Suudi akademisyenden açık İsrail itirafı
Suudi analist Halid Batarfi, Ensarullah'ın balistik ve seyir füzeleriyle Kızıldeniz'de "İsrail'in Eylat kentine" kadar uzanan bir tehdit oluşturduğunu savunarak Yemen'deki askeri kapasitesinin tasfiye edilmesini destekledi.
YDH — Suudi siyasi analist ve akademisyen Halid Batarfi, Yemen'deki Sanaa hükümetinin “Kızıldeniz'deki saldırıları ve bozulan ateşkesin ardından bölgede diplomatik çözüm ihtimalinin tükendiğini” belirterek “grubun zorla silahsızlandırılmasını öngören kemik kırma aşamasına geçildiğini” açıkladı.
El-Cezire televizyonuna konuşan Batarfi, “Husilerin askeri kapasitelerini çökertmek ve Suudi Arabistan'ı korumak için başlatılan bu yeni caydırıcılık sürecine Türkiye ve Pakistan'ın da doğrudan müdahil olduğunu” söyledi.
Batarfi'nin aktardığına göre, Suudileri olası saldırılardan korumak ve Babülmendeb Boğazı'ndaki güvenliği sağlamak amacıyla Suudilerin devreye soktuğu yeni stratejide Ankara ve İslamabad kritik roller üstleniyor.
“Türkiye'nin Kızıldeniz'deki deniz koalisyonunun bir parçası” olduğunu hatırlatan Suudi analist, iki ülkenin askeri havacılık ve insansız hava araçları üretimi gibi alanlarda büyük silah anlaşmalarına sahip temel ortaklar olduğunu vurguladı.
Suudiler ile Pakistan arasında halihazırda temel bir anlaşma bulunduğunu hatırlatan Batarfi, sahaya sürülecek askeri imkanların, asker sayısının ve askeri teçhizat detaylarının ilerleyen dönemde netleşeceğini ifade etti.
Türkiye ve Suudiler arasında haftada en az iki kez yüz yüze temas ve telefon görüşmeleri yapıldığını aktaran Batarfi, bölgedeki büyük diplomatik ivmenin artık tamamen Yemen krizini sonlandırmaya odaklandığını belirtti.
Suudiler Yemen'in İsrail ablukasından rahatsız
Batarfi sözlerini şöyle sürdürdü:
“Bildiğimiz veya duyduğumuz şey; silahla, hatta askerlerle veya uçaklarla fiili bir katılımın olduğudur. Pakistan, yani İran ile İsrail ve Amerika arasındaki çatışma günlerinde bile sürece katıldı; sahada açıkça ilan edilmiş güçleri, uçakları, hava savunması ve benzeri imkanları vardı.
Dolayısıyla bu etkileşim mevcut ve zaten Suudi Arabistan ile Pakistan arasında temelde bir anlaşma bulunuyordu. Ancak askeri detaylar; ne ile, sayı ne kadar ve mevcut imkanlar nelerdir gibi konular elbette şu an açıklanmadı, belki daha ileriki bir zamanda açıklanabilir. Sadece tek bir durumda, eğer hükümet Husi milislerini ve onların Yemen'deki yönetimini ortadan kaldırmayı başarırsa.
Çünkü Husiler bu sahili, sahil şeridini ele geçirip Babülmendep'e ulaşmadan önce de deniz ulaşımını tehdit ediyordu. Balistik füzeleri var, seyir füzeleri var, mayınları var, Kızıldeniz'i hatta İsrail'in Eylat şehrine kadar tehdit edebilecek birçok kapasitesi var. Bu yüzden mutlaka ortadan kaldırılmalıdır. Çünkü Hudeyde'yi geri alsak bile, bu füzeleri dağlardan, Saada'dan, Sana'dan fırlatabilir.”
El-Cezire’nin, Ensarullah grubunun “tamamen ortadan kaldırılmasının” gerçekçi bir hedef olup olmadığını sorması üzerine Batarfi, “meşru Yemen hükümetinin Husilerin askeri kapasitelerini, ülke kaynakları üzerindeki kontrollerini ve bir milis gücü olarak varlıklarını bitirmek zorunda olduğunu” belirtti.
“Kemik kırma” olarak adlandırdığı bu yeni aşamanın, milislerin elindeki silahların zorla alınması anlamına geldiğini ifade eden Suudi analist, “Zorla alınan şey, ancak zorla geri alınabilir” diyerek askeri müdahalenin kaçınılmazlığını savundu.
“Hudeyde limanı geri alınsa bile Husilerin bu gelişmiş füzeleri Saada veya Sana'nın dağlık bölgelerinden ateşleyebileceği” uyarısında bulunan Batarfi, bu nedenle “askeri altyapının tamamen çökertilmesi gerektiğini” dile getirdi.
İlgili Haberler
Uçuşlar durdu, Suudi rejiminin tecridi derinleşiyor
10 Ekim 2026 12:08
Yemen cephesinde yeni bir şey yok: Hem ABD hem Suudiler aynı anda 'mut…
09 Ekim 2026 15:00
İsrail'den Fas'a yeni askeri tedarik
08 Ekim 2026 23:56
Sanaa, Suudi destekli güçleri Taiz'in güneybatısından da çıkardı
08 Ekim 2026 23:39
