımları olduğunu vurguladı.

Yemen'in askeri kapasitesine dair ezber bozan rakamlar paylaşan Mücab, “Aksa Tufanı” genel seferberlik sürecinde devasa bir ordu kurduklarını iddia etti.

Mücab, "Şu anda bir milyondan fazla silahlı, eğitimli, donanımlı ve her an harekete geçmeye hazır Yemenli savaşçı mevcut. Bu gücü, insansız hava araçları ve füze kuvvetlerimizle birlikte harekete geçirdiğimizi bir hayal edin. Riyad'da geriye ne kalır? Muhammed bin Selman nereye kaçar, nereye saklanır?" diyerek Suudi rejimine net bir gözdağı verdi.

Herhangi bir ateşkes veya müzakere sürecinin işleyip işlemediği yönündeki soruya net bir dille "hayır" yanıtını veren Mücab, diplomasi kapılarının kapalı olduğunu belirtti.

Mücab, "Şu an alıp verilen tek mesaj, ateşten, füzelerden ve insansız hava araçlarından ibarettir. Gerilime gerilimle, ablukaya ablukayla karşılık verilmektedir," ifadelerini kullandı.

Mücab, “Suudi rejimine yardım eden her ülkenin Kızıldeniz ve Babülmendep'te abluka listesine alınacağını, bu ülkelere ait ticari gemilerin geçişine izin verilmeyeceğini” vurguladı.

Programda, Suudi Arabistan'ın Yemen saldırılarını durdurması için İran'dan arabuluculuk talep ettiği iddiaları da gündeme geldi.

Bu durumu büyük bir çelişki olarak değerlendiren Mücab, "Suudi Arabistan bizi 'İran'ın kuyruğu' olmakla suçlayarak bizimle savaşıyor, sonra da savaşı durdurması için bizzat İran'a arabuluculuk teklif etmeye gidiyor. Eğer biz İran'ın uzantısı isek, sen ne diye gidip orada arabuluculuk dileniyorsun?" diyerek Suudi politikasını eleştirdi.

İran'ın ise bu taleplere "Sana'nın kararı Sana'da alınır" diyerek Yemen'in bağımsız iradesine işaret ettiğini belirtti.

Barış için San'a'nın şartlarını sıralayan Mücab; saldırıların ve ablukanın derhal durması, tazminatların ödenmesi, Yemen petrolleri üzerindeki Suudi vesayetinin bitmesi ve yabancı askeri üslerin kapatılması gerektiğini ifade etti.

Yemen'in sadece yerel değil, bölgesel bir misyon üstlendiğini belirten analist; Filistin, Lübnan ve Irak direnişiyle “Cephelerin Birliği” stratejisi kapsamında tek vücut hareket ettiklerini söyledi.

Babülmendep Boğazı'nın kontrolünün tüm Direniş Ekseni’ne hizmet eden bir kart olduğunu vurgulayan Mücab, bu durumun İsrail'i dehşete düşürdüğünü belirtti.

İlgili Haberler