Yemen’den bölge ülkelerine: ABD-İsrail ittifaklarından uzak durun
Yüksek Siyasi Konsey üyesi Muhammed Ali Husi, Mısır’ın Suudi rejimine askerî desteğinin Yemen’e karşı savaşa destek anlamına geldiğini ve İsrail’e hizmet ettiğini söyledi; bölge ülkelerine ittifaktan çekilme çağrısı yaptı.
YHD- Yemen’deki Yüksek Siyasi Konsey üyesi Muhammed Ali Husi, Suudi rejiminin Dışişleri Bakanlığının İran ziyaretine ilişkin açıklamalarına ve Mısır’ın Suudilere destek veren tutumuna tepki gösterdi. Riyad’ın
Husi, Suudi rejiminin bölgesel gerilimi düşürme ve barışı sağlama söyleminin Yemen’e yönelik saldırılar, abluka ve işgal politikalarıyla çeliştiğini vurguladı. Bölge ülkelerine Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail’in çıkarlarına hizmet eden ittifaklardan çekilme çağrısında bulundu.
El-Mesire Net’in özel haberine göre Muhammed Ali Husi, Suudi rejiminin Dışişleri Bakanlığının, ülkenin Savunma Bakanı’nın Tahran ziyaretinin bölgede gerilimi azaltmayı amaçladığı ve tarafların arabuluculuk çabalarının sonuçlarına olumlu ve somut yaklaşmasının beklendiği yönündeki açıklamalarını değerlendirdi.
Husi, söz konusu açıklamaların sahadaki uygulamalarla örtüşmediğini belirterek, “Suudi rejiminin bölgede güvenliğin tesis edilmesinde merkezi bir rol oynadığı iddiası; Yemen’e karşı sürdürdüğü tırmandırma, öldürme, abluka, saldırı ve işgal politikalarıyla çelişiyor.” dedi.
“Suudiler saldırıları durdurmalı, ablukayı kaldırmalı”
Yemenli yetkili, Suudi rejiminin atması gereken asıl adımın Yemen’e yönelik saldırıları durdurmak, ülkeye uygulanan ablukayı kaldırmak ve Yemen topraklarındaki işgaline son vermek olduğunu vurguladı. Bunların bölgede yaşananların sona ermesi için atılması gereken temel adımlar olduğunu ifade etti.
Suudilerin geçmişte kurduğu ittifakların başarısız olduğunu söyleyen Husi, bu ittifakların birlikte hareket ettiği taraflara karşı dönmesiyle bilindiğini belirtti.
Suudi rejimini İran’a yönelik tutumunu da eleştiren Husi, Suudilerin bölgesel barış ve istikrarı savunan bir ülke görüntüsü vermeye çalıştığını, ancak Yemen’de ve başka ülkelerde izlediği politikaların bunun tam tersini ortaya koyduğunu söyledi.
“İsrail’e büyük hizmet”
Husi, Suudi rejiminin savunulması amacıyla oluşturulduğu iddia edilen ittifaka Mısır’ın ve Mısır Parlamentosunun destek vermesini de eleştirdi. Bu tutumun Yemen’e karşı bir savaşın desteklenmesi anlamına geldiğini belirten Husi, söz konusu yaklaşımın İsrail’e önemli bir hizmet sunduğunu vurguladı.
Mısır’ın bu politikayla İsrail’in Sina Yarımadası’nı yeniden hedef almasına ve Mısır topraklarının bazı bölümlerini kontrol altına almasına zemin hazırlayabilecek bir sürecin parçası haline geldiğini söyleyen Husi, İsrail’in Mısır ordusunu yeniden yıpratmayı amaçladığını belirtti.
Husi, bu senaryoyu 1960’lı yıllardaki gelişmelere benzeterek, Mısır’ın askerî kapasitesinin yeniden tüketilmesinin İsrail’in Sina üzerindeki emellerini gerçekleştirmesine ve Filistinlileri bu bölgeye sürmesine imkân sağlayabileceğini vurguladı.
