Son Dakika
İnşa

ABD baskısı Irak’taki direniş gruplarını silahsızlandıramıyor

15 Ekim 2026 11:44 Bu sayfayı yazdır

Washington silahsızlanma baskısını artırırken Chatham House, ABD’nin Irak’taki müdahalelerinin direniş gruplarını güçlendirdiğini ve İran’la savaşın bu grupların söylemini beslediğini vurguluyor.

ABD baskısı Irak’taki direniş gruplarını silahsızlandıramıyor
ABD baskısı Irak’taki direniş gruplarını silahsızlandıramıyor YDH
Yazı boyutu
100%
4 dk okuma

YDH- İngiltere merkezli Chatham House için kaleme aldığı analizde Nick Davis, ABD’nin Iraklı direniş gruplarını silahsızlandırma baskısının şimdiye kadar sonuç vermediğini belirtiyor. Davis’e göre bunun nedeni baskının yetersizliği değil, 2003’ten bu yana ABD politikalarının Irak’ta istikrarsızlığı beslemesi.

Analize göre ABD, Irak’ı istikrara kavuşturma iddiasıyla attığı adımlarla direniş gruplarının güçlenmesine zemin hazırladı. Başkan Donald Trump da selefleri gibi, ABD gücünün Irak’taki parçalı siyasi yapıyı uzun vadede kendi iradesine göre şekillendirebileceğine gereğinden fazla güveniyor. Washington’ın Irak’ın dolar sevkiyatlarına erişimini engellemesi gibi baskı araçları kısa vadeli boyun eğme görüntüsü yaratabilir; ancak devlet yapısını köklü biçimde dönüştürmüyor.

ABD ve Bağdat yönetimi, Amerikan askerlerinin nihai çekilmesinin silahlı grupların “direniş” söylemini zayıflatacağını ve silahsızlanma ihtimalini artıracağını umuyor. Ancak Başbakan Ali Zeydi’nin direniş gruplarının siyasetten uzaklaştırmaya çalışması, iç savaş riskini beraberinde getirebilir. Analiz, Irak’taki nüfuz sahibi aktörlerin Washington’ın yakın denetiminden kaçınacak kadar taviz verip yönetimin ilgisi başka yere yönelene dek zaman kazandığını belirtiyor.

Silahsızlanma baskısı sonuç vermiyor

Bu yaklaşımın örneklerinden biri, Asaib Ehl-i Hak Hareketi Genel Sekreteri Şeyh Kays Hazali’nin haziran ayında grubunu silahsızlandırma sözü vermesine rağmen şimdiye kadar silahların teslim edilmemesi. Rapora göre bu yönde somut bir adım da görülmüyor. Hizbullah Tugayları ile Nüceba Hareketi ise silahsızlanma konusunda sembolik bir girişimde dahi bulunmadı.

Nick Davis, bu tabloyu ABD’nin uzun süredir devam eden politika çelişkisiyle açıklıyor: Washington, direniş gruplarını silahsızlandırmaya çalışırken aynı zamanda onların güç kazanmasına elverişli koşulları yaratıyor.

ABD politikaları silahlı grupları güçlendirdi

2003’te Irak ordusunun dağıtılması güvenlik boşluğu doğurdu; bu boşluğun bir bölümünü Bedir Örgütü ve Mukteda Sadr’a bağlı Mehdi Ordusu gibi Şii silahlı gruplar doldurdu. ABD’nin 2010’da “istikrar adına” Nuri Maliki’yi desteklemesinin ardından, Maliki’nin politikalarının IŞİD’in yükselişini beslediği yönünde suçlamalar yapıldı. IŞİD’e karşı savaş ise direniş gruplarını güçlendirdi, onlara “siyasi meşruiyet” kazandırdı ve Haşdi Şabi bünyesinde kurumsallaşmalarıyla birlikte finansmanlarının da önünü açtı.

Analize göre ABD’nin İran’la savaşında izlediği askerî yol da Irak’ı içine alan bölgesel çatışmayı körükleyerek grupların “direniş” söylemini yeniden canlandırdı. ABD’yi ve Körfez’deki müttefiklerini açıkça hedef alan gruplar, bu çatışmayı güçlerini ve bölgeyi istikrarsızlaştırma kapasitelerini gösterme fırsatı olarak gördü.

Suudi hava saldırılarının ardından yaşananlar da Irak’la komşuları arasında gerilim yaratma potansiyelini ortaya koydu. Savaşın yol açtığı yıkım ve ekonomik zarar sürdükçe ABD karşıtlığının gruplara halk desteği sağlayan güçlü bir söylem olarak kalması bekleniyor. Rapor, bu nedenle savaşın grupları zayıflatmak yerine güçlendirdiğini ve Trump’ın önceki ABD yönetimlerinden bir kopuşu değil, devamlılığı temsil ettiğini savunuyor.

Nick Davis, Irak açısından bu tablonun ABD yönetimine İran’la savaşı hızla sona erdirmek için bir başka gerekçe sunduğunu belirtiyor. Barış tek başına direniş gruplarını silahsızlanmaya yöneltmeyecek olsa da devleti güçlendirecek yatırımlar ve altyapı projeleri için temel koşullardan biri.

Analize göre Kerkük-Banyas petrol boru hattı gibi projelerin savaş gölgesinde yeniden canlandırılması mümkün değil. Savaşın sona ermesi, grupların dayandığı ABD karşıtı söylemi zayıflatabilir; ancak ne Trump yönetimi ne de Zeydi hükümeti bu grupları tek başına ortadan kaldırabilir.

Analiz, ABD’li politika yapıcıların silahsızlanma baskısı uygularken grupların gelişmesini sağlayan koşulları da yarattıklarını kabul etmesi gerektiğini vurguluyor. Ancak o zaman silahsızlanma için daha gerçekçi bir takvim belirlenebilir. Rapora göre yeni silahsızlanma takviminin açıklanması, ABD’nin Irak’taki güvenilirliğini bir kez daha zedeledi.

İran’ın askerî kapasitesinin zayıflatılmasının Iraklı silahlı grupları da zayıflatacağı varsayımı da analize göre geçerli değil. Bu gruplar Irak devletine yerleşti ve 2003 sonrası siyasi düzeni şekillendirdi. As Asaib Ehl-i Hak’ın ABD hedeflerine yönelik saldırılarda “İslami Direniş”e katılmayı reddetmesi de analizde zayıflık değil, esneklik ve uyum becerisi olarak değerlendiriliyor.

ABD askerlerinin çekilmesi de özellikle İran’la savaş sırasında Irak’a düzenlenen ABD hava saldırılarının ardından, ülkedeki ABD karşıtı duyguları ortadan kaldırmadı.

Nick Davis, direniş gruplarının geleceğini İran’daki yönetimin varlığından bağımsız olarak ABD karşıtlığının yanı sıra “servet ve iktidar arayışının” belirleyeceği sonucuna varıyor. Gruplar, 2003’teki ABD işgalinin ardından ilk kez iktidar kazandı ve analizde, ABD baskısını da İran’ın etkisini de aşarak varlıklarını sürdürmeye hazır oldukları belirtiliyor.

İlgili Haberler