Seyyid el-Husi: Aksa Tufanı, ümmetin sorumluluk alması için tarihî bir fırsattı
Yemen Devrim Lideri ve Ensarullah Genel Sekreteri Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi, “Aksa Tufanı” Operasyonu’nun üçüncü yıl dönümü vesilesiyle konuşma yaptı.
YDH — Yemen Devrim Lideri ve Ensarullah Genel Sekreteri Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi, “Aksa Tufanı” Operasyonu’nun üçüncü yıl dönümü vesilesiyle yaptığı konuşmada, operasyonun, İsrail işgalinin başlangıcından bu yana Filistin halkının cihadındaki en büyük destanı teşkil ettiğini vurguladı.
İsrail işgal rejiminde emsalsiz bir sarsıntı yaratarak Amerika Birleşik Devletleri, İngiltere ve Batılı devletleri bu rejimi kurtarmak üzere harekete geçmeye sevk ettiğini vurgulayan Yemen Devrim Lideri Seyyid Abdülmelik Bedreddin el-Husi, “ümmetin mevcut durumunu değerlendirmek amacıyla söz konusu harekâtın sonuçları üzerinde durulmasının” ve Filistin davası ile İsrail işgaline karşı alınacak tutuma dair “asli sorumluluğun hatırlatılmasının” öneminin altını çizdi.
Yemen Devrim Lideri, Filistin halkının sergilediği sarsılmaz metanetin, bilhassa işgal rejiminin en ölümcül silahlar ve çok yönlü yardımlarla desteklendiği bir atmosferde, tüm dünyayı hayrete düşürdüğünün altını çizdi.
Yemen Devrim Lideri, İsrail düşmanının Filistinlilere soykırımla karşılık verdiğine, Gazze Şeridi'ndeki yerleşim alanlarına en tahripkâr silahlarla saldırdığına ve bütün mahalleleri Amerikan bombalarıyla yerle bir ettiğine işaret ederek, düşmanın yaşamın her türlü emaresini ve en nihayetinde halkın içme suyuna erişimini dahi hedef aldığını belirtti.
İşgal rejiminin Gazze halkına yönelik uyguladığı aç bırakma savaşının, başta Müslümanlar olmak üzere tüm dünya adına utanç verici bir tablo oluşturduğunu nitelendiren Seyyid el-Husi, düşmanın soykırım yapma ve “feci suçlar” işleme konusundaki ısrarını “fütursuzca sergilediği bir vasatta, kimi cürümlerin eş zamanlı olarak canlı yayınlandığına” dikkati çekti.
“Batı ve Siyonizmin maşaları işgalciye destek verdi”
Seyyid el-Husi, “Aksa Tufanı”nın sahada ve fiiliyatta ümmetin önünde yeni bir ufuk açan ve Filistin halkının İslami ve insani görevini ifa etme hususundaki liyakatini gözler önüne seren başarılı bir operasyon olduğunu belirtti.
Seyyid el-Husi, bu operasyonun, “hem insani ve ahlaki sorumluluklar hem de ümmetin ulusal güvenlik mülahazaları temelinde Filistin halkına destek sunmak için tarihî bir fırsat teşkil ettiğini” ifade etti.
İşgal rejiminin maruz kaldığı sarsıntının, operasyonun bu yapı üzerindeki etkisinin boyutunu idrak eden Batı'yı harekete geçmeye sevk ettiğine dikkat çekti.
Ümmetin Filistin halkına her türlü desteği sunmak üzere inisiyatif alması gerektiği bir dönemde, “Batı'nın ve Siyonizmin maşalarının işgalci düşmana destek olmak için seferber olduğunu” sözlerine ekledi.
Amerika Birleşik Devletleri'nin rolünün, “işgale kalkan olma”, bölgedeki Amerikan silah depolarını kullanıma açma ve “saldırganlığa eksiksiz destek sağlama” yoluyla “işgal rejimiyle tam bir ortaklık boyutuna ulaştığını” vurguladı.
Buna mukabil Seyyid el-Husi, Filistin halkının yanında yalnızca Hizbullah, İran İslam Cumhuriyeti, Iraklı direniş grupları ve Yemen destek cephesinin yer aldığını, ümmet genelinde hâkim olan durumun ise yüzüstü bırakma ve bazı tarafların suça iştiraki şeklinde tecelli ettiğini belirterek desteğin Cihat ve Direniş Ekseni dâhilinde sınırlı bir çerçevede kaldığını dile getirdi.
