İsrailli gözüyle ABD hazine bakanı
Plan, İran’ın petrol gelirlerini Devrim Muhafızları ve savunma sanayisine aktarmasını sağlayan kanalları kesmeyi amaçlıyor; sonuçları ise belirsiz.
YDH- Maariv yazarı Eli Leon, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent’in İran’a yönelik ekonomik baskı politikasını, onun finans dünyasındaki kariyeri ve Trump rejimindeki yükselişi üzerinden ele aldı.
Leon’a göre Donald Trump, siyasi geçmişi MAGA çevrelerinin kalıplarına uymayan Bessent’i ideolojik bağlılığından çok, piyasaları ve rakiplerin zayıf noktalarını tanıdığı için tercih etti.
Yazıda şu ifadelere yer verildi: 64 yaşındaki Bessent, Güney Carolina’da büyüdü. Babası emlak işiyle uğraşıyordu, ancak aile ekonomik istikrarsızlık dönemleri de yaşadı. Bessent, yıllar boyunca bu deneyimin hafızasına kazındığını ve kendisini borç, kriz ve ekonomik güvenlik kaybı mekanizmalarına karşı özellikle duyarlı hâle getirdiğini anlattı.
Gençliğinde ise tamamen farklı bir yol izlemeyi düşünüyordu. Deniz Harp Okulunda okumak istiyordu, ancak kendi ifadesine göre eşcinsel bir erkek olarak o dönemde kimliğini gizlemek zorunda kalacağı için bu düşüncesinden vazgeçti.
Bunun yerine Yale Üniversitesine gitti, siyaset bilimi okudu ve gazetecilik kariyerini bile değerlendirdi. Ancak sonunda kendisini yatırım dünyasında buldu. Buradan George Soros’un fonuna uzanan bir yol izledi ve Wall Street’in önde gelen makroekonomi yatırımcılarından biri olarak adını duyurdu.
1992’de İngiliz sterlinine karşı yürütülen operasyonda görev alan ekibin bir parçasıydı. Bu hamle, döviz piyasalarının tarihindeki en büyük olaylardan biri hâline geldi. Soros ve ekibi, İngiltere’nin para biriminin değerini korumayı sürdüremeyeceğini öngörüyordu.
Haklı çıktılar. Sterlin değer kaybetti, İngiltere Avrupa Döviz Kuru Mekanizması’ndan ayrıldı ve fon bir milyar dolardan fazla kazanç elde etti.
Bu olay, profesyonel bir yatırımcı olarak Bessent hakkında bilinmesi gereken hemen hemen her şeyi anlatıyor. O, başarılı bir şirket arayıp o şirkete yatırım yapan klasik bir yatırımcı değil. Bir sistemdeki zayıf noktayı —bir para birimini, devleti, merkez bankasını veya siyasi yapıyı— arıyor ve baskının ne zaman dayanılmaz hâle geleceğini anlamaya çalışıyor.
Daha sonra Japon yeni karşısında da başarılı hamleler yaptı ve jeopolitik değişimlerin nasıl paraya dönüştüğünü anlayan biri olarak kendisine bir itibar kazandırdı.
Cumhuriyetçi yönetimin merkezindeki eşcinsel
Bessent, Soros çevresindeki geçmişine ve Demokratlarla olan ilişkilerine rağmen Trump’a yakınlaşmaya başladı. 2024 seçimleri yaklaşırken Trump’ın başlıca ekonomi danışmanlarından biri ve aynı zamanda onun adına bağış toplayan bir isim hâline geldi.
Zaferin ardından Trump, onu Hazine Bakanı olarak seçti. Atama, Demokratların da desteğiyle Senatoda nispeten geniş bir çoğunlukla, 68’e karşı 29 oyla onaylandı.
Bu gelişme, Bessent’i yönetimin en ilgi çekici isimlerinden biri hâline getirdi. Bunun nedeni siyasi olarak tövbe etmesi ya da klasik bir Trumpçıya dönüşmesi değildi. Trump onda daha kullanışlı bir özellik görüyordu: Parayı, piyasaları, para birimlerini ve korkuyu anlayan bir adam.
