Son Dakika
İnşa

Rızai: ABD taahhütlerini yerine getirmeden Hürmüz açılmayacak

22 Ekim 2026 12:07 Bu sayfayı yazdır

İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, arabulucular üzerinden sunulan yedi koşul karşılanmadan Hürmüz Boğazı’nın açılmayacağını ve müzakerelere dönülmeyeceğini söyledi.

Rızai: ABD taahhütlerini yerine getirmeden Hürmüz açılmayacak
Rızai: ABD taahhütlerini yerine getirmeden Hürmüz açılmayacak YDH
Yazı boyutu
100%
5 dk okuma

YDH-  İran Milli Güvenlik Konseyi Genel Sekreteri Muhsin Rızai, Drop Site News’e verdiği özel röportajda, ülkesinin olası yeni bir savaşa karşı askeri hazırlıklarını ve Tahran’ın diplomatik tutumunu değerlendirdi.

ABD’nin İran’ın askeri kapasitesini büyük ölçüde yok ettiğine yönelik açıklamalarına karşı çıkan Rızai, ülkesinin onlarca yıldır daha geniş çaplı bir savaşa hazırlandığını belirtti.

“İran’ın füze ve insansız hava aracı operasyonlarını sürdürme kapasitesine hâlâ sahip olup olmadığı soruluyorsa, yanıt evet.” diyen Rızai, ABD’nin bölgedeki askeri varlıklarının İran açısından önemli hedefler olduğunu vurguladı.

Rızai, olası bir savaşta hedeflerin genişleyebileceğine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı:

“ABD’nin bölgede değerli varlıkları bulunuyor. Savaş çıkması durumunda kablolar, veri merkezleri ve yapay zekâ tesisleri de menzilimize girebilir. Çatışma yeniden başlarsa daha kapsamlı bir planımız olacak.”

İranlı yetkili, diplomatik çözümün tercih edildiğini, ancak bunun karşılıklı bir anlayışa dayanması gerektiğini belirtti. Rızai, “Herkes İran’a karşı harekete geçmenin bir bedeli olduğunu anlamalı. Diplomasi bu anlayışı sağlayabilirse diplomatik yolu tercih ederiz. Ancak savaş devam ederse İran, karşılık vermek için ihtiyaç duyduğu araçlara sahiptir.” dedi.

Daha önce Devrim Muhafızları Ordusu komutanlığı yapan Rızai, İran’ın askeri kapasitesinin yalnızca mevcut füze stokları üzerinden değerlendirilemeyeceğini söyledi.

İran’ın askeri altyapısında yedeklilik oluşturmak için yıllardır yatırım yaptığını belirten Rızai, dağıtılmış üretim tesisleri, yeraltı tesisleri, farklı fırlatma sistemleri ve hasarı onarma kapasitesinin uzun süreli bir savaşta belirleyici olacağını ifade etti.

“Daha önemlisi, kapasitemizi yalnızca depolarda kaç füze kaldığına bakarak değerlendirmemelisiniz. Uzun süreli bir savaşta temel mesele, bir ülkenin üretim, konuşlandırma ve karşılık verme döngüsünü kesintisiz sürdürebilip sürdüremediğidir. Savaş başladıktan aylar sonra bile karşı tarafa maliyet yükleyebildiğimizi gösterdik.” diyen Rızai, İran’ın yeni askeri imkânlarını da devreye sokabileceğini belirtti.

“Önceki aşamalarda bütün kabiliyetlerimizi kullanmadık. Kabiliyetlerimizi savaşın yoğunluğuyla orantılı olarak devreye aldık. Bir sonraki aşamaya da hazırız.” ifadelerini kullandı.

Körfez’in enerji altyapısı da risk altında

Rızai, ABD’nin İran’a yönelik ekonomik baskıyı sürdürmek amacıyla komşu ülkelerin enerji altyapısından yararlanması durumunda, bu altyapının da misilleme riskiyle karşı karşıya kalabileceğini söyledi.

“ABD, Hürmüz üzerindeki baskıyı hafifletmek ve İran’a yönelik ablukayı sürdürmek için komşu ülkelerin enerji altyapısını kullanarak savaşı uzatmayı seçerse, bu ülkeler İran’a karşı ekonomik savaşa katılırken kendilerinin risk altında olmayacağını varsaymamalı” dedi.

Rızai, İran’ın amacının Basra Körfezi’nin enerji sistemini yok etmek olmadığını vurgulayarak, asıl meselenin ekonomik baskının tek taraflı biçimde uygulanmasına karşılık vermek olduğunu savundu.

“Mesajımız, İran’ın Basra Körfezi’nin enerji sistemini yok etmek istediği değil. İran’ın ekonomik yaşam damarları saldırıya uğrarken bu saldırıları mümkün kılan ekonomik düzenin dokunulmaz ve güvende sayılamayacağıdır” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili, ABD’nin İran’a yönelik ablukayı ve ekonomik baskıyı sürdürmesinin bölgesel istikrar açısından ciddi sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu.

