'Destansı Öfke'yi biraz olsun denemenin tehlikeli hayali
❝İran, sadece bombalanarak dize getirilemeyeceğini ve liderlerinin büyük tavizler koparmadan Trump'a savaşı diplomasiyle bitirme fırsatı vermeyeceğini kanıtladı.❞
YDH ― Eski ABD Ulusal Terörle Mücadele Merkezi Direktörü Joe Kent, Amerikan siyaset ve dış politika gündeminin önemli yayınlarından The Hill için kaleme aldığı analizde, Trump rejiminin İran’la yeniden sıcak çatışmaya girme ihtimalini değerlendirerek yeni bir saldırı dalgasının ABD’yi daha büyük bir askeri ve ekonomik çıkmaza sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
▪️▪️▪️
Başkan Trump, önümüzdeki gün ve haftalarda “küçük çaplı bir Destansı Öfke (Epic Fury)” hamlesiyle İran’la yeniden sıcak çatışmaya girmeyi tartarken, savaşın şu değişmez kuralını unutmamalıdır: Düşmanın da bir hamlesi var.
Trump, hızlı zafer vaatleriyle kendisini bu savaşa sürükleyen danışmanlarına değil, yılların imbiğinden geçmiş ticari içgüdülerine güvenmeli. Haziran ayında Destansı Öfke’nin ilk aşamasını ne kadar doğru okuduğunu hatırlamalıdır: Bu süreç onu askeri bir çıkmaza sürüklemiş, ekonomiyi ise öylesine sarsmıştı ki, Trump neredeyse ABD'de yeni bir ekonomik buhranı tetikleyerek ikinci bir Herbert Hoover olma noktasına gelmişti.
Savaşın ekonomik faturası ağırlaşınca Trump, çatışmaları durdurmak ve petrol akışını yeniden sağlamak adına bir mutabakat zaptı imzaladı. Bu doğru bir karardı. O gün olduğu gibi bugün de en kritik mesele, Hürmüz Boğazı’nın yeniden ulaşıma açılmasıdır.
Çatışmanın ilk perdesi olan asıl Destansı Öfke harekâtı boyunca ABD, İran askeri tesislerine binlerce mühimmat yağdırdı; hem sivil hem askeri amaçlı kritik altyapıyı vurarak ülke ekonomisine ağır darbe indirdi. Bazı tahminlere göre, sırf bombardımanın yol açtığı yıkımın faturası 100 milyar doları aştı. Ne var ki bu devasa yıkıma, yönetim kadrosunu hedef alan suikastlara ve 100 günü aşkın süredir devam eden ablukaya rağmen İran hâlâ ayakta.
İran ekonomisi her ne kadar can çekişse de, enerji santrallerini, ekonomik hedefleri ve sivil altyapıyı yeniden bombalamanın; sekiz aylık yıkımın dahi getiremediği o mali çöküşü, bölünmeyi ve anarşiyi tetikleyeceğine dair elde pek az kanıt var.
Savaşın başından bu yana İran riyali, dolar karşısında 1,72 milyondan 2,7 milyona çakılarak yüzde 36,3 değer kaybetti.Buna rağmen, İran halkının rejimi devirmek için birkaç gün içinde kitlesel olarak sokaklara döküleceğini gösteren neredeyse hiçbir işaret yok.
Buna karşılık Amerikan halkı, İran Savaşı’na ezici bir çoğunlukla karşı çıkıyor. Pew Araştırma Merkezi’nin verilerine göre Amerikalıların yüzde 65’i Trump’ın bu krizi yönetme biçimini onaylamıyor. Hızla tırmanan enerji fiyatları, sıradan Amerikalının belini bükmüş durumda. Petrolün varili 113 dolardan işlem görürken, dizelin galonu 6 doları aşmış, benzin ise 4,20 dolara dayanmışken ekonomik tablo ciddiyetini koruyor.
