Beklediği desteği bulamayan Suudiler Yemen’de çıkmaza girdi
Yemen’e asker gönderen ülkelerin savaşa katılmaktan kaçınması, sahadaki güç dengesini değiştirmedi; Suudi rejiminin geniş ittifak arayışı ise çıkmazı derinleştiriyor.
YDH- El-Akhbar yazarı Hüseyin İbrahim, Yemen’e Arap ve Arap olmayan ülkelerden asker gönderilmesinin sahadaki güç dengesini değiştirmediğini yazdı.
Yazıya göre, asker gönderen ülkeler Yemen’de geniş çaplı bir savaşa girmeye istekli değil; Sanaa yönetimine bağlı Yemen ordusu ise Suudi rejimini saldırıları ve ablukayı sona erdirmeye zorlamayı hedefliyor.
Savaşın seyri, Suudi rejiminin dayanma gücüne ve ABD’nin İran’la yürüttüğü daha geniş çatışmanın yaratacağı etkilere bağlı. Suudi rejiminin bu mücadelede üstlenmesi beklenen rol, Yemen’e asker gönderen müttefiklerinden geniş çaplı askerî destek alamaması nedeniyle sınırlı kaldı.
Müttefiklerden geniş çaplı askerî destek yok
Suudi rejimi, Türkiye ve Pakistan’ı kapsayan “Mekke İttifakı” içindeki ülkeleri ya da ittifak dışında kalan Mısır’ı Yemen’de büyük kuvvetlerle savaşa sokamadı.
Para karşılığında sağlanan katılım sembolik düzeyde kalıyor. Büyük orduları Yemen’de savaştırmak yüksek maliyet ve siyasi risk taşıyor; müttefiklerin böyle bir yükü üstlenmesi için elde edecekleri kazanımların da bu risklerle orantılı olması gerekiyor.
Suudi rejimi de kara kuvvetlerini Yemen içinde savaştırmıyor.
Yazara göre, Türkiye’nin Suriye ve Irak’taki askerî varlığı Yemen’le aynı koşullarda değerlendirilemez. Ankara bu ülkelerde kendi güvenliğini ve toprak bütünlüğünü tehdit eden Kürt terör örgütlerini takip ediyor.
Pakistan’ın Keşmir’deki askerî varlığı ise ülkenin toprak bütünlüğüyle doğrudan bağlantılı, onlarca yıldır süren bir sınır anlaşmazlığına dayanıyor. Bu gerekçeler Yemen’deki bir savaşa doğrudan uygulanamaz.
Buna rağmen Suudi rejimi, Sanaa yönetimine bağlı Yemen ordusunu Sada, Hacce ve Cevf vilayetlerinde sınır çatışmalarına çekmeye çalışıyor. Böylece Yemen güçlerinin, Suudi rejiminin Cizan ve Necran sınırlarında konuşlandırdığı müttefik kuvvetlerle doğrudan karşı karşıya gelmesi amaçlanıyor.
Taiz’de kuşatma ve müzakere arayışı
Savaş mevcut seyriyle devam ederken Sanaa yönetimine bağlı Yemen ordusu, eski Kuzey Yemen topraklarında ilerleyişini sürdürüyor.
Kuşatma altındaki Taiz’de çatışmaların askerî ya da siyasi yoldan sonuçlanması yakın görünüyor. Ihvancı Islah Partisi, kentin yönetimi konusunda Umman’dan arabuluculuk istedi ve bir heyetini Sanaa yönetiminin müzakere heyetiyle görüşmek üzere Maskat’a gönderdi.
Sanaa yönetimi savaşı askerî yoldan Arabistan topraklarına taşıyarak bitiremez; Suudi rejiminin etkisi altındaki güney ve doğu vilayetlerine de giremez.
Bu bölgelerde ayrılıkçı güçlerin bulunması, Güney Yemen’in geleceği meselesini gündeme getiriyor. Bu dosyanın çözümü, Yemen krizinin bütünüyle ele alınmasını ve Suudi rejiminin sürece katılmasını gerektiriyor.
Sanaa yönetiminin talepleri savaşın durdurulması ve ablukasının kaldırılmasıyla sınırlı. Ancak bu hedeflere ulaşmak için Suudi rejimine askerî ve ekonomik baskı uygulamayı, Babülmendeb’deki mücadeleyi ve Suudi rejiminin etkisi altındaki Yemen bölgelerindeki operasyonları sürdürmeyi tek seçenek olarak görüyor.
Suudi rejimi ise geniş ittifak arayışına rağmen Yemen’de ulaşılması güç hedefler belirleyerek kendisini yeni bir çıkmazın içine sokuyor.