Arap ve İslam ülkelerinin Filistin halkını desteklemek adına ellerine geçen bu gerçek fırsatı kaçırmalarından duyduğu teessürü dile getirerek “operasyonun düşmanla olan mücadelesinde tüm ümmet için bir sıçrama tahtası” niteliği taşıdığını vurguladı.
Ensarullah Genel Sekreteri Seyyid Abdülmelik el-Husi, Yemen halkının “Aksa Tufanı'ndan bu yana İslami vecibesini çeşitli düzeylerde, sunabileceği en azami ölçüde yerine getirdiğini” teyit ederek Gazze Şeridi'ne destek mahiyetindeki askerî operasyonların “büyük sayılara ulaştığını ve yalnızca ateşkes ilan edildiği gece durduğunu” vurguladı.
“Suudiler İsrailli subayları askerî kamplarında ağırladı”
Yemen Devrim Lideri, “Suudi Arabistan'ın soykırım savaşında düşman İsrail'e ekonomik destek sağladığına dair kanıtlarımız var.” dedi.
Seyyid el-Husi, Yemen'in ortaya koyduğu duruşun “Yemen halkının sergileyebileceği en üst düzeyde” olduğunu belirterek “Suudi düşman”ın, Filistin halkına destek veren Yemen operasyonlarının başlangıcından itibaren İsrail düşmanıyla iş birliği yapma arayışına girdiğine ve “kendi hava sahası dışında ve denizlerde dahi” engelleme operasyonlarına iştirak ettiğine dikkat çekti. “Suudi düşman”a bağlı casusluk hücreleri tarafından itiraf edilen koordinatların, Amerika Birleşik Devletleri ve İsrail tarafından Yemen'e yönelik gerçekleştirilen hava saldırılarının hedefleriyle birebir örtüştüğünü sözlerine ekledi.
Seyyid el-Husi, “Suudi düşman”ın, Saada vilayeti hava sahasında keşif faaliyetleri yürütmek maksadıyla İsrailli subayları ağırladığını ifşa ederek Amerikan uçaklarının bu subayları Kıbrıs'tan Yemen sınırına yakın Suudi askerî kamplarına naklettiğine dikkat çekti. Suudilerin ayrıca Saada, Hacce ve Amran vilayetleri üzerinde İsrail'in keşif faaliyetlerine müsaade ettiğini ve söz konusu iş birliğinin, İsrailli subayların ve beraberlerindeki teçhizatların Kıbrıs'a geri dönüşüne dek sürdüğünü açıkladı.
“Suudi düşman Yemen'i büyük bir hapishaneye dönüştürdü”
İç duruma dair değerlendirmelerinde Seyyid el-Husi, “Suudi düşman”ın “gerilimi düşürme” evresinin ardından dahi Yemen'i hedef almaya devam ettiğini, ablukayı daralttığını ve kendi ifadesiyle ülkeyi “büyük bir hapishaneye” dönüştürdüğünü dile getirdi.
Yemen halkının petrol zenginliğinden mahrum bırakıldığına ve kamu çalışanlarının maaşlarının on iki yıl boyunca bu kaynaklardan elde edilen gelirlere dayandığına işaret eden Seyyid el-Husi, petrol ve doğalgaz gelirlerinin Suudi Ulusal Bankası'na aktarıldığı bir dönemde, yaklaşık bir milyon memurun maaş haklarından mahrum edildiğini sözlerine ekledi.
Seyyid el-Husi, Yemen'deki sağlık hizmetlerinin Suudi saldırıları ve ablukası neticesinde "en asgari seviyelere" gerilediğine dikkat çekerek, bu durumun 1 milyon 400 bin hastanın vefatına sebebiyet verdiğini ifade etti.
San'a'nın Suudiler ile ilişkilerde bir “umutsuzluk evresi”ne girdiğini teyit ederek, “Ne müzakereler ne de başka girişimler fayda sağladı,” şeklinde konuştu.
Askerî bağlamda Seyyid el-Husi, Yemen'e yönelik yaklaşık çeyrek milyon hava saldırısının icrasında kullanılan uçakların, silahların ve askerî mühimmatın Amerikan menşeli olduğunu ve bu uçakların operasyonel işleyişinin Amerikan tarafına bağımlı olduğunu vurguladı.
