Son Dakika
İnşa

Washington’ın Lübnan baskısı Hizbullah dışındaki isimlere uzanıyor

29 Ekim 2026 08:11 Bu sayfayı yazdır

Banka yasasına itiraz ve Daher Baydar’daki patlayıcı dosyasının sevkinin ertelenmesi, Washington’la Beyrut arasındaki gerilimi artırdı; olası yaptırımların Hizbullah dışındaki siyasi ve güvenlik yetkililerini de kapsayabileceğini değerlendiriyor.

Washington’ın Lübnan baskısı Hizbullah dışındaki isimlere uzanıyor
Washington’ın Lübnan baskısı Hizbullah dışındaki isimlere uzanıyor YDH
Yazı boyutu
100%
3 dk okuma

YDH- Washington’ın Lübnan yönetiminin siyasi, güvenlik ve mali dosyalardaki tutumundan duyduğu rahatsızlığın arttığına ilişkin işaretler, ABD baskısının Hizbullah’la sınırlı kalmayıp siyasi ve güvenlik yetkililerini de kapsayabileceğini gösteriyor.

Beyrut’ta, bazıları Hizbullah çevresinden olmayan, hatta ABD’ye yakın kampta yer alan mevcut ve eski yetkililere yaptırım uygulanabileceği yönündeki bilgiler yayılıyor.

ABD’nin rahatsızlığı, silahların devletin tekelinde toplanması dosyasının yanı sıra mali ve yargısal kararları da kapsıyor. Bunların son örnekleri, bankaların yeniden yapılandırılması yasasına yapılan itiraz ve Daher Baydar’da ele geçirilen patlayıcılarla ilgili dosya oldu. Washington’ın değerlendirmesinde iki dosya da aynı soruyu gündeme getiriyor: Lübnan yönetimi, iç siyasi dengeleri gözeten uzlaşmalardan bağımsız biçimde ABD’nin talepleri doğrultusunda karar alabilecek mi?

Banka yasası üzerindeki gerilim

Cumhurbaşkanı Jozef Aun’un bankaların yeniden yapılandırılması yasasına yaptığı itiraz, anayasal çerçevenin ötesinde siyasi yorumlara yol açtı. Anayasa Konseyi’nin itirazı oybirliğiyle kabul etmesi, üyelerin bir bölümünün Meclis Başkanı Nebih Berri lehine oy kullanmayacağı yönündeki beklentilerin tersine gelişti.

Siyasi çevrelerde aktarılanlara göre bu üyelerin tutumu, Başbakan Nevaf Selam’ın Berri’ye tepki göstermesine neden oldu. İtiraz, bankacılık sektörünün yeniden yapılandırılması ve reformların maliyetini kimin üstleneceği üzerindeki mücadele sürerken, devletin üst kademeleri arasındaki görüş ayrılıklarının yeni bir başlığına dönüştü.

Siyasi değerlendirmelerde itirazın arka planında hukuki ve anayasal gerekçelerin yanı sıra, bankacılık sektöründe etkili bazı Hristiyan çevrelerin çıkarlarının da bulunduğu belirtiliyor. Bu çevrelerin, yeniden yapılandırmanın konum ve nüfuzlarına etkisinden kaygı duyduğu aktarılıyor. ABD’nin ise itirazın seyri ve sonucundan, öne sürülen gerekçeleri yeterli bulmadığı için rahatsız olduğu bildiriliyor.

Patlayıcı dosyası ve siyasi uzlaşma

Daher Baydar’da ele geçirilen patlayıcılarla ilgili dosya, ABD’nin güvenlik ve yargı başlıklarındaki itirazlarını da gündeme taşıdı. Soruşturmanın tamamlanması beklenerek dosyanın Adalet Konseyi’ne sevkinin ertelenmesi, Washington’da sıradan bir yargı işlemi olarak değil, hassas kararların siyasi uzlaşmalara tabi olduğunun yeni bir göstergesi olarak değerlendirildi.

Bilgilere göre sevkin ertelenmesinden önce yürütülen temaslar ve bu temasların kararı engelleyen bir iç uzlaşmayla sonuçlanması ABD’yi rahatsız etti. Siyasi çevreler, o aşamada dosyanın Adalet Konseyi’ne sevk edilmesini önlemek isteyen Berri’nin tutumuyla Suudi rejiminin uzlaşmanın sağlanmasına katkıda bulunduğunu aktardı.

Washington açısından dosyanın önemi, ele geçirilen sevkiyatın akıbetiyle sınırlı değil. ABD, soruşturma ve kovuşturmanın tamamlanmasının yanı sıra silahların devletin tekelinde toplanması ve güvenlik-yargı kurumlarının Hizbullah’la bağlantılı dosyaları ele alış biçiminde daha kapsamlı adımlar atılmasını istiyor. Sevkin ertelenmesine yönelik itiraz, yönetimin Hizbullah karşısında ne yapabileceği ve ne yapmaya hazır olduğu konusundaki daha derin ayrışmayı yansıtıyor.

Yaptırım tehdidinin kapsamı genişliyor

Siyasi çevrelerde konuşulan olası ABD yaptırımlarının, Hizbullah’la bağlantılı isimlere yönelik geleneksel tehditlerin ötesine geçebileceği belirtiliyor. Olası hedefler arasında, Washington’ın uygulanmasını istediği kararları geciktirdiğini ya da engellediğini düşündüğü mevcut ve eski siyasi-güvenlik yetkililerinin de bulunduğu aktarılıyor. Kulislerde, ABD’nin hedef alabileceği beklenmedik isimler ve hatta cumhurbaşkanına yakın çevrelerden bazı kişiler konuşuluyor.

Bu bilgiler doğrulanırsa ABD yaklaşımındaki yenilik, yaptırım tehdidinin yalnızca Washington’ın rakiplerine yönelmemesi olacak. Kamuoyu önünde ABD’nin tercihleriyle örtüşen tutumlar benimseyen, ancak hassas güvenlik ve yargı dosyalarındaki performansı Washington’ın beklentilerini karşılamayan yetkililer de baskı kapsamına girebilir. Böylece yaptırımlar, ABD’nin müttefiklerine karşı da bir hesap sorma aracına dönüşebilir.

Bu gelişmeler, İsrail seçimlerinin ardından bölgesel tablonun nasıl şekilleneceği henüz netleşmemişken yaşanıyor. İsrail’deki siyasi dengelerin değişmesi, Lübnan’a yönelik yaklaşımın da değişeceği anlamına gelmiyor. Washington’ın baskıyı artırma ya da uzlaşmalara alan açma yönündeki tutumu ise sahadaki gelişmelere ve ABD yönetiminin bölgesel hesaplarına bağlı kalacak. Seçim sonrasını belirlenmiş bir sürecin başlangıcı olarak görmek mümkün değil; dönemin yönünü ilgili tarafların alacağı kararlar belirleyecek.

İlgili Haberler