Neo-muhafazakârlar seçimlerdeki İran depreminin şokunu atlatamadı
ABD ara seçimlerinde İran savaşına yönelik tepkinin Cumhuriyetçilere oy kaybettirmesi, savaşın destekçileri arasında karşılıklı suçlamaları ve neo-muhafazakâr çevrelerde hesaplaşmayı beraberinde getirdi.
YDH ― ABD'de salı günü yapılan ara seçimler, seçmenlerin büyük çoğunluğunun Trump rejiminin İran'a karşı yürüttüğü savaşı reddettiğini ortaya koyarken, savaşın en güçlü savunucuları arasında da büyük bir hesaplaşma başlattı.
Responsible Statecraft'a göre, Cumhuriyetçilerin seçim yenilgisinin ardından İran savaşına destek veren neo-muhafazakâr çevreler, savaşın siyasi sonuçları ve sorumluluğu konusunda birbirine düştü.
ABD'de seçmenlerin dış politikaya göre oy kullanmadığı uzun süredir yaygın bir kanaat olarak kabul ediliyordu.
Ancak ara seçim sonuçları, bu yaklaşımın sınırlarını gösterdi.
NBC News'in yayımladığı sandık çıkış anketine göre seçmenlerin yüzde 74'ü İran savaşını oy tercihlerini etkileyen “hayati” veya “önemli” bir etken olarak gördü.
Seçmenlerin yüzde 62'si ise İran'a karşı askeri güç kullanılmasını yanlış bir karar olarak değerlendirdi.
Seçimlerden önce yayımlanan ekim ayı Fox News anketi de İran’a karşı savaşın yanı sıra savaşla bağlantılı enflasyon ve akaryakıt fiyatlarının seçmenlerin en çok önem verdiği konular arasında bulunduğunu gösteriyordu.
Savaşın seçimlerde etkili olmayacağını savunmuşlardı
Responsible Statecraft'ın aktardığına göre seçim sonuçları, savaşın en büyük savunucularını ve kamuoyu önündeki destekçilerini hazırlıksız yakaladı.
Bu isimler, savaşın seçmenler arasında ciddi bir tepkiye yol açmayacağını savunmuş ve takipçilerine böyle bir siyasi geri tepmenin yaşanmayacağı güvencesini vermişti.
Bazı isimler yanıldıklarını kabul ederken, diğerleri savaşın savunusunu sürdürdü.
Bu ayrışma kısa sürede karşılıklı suçlamalara dönüştü. Neo-muhafazakâr çevreler, savaşın hata olduğunu kabul eden kendi saflarındaki isimleri hedef almaya başladı.
Article III Project'in kıdemli hukuk danışmanı Will Chamberlain, muhafazakâr medya dünyasında İran savaşının en hararetli destekçilerinden biriydi.
ABD Başkanı Donald Trump ve İsrail'in savaşı başlatmasından altı hafta sonra, 17 Nisan 2026'da yaptığı paylaşımda ABD'nin İran'dan zenginleştirilmiş uranyumu alacağını, uranyum zenginleştirme faaliyetlerini durduracağını ve vekil güçlere sağlanan finansmanı sona erdireceğini savundu.
Chamberlain, ABD'nin İran'ın hava kuvvetlerini, donanmasını, hava savunma sistemlerini, savunma sanayisini ve üst düzey yönetimini de imha ettiğini ileri sürdü.
Bütün bunların altı hafta içinde gerçekleştiğini söyleyen Chamberlain, operasyonu “jeopolitik bir başyapıt” olarak nitelendirdi.
Nisan ayında The Blaze'e verdiği röportajda ara seçimlere gelindiğinde İran savaşının nasıl bir gündem oluşturacağı sorulan Chamberlain, savaşın seçimlerde yalnızca küçük bir ayrıntı olarak kalacağını iddia etmişti.
“Ara seçimlerde bunun açıkçası küçük bir dipnot olacağını düşünüyorum. Sanırım başka bir konu tartışmalara hâkim olacak” diyen Chamberlain, savaşın seçmenlerin gündeminde belirleyici olmayacağını savunmuştu.
Ancak 3 Kasım'da seçim sonuçlarının açıklanmasının ardından tutumunu değiştirdi. Chamberlain, İran savaşının açıkça ve felaket boyutunda sevilmediğini kabul ederek “Bu savaş sona ermeli” dedi.
Mark Levin seçim yenilgisinde savaşı suçlamayı reddetti
Chamberlain'in açıklaması, sekiz aydır devam eden İran savaşına ilişkin Amerikan kamuoyunun tepkisini kabullenmeyen diğer neo-muhafazakâr isimlerden ayrıştı.