Hürmüz Boğazı: “Ulusal bir varlığımız”

Rızai, Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolün İran açısından yalnızca ekonomik gelir elde etmeye yönelik bir mesele olmadığını, ulusal güvenliğin temel unsurlarından biri olarak görüldüğünü belirtti.

“Hürmüz’ün yönetimi bizim için ulusal bir varlıktır. Mesele yalnızca geçiş ücreti toplamak değildir. Temel konu güvenliktir” dedi.

Boğazın güvenlik, sigorta ve çevresel maliyetler karşılığında ücretlendirilmesinin mümkün olduğunu belirten Rızai, yönetim ve güvenlik meselesinin ekonomik getirinin çok ötesinde bir anlam taşıdığını ifade etti.

“Bölgedeki barış ve güvenliği korumak için boğazı yönetmeye devam edeceğiz ve bu tutumumuzdan geri adım atmayacağız” diyen Rızai, İran’ın deniz trafiğine ilişkin kısıtlamalarının da süreceği mesajını verdi.

Rızai, son aylarda İran’ın denizcilik kısıtlamalarını ihlal ettiğini öne sürdüğü gemilere yönelik saldırılara da değindi.

“Son iki ya da üç aydır bu kaçakçılara ait her gece ortalama beş gemiyi vuruyoruz” diyen Rızai, Hürmüz Boğazı’nın güneyinde yüksek maliyet ve risk içeren kaçakçılık faaliyetlerinin sürdüğünü ileri sürdü.

“Diplomasiyi terk etmeyeceğiz ancak eski yaklaşımımıza da dönmeyeceğiz”

Rızai, ABD ile müzakerelerin geleceğine ilişkin değerlendirmesinde, İran’ın diplomatik çözüm seçeneğini tamamen dışlamadığını ancak önceki anlaşmalarda yaşananların Tahran’ın yaklaşımını değiştirdiğini söyledi.

İran’ın arabulucular üzerinden yedi yeni koşul sunduğunu belirten Rızai, bu koşullar yerine getirilene kadar Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmayacağını ve müzakerelere dönülmeyeceğini ifade etti.

“Diplomasiye yönelik önceki yaklaşımımıza geri dönmeyeceğiz ancak diplomasiyi de terk etmeyeceğiz” diyen Rızai, önceki mutabakatın başarısızlığını tarafların yükümlülüklerini yerine getirme sırasındaki dengesizliğe bağladı.

Rızai, “Boğazı açtık ve deniz trafiği yeniden başladı ancak karşı tarafın siyasi ve ekonomik taahhütleri, anlaşmayı sürdürülebilir kılacak biçimde yerine getirilmedi. ABD acil olarak ihtiyaç duyduğu şeyi elde ettikten sonra güç dengesi değişti. Bu deneyim bizim için önemli” değerlendirmesinde bulundu.

İran’ın önce kendi baskı araçlarından vazgeçip ardından ABD’nin vaatlerini yerine getirmesini beklemeyeceğini vurgulayan Rızai, şu ifadeleri kullandı:

“Washington taahhütlerini yerine getirirse Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması ve diplomasinin sürdürülmesi için bir yol var. Ancak İran, karşı tarafı müzakere masasına getiren baskı aracından önce vazgeçip sonra verilen sözlerin tutulmasını beklemeyecek.”

“Ekonomik acı ile stratejik çöküş aynı şey değil”

İran’ın uzun süreli bir abluka nedeniyle ekonomik açıdan zarar göreceğini kabul eden Rızai, bunun ülkenin siyasi ve stratejik hedeflerinden vazgeçmesi anlamına gelmediğini savundu.

“İran uzun süreli bir ablukadan zarar görecek. Aksini söyleyen gerçekçi davranmıyordur. Aileler bunun bedelini ödeyecek, yatırımlar zarar görecek ve ekonominin bazı sektörlerini ayakta tutmak zorlaşacak. Ancak ekonomik acı ile stratejik çöküş aynı şey değildir.” dedi.

Rızai, Washington’ın İran halkının yaşam koşullarını zorlaştırarak ülkenin siyasi yönetimini ABD’nin stratejik taleplerini kabul etmeye zorlayabileceği varsayımını da eleştirdi.

“Washington, İran’da yaşamı yeterince zorlaştırabilirse İran’ın siyasi sisteminin Amerika’nın stratejik taleplerini kabul edeceğini varsayarak tekrar tekrar hata yaptı. Bunlar birbirinden farklı iki hesaplamadır.” ifadelerini kullandı.

İranlı yetkili, Tahran’ın önceliğinin yalnızca savaşa dayanmak değil, gelecekte yeni bir çatışmanın önüne geçecek koşulları oluşturmak olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:

“Amacımız 2029’a kadar dayanmak değil. Amacımız, bir başka savaşın çıkma ihtimalini azaltacak koşullarla bu savaşı sona erdirmek.”

İlgili Haberler