“İttifaklar İsrail’in saldırganlığına karşı yönelmeli”
Bölgede kurulan ittifaklardan korkmadıklarını belirten Husi, asıl meselenin bu iş birliklerinin hangi amaç doğrultusunda hareket edeceği olduğunu söyledi.
İttifakların İsrail’e karşı yönelmesi gerektiğini vurgulayan Husi, İsrail’in Filistin, Suriye, Lübnan ve İran başta olmak üzere bölgedeki ülkelere karşı savaş yürüttüğünü ve Mısır’ı da hedef alabilecek bir hazırlık içinde olduğunu belirtti.
Mısır, Türkiye ve Pakistan’ın Yemen’e yönelik saldırıların ve ablukanın sürdürülmesine destek vermek yerine bölgedeki asıl tehdide odaklanması gerektiğini söyleyen Husi, ABD ve İsrail’in bölgedeki nüfuzuna karşı ortak hareket edilmesi çağrısında bulundu.
Husi, Yemen’in talebinin saldırıların sona erdirilmesi, ablukanın kaldırılması ve 2015’ten bu yana ülkede meydana gelen yıkım nedeniyle tazminat ödenmesi olduğunu ifade etti. Yemen’deki Ensarullah liderliğinin bu konudaki açıklamalarının dikkate alınması gerektiğini belirten Husi, saldırıların durması halinde çatışmaların da sona ereceğini ve hayatın normale dönebileceğini vurguladı.
“Babülmendeb ve Süveyş Kanalı için tehdit değil, korumayız”
Babülmendeb Boğazı’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Husi, kendilerinin bölge için bir tehdit oluşturmadığını, aksine Yemen’i, Süveyş Kanalı’nı ve Arap-İslam dünyasının diğer bölgelerini koruduklarını söyledi.
2015’ten bu yana izledikleri politikada herhangi bir değişiklik olmadığını belirten Husi, bölgedeki çatışmaları körüklemek amacıyla belirsiz tehdit algılarının üretildiğini vurguladı. Bu söylemlerin ABD, İngiltere ve İsrail istihbarat servisleri tarafından bölge ülkeleri arasındaki çatışmaları sürdürmek için kullanıldığını ifade etti.
Yemen halkına da seslenen Husi, ülkesinin yıllardır çeşitli ittifaklar ve saldırılarla karşı karşıya kaldığını belirtti. Bu süreçte direnişin sürdüğünü ve kendilerine saldıran tarafların kendi aralarında anlaşmazlıklar yaşadığını söyledi.
“Yeni ittifak da kendi içinde anlaşmazlığa düşecek”
Yemenli yetkili, “Mekke Savunma İttifakı” olarak adlandırılan oluşumun da zamanla kendi içinde görüş ayrılıkları yaşayacağını belirtti. ABD’nin bu ittifakın İsrail’in çıkarlarına zarar vereceğini düşünmesi halinde oluşuma karşı çıkacağını savunan Husi, Washington’ın ittifakı engellememesinin, söz konusu yapının ABD ve İsrail’in bölgesel çıkarlarını desteklediğini gösterdiğini vurguladı.
İttifaka katılan ülkelere çağrıda bulunan Husi, bu yapıdan çekilmelerini ve bölgesel barış için daha doğru bir yol izlemelerini istedi. Bölgenin ABD ve İsrail’in nüfuzundan kurtarılmasının ülkelerin kendi çıkarlarını, denizlerdeki güvenliği ve Arap-İslam dünyasının güvenliğini koruyacağını savundu.
Açıklamasının sonunda bölgedeki toplantıların barışın sağlanmasına katkıda bulunmasını umduğunu dile getiren Husi, barışa karşı olmadıklarını ancak Yemen’e yönelik işgalin, saldırıların ve halkın maruz kaldığı ihlallerin sürmesine karşı çıktıklarını söyledi.
Husi, “Biz savaş isteyenler değil, özgürlük, bağımsızlık ve gerçek barış isteyenleriz. Gerçek barış, ülkemizin, halkımızın ve ümmetimizin çıkarlarını güvence altına alan barıştır.” ifadelerini kullandı.




