Teröristan 2.0: İran'da rejim değişikliği için İdlib modeli
ABD’li düşünce kuruluşu, İran’da rejim değişikliğini hedefleyen askeri, ekonomik ve siyasi baskının nasıl koordine edilmesi gerektiğini ele alan kapsamlı bir strateji yayımladı.
YDH ― Siyaset uzmanı Seth D. Kaplan, Ortadoğu Forumu'nda yayımlanan analizinde, askeri ve ekonomik baskının ancak içerideki siyasi dinamikleri tetikleyecek bütünleşik bir stratejiyle desteklenmesi durumunda kalıcı bir siyasi geçişe dönüşebileceğini açıkladı.
İşte Amerikalı düşünce kuruluşunun raporunda yer alan o kapsamlı stratejinin detayları:
1. Bütünleşik strateji ve eşzamanlı baskı
Analize göre, ne tek başına askeri operasyonlar, ne ekonomik baskılar, ne de halk protestoları tek başlarına rejim değişikliğini garanti edebilir. Muhalifleri güçlendirirken, İslam Cumhuriyeti’nin yönetim kapasiteleri de eş zamanlı olarak zayıflatılmalıdır.
2. Protestoların asıl işlevi: Elitlerin hesaplarını değiştirmek
2009’dan bu yana İran'da yaşanan protesto hareketleri geniş halk kitlelerini sokağa dökse de, bütünleşik bir örgütlenme kuramadığı veya rejim elitleri arasında erozyona yol açamadığı için sonuçsuz kaldı.
Protestoların asıl stratejik değeri,sokakları doğrudan devrimle ele geçirmesinden ziyade, rejim içi elitlerin risk hesaplarını değiştirerek onları çözülmeye itmesidir.
3. Muhalefetin örgütsel dağınıklığı ve çatı oluşum ihtiyacı
İran muhalefetinin en büyük zaafı halk desteğinin azlığı değil, tek bir siyasi oluşumdan mahrum olmasıdır. Bu eksikliği gidermek için; ülkedeki ve yurtdışındaki aktörlerin faaliyetlerini, işçi gruplarını, kadınları, öğrencileri, etnik toplulukları,teknokratları, ekonomik aktörleri ve reformist dini figürleri koordine edecek geniş katılımlı çatı bir siyasi yapı şarttır.
4. “Altın kural”: Dış desteğin gizli tutulması
ABD veya İsrail’den gelebilecek açık ve görünür destekler, rejimin eline “dış müdahale ve kuklalık” propagandası için koz verir.
Bu durum muhalefetin yerel meşruiyetini zayıflatır ve rejim elitleri arasındaki çözülmeyi engeller. Bu nedenle dış yardımlar ve destekler kesinlikle gizli ve dolaylı kanallardan yürütülmelidir.
5. Suriye'deki “İdlib modeli” ve güvenli Enklavlar
Alternatif yönetim kurumlarının kurulması için güvenli alanlar sağlanmalıdır; tıpkı Suriye’nin İdlib bölgesinde olduğu gibi. Bu tür korunaklı enklavlar başlangıçta İran’ın Kürdistanı veya Belucistanı gibi sınır bölgelerinde ortaya çıkabilir.
Ancak yalnızca azınlık bölgelerinde kalmak ayrılıkçı anlatıları güçlendirebileceğinden, bu bölgelerin hızla Farsça konuşulan ana merkeze nüfuz edebilecek bir ulusal direniş üssüne dönüştürülmesi gerekmektedir.
6. Güvenli bölgelerin psikolojik ve siyasi değeri
Sınır erişimi, mali kaynaklar, güvenli iletişimler, bağımsız medya, hukuki uzmanlık ve idari kapasiteyle desteklenecek bu güvenli bölgelerin en büyük gücü askeri değil, siyasi ve psikolojik olacaktır.
Hükümetin ulusal toprakların bir kısmı üzerindeki kontrolünü yitirmesi, rejimin "sarsılmazlığı" algısını yerle bir eder, elitlerin güvensizliğini artırır ve bürokrasi ile güvenlik güçlerini rejime sırt çevirmeye teşvik eder.
7. ABD’nin siyasi, ekonomik ve enformasyonel rolü
Bu hedeflere ulaşmak için ABD; siyasi, ekonomik, diplomatik ve istihbarat araçlarını koordine etmelidir. Öncelik; geniş temsile sahip muhaliflerin oluşumunu kolaylaştırmak, Farsça bağımsız medyayı ve anti-sansür teknolojilerini (güvenli iletişimleri) desteklemek ve halka güvenilir bir alternatif vizyon sunmaktır.
8. Rejim içi elitlere yönelik farklılaştırılmış yaklaşım
ABD ve müttefiklerinin politikası, baskı ve yolsuzluktan sorumlu üst düzey Devrim Muhafızları komutanları ile teknokratlar, devlet memurları, eyalet yöneticileri, ekonomik aktörler ve alt rütbeli güvenlik güçleri arasında keskin bir ayrım yapmalıdır.
Çünkü ikincisinin rejimle iş birliği genellikle ideolojik sadakatten değil, belirsizlik ve hayatta kalma güdüsünden kaynaklanmaktadır. Onlara geçiş sonrası güvence verilmelidir.
9. İsrail’in askeri ve istihbari baskı rolü
İsrail’in temel katkısı, Devrim Muhafızları komutanlarına, füze ve dron altyapısına, komuta sistemlerine ve askeri üretim tesislerine karşı kesintisiz askeri ve istihbarat baskısı uygulamak olacaktır.
Bu operasyonlar rejimin baskı kapasitesini kırarken, içerideki siyasi çatlaklar için uygun zemin yaratacaktır.
10. Bölgesel vekillerin bozulması ve istihbarat faaliyetleri
İstihbarat faaliyetleri, rejim elitleri içindeki çatlakları ve korunaklı siyasi alanlar yaratma fırsatlarını tespit etmelidir.
Eş zamanlı olarak İsrail, Tahran’a bölgesel güç sağlayan Hizbullah, Iraklı silahlı gruplar, Yemen’deki Husiler ve diğer vekil ağları etkisizleştirerek İran'ın dışarıya güç yansıtma kapasitesini çökertmelidir.
Sonuç
Daha önce yayımladığı eserleriyle tanınan kırılgan devletler uzmanı Seth D. Kaplan’ın Ortadoğu Forumu'ndaki analizi şu kritik uyarıyla noktalanıyor:
Askeri baskının dorukta olduğu bu dönemin doğru bir siyasi geçiş planlamasıyla taçlandırılmaması durumunda rejim kabuk değiştirerek hayatta kalabilir. Ancak askeri güç, bütünleşik bir siyasi vizyonla harmanlanırsa; on yıllardır bölgeyi tehdit eden İslam Cumhuriyeti dönemi kapatılarak istikrarlı, demokratik ve uluslararası topluma entegre olmuş bir İran'ın önü açılabilir.