Savaşın destekçileri arasında, Amerikalıların çatışmaya karşı çıktığını ve Cumhuriyetçilere ülke genelinde oy kaybettiren etkenlerden birinin bu tepki olduğunu kabul edenlerle bunu reddedenler karşı karşıya geldi.
Trump'ın yakın çevresinden ve İsrail'in fanatik destekçilerinden radyo sunucusu Mark Levin, eylül ayında dinleyicilerine İran savaşının seçmenler açısından yalnızca yüzde 4'lük bir mesele olduğunu söylemişti.
Levin, ara seçimlerde ne yaşanırsa yaşansın İran'ın sonuçları herhangi bir yönde belirleyecek gibi görünmediğini savunmuştu.
İsrail yanlısı yorumcu Ben Shapiro da Levin'e katılarak “Bence de tam olarak öyle” demişti.
Ancak Cumhuriyetçilerin İran savaşına verdikleri destek nedeniyle ağır kayıplar yaşayacağını sezmeye başlayan Levin, haftalar sonra olası seçim yenilgisinden kendisini uzak tutmaya çalıştı. Salı günü Cumhuriyetçilerin ağır bir yenilgi alması durumunda bunun kendi hatası olmadığını söyleyen Levin, savaşın Amerikan ailelerine yüklediği ekonomik maliyeti de küçümsedi.
Milyoner Fox News sunucusu, “Çoğumuz İran savaşından hiçbir şekilde etkilenmiyoruz” dedi.
Cumhuriyetçilerin kaybetmesi durumunda bunun İran savaşından veya benzin fiyatlarından kaynaklanmayacağını ileri sürdü.
Hürmüz Boğazı'ndaki kısıtlamalar Amerikan ailelerini vurdu
Responsible Statecraft, İran'ın Hürmüz Boğazı'ndan geçişlere getirdiği kısıtlamaların ABD'deki ekonomik etkilerine de dikkat çekti.
Bu yıl 28 Şubat'a kadar her gün serbest ve açık olan boğazdaki geçişlerin kısıtlanması, petrol ve dizel fiyatlarını hızla yükseltti.
Akaryakıt istasyonlarındaki fiyat artışlarının yanı sıra tarım ve ulaşım sektörlerinin bütün tedarik zincirlerinde maliyetler arttı. Böylece savaşın ekonomik yükü Amerikan ailelerine kadar ulaştı.
Moody's Analytics Başekonomisti Mark Zandi, temmuz ayında NBC News'e yaptığı değerlendirmede İran savaşının ortalama bir Amerikan hanesine, savaş hiç başlamamış olsaydı katlanacağı maliyetin en az 1.200 dolar üzerinde ek yük getirdiğini hesapladı.
Başlangıçta savaşı destekleyen ancak daha sonra tutumunu değiştiren Cumhuriyetçi Temsilciler Meclisi üyesi Nancy Mace de seçimlerin ertesi sabahı Mark Levin'i hedef aldı.
Mace, Levin'in Cumhuriyetçilerin uğradığı ağır seçim yenilgisinde büyük payı bulunduğunu savunarak, “Mark Levin bir aptal. Dün gece Cumhuriyetçilerin yaşadığı yıkıcı yenilgiye büyük katkıda bulundu” diye yazdı.
Levin, Mace'e verdiği yanıtta onu Kongre'de görev yapan “akıl sağlığı en bozuk kişilerden biri” diye nitelendirdi.
Cumhuriyetçilerin seçimleri birçok nedenle kaybettiğini savunan Levin, Mace'i “işe yaramaz, kendini öne çıkarmaktan başka bir şey yapmayan ve hiçbir iş üretmeyen” biri olmakla suçladı.
Ardından, “Defolup gitmen iyi oldu, kaçık” ifadelerini kullandı.
Silah şirketlerinin desteklediği düşünce kuruluşu savaşı savunuyor
Hudson Enstitüsü'nden Rebeccah Heinrichs de İran'a karşı askeri müdahalenin en istekli savunucuları arasında yer aldı.
Neo-muhafazakâr çizgideki düşünce kuruluşu Hudson Enstitüsü; BAE Systems, Bechtel, Boeing, General Dynamics, L3Harris, Raytheon, Palantir Technologies, Lockheed Martin ve diğer savunma sanayisi şirketlerinden finansman alıyor.
Heinrichs, Fox News'e düzenli olarak çıkarak İran savaşını savundu. Responsible Statecraft, bu savaşın Hudson Enstitüsü'nün silah sanayisindeki bağışçılarına yarar sağlayacağına dikkat çekiyor.
Chamberlain gibi savaşın Cumhuriyetçilere seçim kaybettiren bir mesele olduğunu kabul eden isimlerin aksine Heinrichs, desteğini daha da ileri taşıdı. Seçim sonuçlarının sorumluluğunu savaşı destekleyen hükümet yetkililerine değil, İran'la diplomasi yürütmeye çalışan yetkililere yükledi.