Bessent’in özel hayatı onu daha da sıra dışı bir figür hâline getirdi. Eşcinsel olduğunu açıkça ifade eden Bessent, 2011’den bu yana New York’ta eski savcı olan John Freeman ile evli. Çiftin iki çocuğu var.
Böylece Bessent, Amerika Birleşik Devletleri tarihinde eşcinsel olduğunu açıkça ifade eden ilk Hazine Bakanı oldu ve eşcinsel bir çiftin kurduğu aile içinde açıkça yaşayan, Cumhuriyetçi yönetimin en üst düzey isimlerinden biri hâline geldi. Güney Carolina’da büyüyen Bessent, ailesinin yaşadığı ekonomik
istikrarsızlığın borç ve mali krizlere karşı duyarlılığını artırdığını
anlatmıştı.
Yaptırım zinciri petrolün ötesine uzanıyor
Maariv yazarı Eli Leon, Bessent’e göre Bessent’in İran planı, tek tek kurumları hedef almakla sınırlı kalmıyor; petrolün çıkarılması, taşınması ve satılmasından elde edilen gelirin kullanılmasına uzanan zinciri kesmeyi amaçlıyor.
İlk hedef, İran petrolünü taşıyan tankerler, denizcilik şirketleri, gemi sahipleri, paravan şirketler ve liman işletmeleri. Washington, isim, bayrak, mülkiyet ve rota değiştirerek petrolün kaynağını gizleyen “gölge filo”yu da hedef alıyor.
İkinci aşamada, özellikle Çin’deki alıcılar hedefte. İran petrolünü alan rafinerilerin, ticaret şirketlerinin ve terminallerin yaptırımlarla karşılaşabileceği mesajı veriliyor. Washington, İran’la iş yapan tarafların ABD finans sistemine erişimini kaybetme riskini öne çıkarıyor.
Üçüncü aşama, petrol satıldıktan sonra elde edilen gelirin kullanılmasını engellemeye odaklanıyor. ABD; döviz ağlarını, yabancı bankaları, finans şirketlerini ve alternatif ödeme sistemlerini izleyerek İran’ın yuan, dolar, avro veya dijital varlıkları kullanılabilir fona dönüştürmesini önlemeye çalışıyor.
Hedef, bu paranın Devrim Muhafızları, ordu ve savunma sanayisine aktarılmasını sağlayan kanalları da kesmek. Baskı, Rusya bağlantılı ağlara ve Tahran’ın yaptırımları aşmasına yardımcı olduğu öne sürülen bankacılık sistemlerine kadar genişletiliyor.
Leon’a göre kampanya; çelik, otomotiv, altın, dijital varlıklar, havacılık, füze ve İHA parçaları, ödeme sistemleri ve üçüncü ülkelerdeki şirketleri de kapsıyor.
Hazine Bakanlığı ağustosta “Ekonomik Tecrit” operasyonunu duyururken Bessent, İran’ın “her ekonomik can damarını kesmekten” söz etti ve “Şafakla birlikte ekonomik D-Day başlıyor” ifadesini kullandı.
Leon, Bessent’in İran’a yönelik politikasını, yıllar önce sterlin
üzerindeki baskıyı hesaplamasına benzetiyor: Zayıf noktayı bulmak, baskıyı
artırmak ve karşı tarafın ne zaman çözüleceğini beklemek.
İlgili Haberler
Barrack, Kerkük-Banyas petrol hattı projesinden kişisel kazanç sağlıyo…
09 Ekim 2026 20:20
Kuveyt'in hava savunması İngiltere'ye emanet
09 Ekim 2026 19:27
ABD ordusu, 13 kişiyi öldüren askerin idamını canlı yayımlayacak
09 Ekim 2026 12:46
İran savaşında yıpranan USS Abraham Lincoln döndü
09 Ekim 2026 12:36
