Son Dakika
İnşa

The Guardian: Trump'ın seçim zaferlerinin arkasındaki ittifak dağılıyor

04 Kasım 2026 22:59 Bu sayfayı yazdır

The Guardian yazarı Aditya Chakrabortty, ABD'deki ara seçimlerin Trump'ı iktidara taşıyan milyarderler ile işçi sınıfı arasındaki ittifakı sarstığını, ekonomik eşitsizliğin kültür savaşlarının önüne geçmeye başladığını savundu.

The Guardian: Trump'ın seçim zaferlerinin arkasındaki ittifak dağılıyor
The Guardian: Trump'ın seçim zaferlerinin arkasındaki ittifak dağılıyor YDH
Yazı boyutu
100%
2 dk okuma

YDH — The Guardian yazarı Aditya Chakrabortty, ABD'deki ara seçim sonuçlarını ABD Başkanı Donald Trump'ın siyasi koalisyonunun çözülmesi üzerinden değerlendirdi.

Chakrabortty'ye göre Trump'ı Beyaz Saray'a taşıyan milyarderler, teknoloji patronları ve işçi sınıfı arasındaki ittifak, eski usul sınıf siyasetinin yeniden güç kazanmasıyla sarsılıyor.

Yazar, Trump'ın bu koalisyonu sınıf çelişkilerini kültür savaşına dönüştürerek kurduğunu belirtiyor.

İşçilerin ücret ve yaşam koşullarına ilişkin taleplerini geri plana iten Trump, göçmenler ve kültürel kutuplaşma üzerinden seçmenleri bir arada tutmayı başardı.

Ancak artan benzin, gıda ve kira fiyatları, bu siyasi söylemin etkisini zayıflatıyor.

Chakrabortty, New York Belediye Başkanı Zohran Mamdani'nin yükselişini de bu değişimin önemli göstergelerinden biri olarak değerlendiriyor.

Mamdani'nin geçim krizini yalnızca yüksek fiyatlarla değil, düşük ücretler ve gelir eşitsizliğiyle birlikte ele alması, ekonomik sorunları doğrudan sınıf siyasetine bağladı.

İki partinin de payı olan ekonomik düzen

Yazar, ABD'deki eşitsizliğin yalnızca Trump yönetimiyle başlamadığını, Cumhuriyetçi ve Demokrat yönetimlerin onlarca yıldır sermayeyi ve mülkiyeti önceleyen politikalar izlediğini vurguluyor.

Chakrabortty, bugün en zengin 400 hanenin Amerikalıların en alt yüzde 50'sinden daha düşük oranda vergi ödediğini, işçilerin ulusal gelirden aldığı payın ise 1960'lardaki yüzde 30 seviyesinden yüzde 20'ye gerilediğini aktarıyor.

Bu tabloyu Trump dönemindeki eşitsizliğin en belirgin özelliği olarak nitelendiren Chakrabortty, her iki partinin de katkıda bulunduğu ekonomik düzenin işçi sınıfının yaşam koşullarını ağırlaştırdığını savunuyor.

Yapay zekâ yatırımları da seçmenin tepkisini çekiyor

Chakrabortty, ABD ekonomisindeki büyümenin giderek yapay zekâ yatırımlarına bağımlı hale geldiğine, ancak bu yatırımların kazançlarının dar bir teknoloji şirketleri ve yatırımcılar grubunda toplandığına dikkat çekiyor.

Veri merkezlerinin enerji ve su tüketimi ile yerel topluluklar üzerindeki etkileri de seçmenlerin tepkisini artırıyor.

Yazar, bu tepkinin en belirgin örneklerinden birinin Teksas'ta yaşandığını belirtiyor. Elon Musk'ın eyaletteki Cumhuriyetçi adaylara yüz milyonlarca dolar aktarmasına rağmen Demokrat James Talarico'nun seçim zaferi kazanmasını, teknoloji sermayesine karşı gelişen tepkinin göstergelerinden biri olarak sunuyor.

Talarico, zafer konuşmasında ülkedeki temel mücadelenin sağ ile sol arasında değil, “yukarıdakiler ile aşağıdakiler” arasında yaşandığını söyledi.

Siyasetçilerin toplumdaki bölünmeleri derinleştirerek ekonomik eşitsizliği görünmez kılmaya çalıştığını savunan Talarico, seçim sonuçlarının bu kesimlere karşı bir mesaj taşıdığını ifade etti.

2028'e doğru Sanders çizgisi

Chakrabortty, ara seçim sonuçlarının Demokrat Parti içinde yolsuzluk karşıtı, savaş karşıtı ve milyarderlerin ekonomik gücünü hedef alan politikaların önünü açabileceğini savunuyor.

Chakrabortty’ye göre 2028 başkanlık seçimlerinde Demokrat adaylar, Bernie Sanders'ın temsil ettiği ekonomik ve siyasi çizgiye daha fazla yaklaşmak zorunda kalacak.

Chakrabortty, Trump'ın bir dönem kendisini seçmen kaybetmeden her türlü siyasi skandalın içinden çıkabilecek kadar güçlü gördüğünü hatırlatarak, ara seçimlerin bu dokunulmazlık algısına ciddi bir darbe vurduğunu ileri sürüyor.

İlgili Haberler