Bizi bu savaş bataklığından çıkarmak için Trump’ın Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmaya odaklanması ve bizi en başta bu çıkmaza sürükleyen o başarısız taktiklerde diretme çağrılarına kulağını tıkaması gerekiyor. Yeni bir bombardıman dalgası, hele ki İran Körfez’deki diğer enerji tesislerini vurarak karşılık verirse, ülke içinde büyük bir ekonomik krizi tetikleyebilir. Üstelik askeri operasyonlara dönmek, ortada net bir askeri hedef yokken daha fazla Amerikan askerinin pisi pisine can vermesi anlamına gelir.
İran Donanması’nı, Hava Kuvvetleri’ni ve mevcut lider kadrosunun büyük bölümünü haritadan silen o devasa bombardımana rağmen, Umman Rotası’ndan geçen gemilere yönelik saldırılar Ekim ayında tarihi zirvesine ulaştı. Üstelik İran’ın, topyekûn savaşın yeniden başlaması ihtimaline karşı, sırf 11 Ekim’de kayıtlara geçen 30’u aşkın test de dahil olmak üzere, bu ay onlarca füze denemesi yaptığı bildirildi.
Mevcut tabloda hiçbir veri, özellikle sekiz aylık savaşın küresel enerji rezervlerini erittiği bir ortamda, İran’ın olası yeni ABD saldırılarına küresel ekonomiyi felç edecek çapta bir misilleme yapamayacağını göstermiyor.
İran, sadece bombalanarak dize getirilemeyeceğini ve liderlerinin büyük tavizler koparmadan Trump’a savaşı diplomasiyle bitirme fırsatı vermeyeceğini kanıtladı. Bu çatışma İran rejimi için bir ölüm kalım meselesine dönüştükçe ve müzakere çabaları defalarca sonuçsuz kaldıkça, Tahran’daki ılımlı isimler de savaşı ancak küresel ekonomiye vurulacak yıkıcı bir darbenin bitirebileceğine inanan şahinler tarafından saf dışı bırakılıyor.
İran’ın sadece Hürmüz’de değil, Umman ve Fars körfezlerinde de hedefleri vurma konusundaki kanıtlanmış kabiliyeti ve gittikçe kırılganlaşan küresel enerji piyasası düşünüldüğünde; “küçük çaplı bir Destansı Öfke” senaryosu, İran’ın sert misillemesiyle Trump’ı tam da kaçınmaya çalıştığı o Herbert Hoover dönemi ekonomisine sürükleme riski taşıyor.
Trump’ın önünde iki akılcı seçenek var: Ya mutabakat zaptına geri dönmek ya da doğrudan zafer ilan edip çekilmek.Mutabakata dönüş, İran yönetiminin ısrarlı talepleriyle örtüşecek ve Trump’ın zaten kabul ettiği bir anlaşmaya yeniden hayat verecektir.
Ancak Trump bunu geri dönülmez bir adım olarak görüyorsa; doğrudan zafer ilan edebilir, ablukayı kaldırabilir ve Amerikan birliklerini bölgeden çekebilir. Böylece İran’ın Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiğini tehdit etme bahanesini büyük ölçüde elinden almış olur. Bu hamle, hem iki tarafa da kendi kamuoyuna zafer ilan etme şansı tanıyacak hem de diplomatik ilerleme için yeni kapılar aralayacaktır.
İran’a son bir darbe daha indirme fikrinin cazibesi anlaşılabilir. ABD’nin şimdiye dek verdiği hasar gerçekten de muazzam. Ne var ki Trump, bu savaşta başlayacak yeni bir sıcak çatışma evresinin ne kadar süreceğini tek başına tayin edebileceğini sanmamalıdır.
Çeviri: YDH
İlgili Haberler
Ortadoğu’da ayrı güvenlik alanları mı, tek bir ortak düzen mi?
29 Ekim 2026 12:15
İsrail kralının sonbaharı: Belirsiz ufuk
28 Ekim 2026 01:30
İsrail'den istihbarat desteği alan Suudiler, Yemen’in istihbarat ağınd…
25 Ekim 2026 19:00
CIA, İsrail’in çöküşünün yakın olduğunu ortaya koyan gizli bir raporu …
25 Ekim 2026 18:27