Yemen'i hedef alan bombaların “Amerikan menşeli olduğunu ve Suudi Arabistan'ın bu mühimmatı halkımızı katletmek ve altyapımızı tahrip etmek maksadıyla Amerikalılardan temin ettiğini” sözlerine ekledi. “Gerilimi düşürme” evresinin sonrasından günümüze kadar Suudi Arabistan tarafından gerçekleştirilen hava ve füze saldırılarının toplam bin 642'ye ulaştığına işaret ederek, bu saldırıların son üç aylık periyotta ağırlıklı olarak Yemen'in altyapısını hedef aldığını açıkladı.
Seyyid el-Husi, “Yemen halkına karşı Amerikan, İsrail ve Suudi iş birliğinin mevcudiyeti, en aşikâr gerçeklerden biridir,” tespitinde bulundu. Filistin cephesindeki duruşa değinen Seyyid el-Husi, Filistin halkının ve birleşik bir irade sergileyen mücahit grupların ortaya koyduğu muazzam direniş ve sarsılmaz kararlılığın, bu destanın en belirgin hususiyetlerinden biri olduğunu vurguladı.
“Direnişi tasfiye etme girişimlerinde Suudiler asli bir rol oynuyor”
Ensarullah Genel Sekreteri, “İsrail düşmanının ve beraberindeki Amerikan iradesinin, Lübnan'daki İslami Direniş cephesini tasfiye etmek gayesiyle hareket ettiğini" vurgulayarak, “Suudi Arabistan'ın da bu süreçte asli bir rol üstlendiğine” işaret etti.
Seyyid el-Husi, “Suudi rejiminin, siyasi tutumları satın almak maksadıyla Lübnan resmî çevrelerinde tahakküm kurduğunu ve Hizbullah'a karşı herkesi İsrail ve Amerikan düşmanlarıyla müşterek bir cephede kışkırttığını” dile getirdi.
Yine bu bağlamda, “Lübnan'da İsrail düşmanına sunulabilecek en büyük hizmetin, tüm bölgeyi hedef alan Siyonist projeye göğüs geren İslami Direniş'in ortadan kaldırılması olduğu” gerçeğine dikkat çekti.
Seyyid Abdülmelik, “İran İslam Cumhuriyeti'nin, İsrail ve Amerikan düşmanlarına karşı muazzam bir mücadele yürüttüğüne” atıfta bulunarak, “Siyonizmin ve onun uzantılarının, Filistin halkına verdiği destek ve Siyonist projeye karşı koyuşu hasebiyle, hedeflerinin önündeki en büyük engel olarak İran'ı gördüklerine” dikkati çekti.
Seyyid el-Husi, İran'ın Filistin ve bölge nezdinde ifa ettiği rolün ve “Siyonist zorbalığa” karşı sergilediği kararlılığın tüm ümmetin lehine olduğunu vurgulayarak; bu mücadelede, başta İran İslam Devrimi Lideri Şehit Seyyid Ali Hamenei olmak üzere büyük fedakârlıklarda bulunulduğuna işaret etti.
Irak sahasına da değinen Seyyid el-Husi, Amerikan güçlerinin Irak'tan çekilmesinin ümmet adına büyük bir ders teşkil ettiğini değerlendirerek bu durumun Irak'taki direnişin bir neticesi olduğunu teyit etti ve şu soruyu yöneltti:
“Aksi takdirde, Amerikalıları çekilmeye iten ne olabilirdi ki?!”
Seyyid el-Husi, “Irak'taki özgür ve cesur duruş ile köklü cihat birikiminin, Amerikan varlığını ülkeden söküp atma gibi bir meyve verdiğini” değerlendirdi.
İlgili Haberler
Yemen'den bölge ülkelerine tarihî soru: 'Suudiler bize Allah yerine ku…
21 Eylül 2026 21:02
Abdulmelik Husi: Direniş Ekseni savaşta, İslam dünyası nerede?
15 Şubat 2024 15:30
El-Husi: Katliamlar Amerikan desteğiyle yapılıyor
30 Mayıs 2024 21:25
Abdulmelik el-Husi Arap ülkelerine seslendi: İsrail’e kalkan olmayın
14 Haziran 2024 11:57