Heinrichs, X hesabından yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı:
İran'a karşı mücadele kararı alındıktan sonra sonuna kadar gitmemiz gerekiyordu. Trump, seçmenlere bunu anlatma görevini Dışişleri Bakanı Rubio ile Amiral Cooper'a vermeliydi. Hâlâ da vermeli.
Heinrichs, Ulusal Muhafazakârlık Konferansı'nın tanıtımında "ulusal güvenlik alanında etkili ve esnek stratejiler geliştirmeye ve uygulamaya odaklanan bir iletişim şirketi" olarak tanımlanan Strategic Improvisation'ın başkanı David Reaboi ile de X üzerinden aynı görüşte buluştu.
Reaboi, seçim yenilgisinin nedenini İran savaşının kazanılamamasına ve savaşı kaybetmeyi savunanların dinlenmesine bağladı.
“Bilmiyorum. Bana kalırsa asıl büyük hata, İran savaşını kazanmamak ve savaşı kaybetmeyi savunan insanları dinlemekti” diye yazdı.
İran savaşına en başından beri karşı çıkan ve savaşın ara seçimlerde yol açacağı sonuçları önceden öngören The American Conservative yazarı Andrew Day ise Heinrichs'in yaklaşımını alaycı bir dille özetledi:
İran savaşını yeterince sert yürütmedik. Daha da sert yürütmeliydik. O zaman Cumhuriyetçiler kazanırdı.
Vance'in savaş itirafı İsrail yanlılarını karşı karşıya getirdi
Başkan Yardımcısı JD Vance de seçim yenilgisinin ardından savaşın siyasi maliyetini kabul eden isimler arasına katıldı. İran savaşını daha önce kamuoyu önünde destekleyen ve savunan Vance, çarşamba günü yaptığı açıklamada, "Kaybetmemizin nedeni savaş" dedi.
Vance, seçmenlerin Cumhuriyetçi Parti'den savaşı sona erdirmesini, hayat pahalılığı ve enflasyona odaklanmasını, önce Amerika'nın çıkarlarını gözetmesini ve İsrail'le ilişkilerini değiştirmesini istediğini söyledi.
Bu açıklama, eski İsrailli sözcü Eylon Levy'nin tepkisini çekti. Levy, X hesabından Vance'i hedef alarak, "Sorunlarınızın hiçbirinin nedeni biz değiliz" diye yazdı.
Vance'in sözlerini Batı karşıtı aktörlerin yürüttüğü bir dezenformasyon kampanyasının parçası olarak değerlendiren Levy, bu açıklamaların "Batı'nın düşmanları tarafından Amerika'yı müttefikinden uzaklaştırmak amacıyla yürütülen milyarlarca dolarlık dezenformasyon savaşından ve günah keçisi ilan etme tarihinden ayrı düşünülemeyeceğini" savundu.
İsrail yanlısı bir diğer isim olan Marc Thiessen de Vance'in seçim değerlendirmesine itiraz etti. Thiessen, Trump'ın "Kaybetmemizin nedeni savaş" demediğini, yalnızca “İran bunun bir parçasıydı” ifadesini kullandığını ileri sürdü.
Thiessen, Trump'ın aynı açıklamada “Doğru olanı yaptım, yine olsa yine yapardım” dediğini ve İran konusunda aldığı kararın uzun vadede hem ABD'nin hem de dünyanın çıkarına olduğuna kesinlikle inandığını söylediğini hatırlattı.
Thiessen, “Ona katılmıyorsanız bunu açıkça söyleyin. Katılın ya da katılmayın, en azından dürüstlük budur” ifadelerini kullandı.
İsrail'e güçlü desteğiyle tanınan radyo sunucusu Sid Rosenberg de Vance'in paylaşımını eleştirdi. Rosenberg, bu açıklamayı Vance'e ABD başkanlığı için asla oy vermeyeceğinin bir başka kanıtı olarak değerlendirdi.
Ayrıca Trump'ın kendi yönetimindeki herhangi bir kişinin kendisini zayıflatmasına neden izin verdiğini sorguladı.
Mark Levin de Rosenberg'in tepkisine katıldı ve Vance'in paylaşımını "şaşırtıcı" olarak nitelendirdi.
İlgili Haberler
Milyarderlerin milyarları Cumhuriyetçilerin hezimetini önleyemedi
05 Kasım 2026 18:29
İtalya'dan Ukrayna'ya yeni silah paketi
05 Kasım 2026 18:14
ABD'den İran'a destek suçlamasıyla Hint ve Türk şirketlerine yaptırım
05 Kasım 2026 17:27
Pentagon'dan görünmez savaş için gizli birim
05 Kasım 2026 17:22
